Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Türkiye’nin birçok kentinde işlenen suç ya da cinayetin ardından, “Katil nasıl bulunacak?” sorusuna yanıtı Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığı veriyor. Gazete Habertürk'ten Helin Şahin'in haberine göre faili meçhul cinayetlerden dolandırıcılığa, canlı bomba eylemlerinden basit suçlara kadar birçok olayın gizemi burada aydınlatılıyor. 81 ilde ve 303 ilçedeki bürolarıyla günde ortalama bin olaya bakan Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığı; İngiltere, Almanya ve Fransa’daki teknolojinin aynısını kullanıyor.

‘YENİDEN YÜZLENDİRME’ İLE KİMLİĞİ SAPTADILAR

Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanı Mehmet Tatlı, adaletin ilk ayağını Kriminal Daire’nin oluşturduğunu belirterek, “En ufak bir delille aydınlatamayacağımız olay yok. Her suçlu mutlaka iz bırakır” dedi. Tatlı, Kriminal Daire’nin aydınlattığı bazı olaylar hakkında bilgi verdi.

Tatlı, Mersin’de uçurumun kenarında çürümüş halde bir kadın cesedi bulunduğunu, ‘yeniden yüzlendirme’ yöntemiyle cesedin olası yüzünün laboratuvarlarda oluşturulduğunu ve il geneline dağıtıldığını kaydetti. Tatlı, bu yöntemle cesedin kimliğinin tespit edildiğini söyleyerek, “Böyle çok sayıda olay aydınlatıldı” diye konuştu.

ENGELLİ KIZIN KATİLİ KENDİ AİLESİ ÇIKTI

Yanan kafatasından bile cesedin kime ait olduğunu kolayca teşhis edebildiklerini vurgulayan Tatlı, tümüyle yanmış cesetlerle ilgili de yüzde 100 oranında teşhiste bulunduklarını ve gerçek kimliklere ulaştıklarını dile getirdi.

Tatlı, 2015’te Manisa’nın Akhisar İlçesi’nde yanmış bir ceset bulunduğunu belirterek, “Bu cesedin engelli olan 21 yaşındaki Emine Girgin’e ait olduğunu belirledik. Olayı fotoğraf kraniofasiyal süperimpozisyon işlemi ile çözdük. Daha sonra polis sorgusunda engelli kızı öldürenin ailesi olduğu ortaya çıkarıldı” ifadesini kullandı. Tatlı, 1995 yılında İzmir’de dayısı tarafından öldürülen ve kemikleri yıllarca annesi tarafından saklanan Aynur Tunçdede cinayetine işaret ederek, “Bu cinayeti de 22 yıl sonra çözdük. Kemiklerden elde ettiğimiz DNA profilini aile fertlerinin kan örneklerinden elde ettiğimiz genotipler ile eşleş- tirdik ve sonuca ulaştık” dedi.

“Ankara’daki bir seri tecavüzcünün kim olduğunu laboratuvarlarımızda muhafaza edilen DNA örneğinde bulduk” diye konuşan Tatlı, “M.K. adlı kişi 2004, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında toplam 6 kişiye tecavüz etmiş. Adliyeye intikal eden olayı biz DNA veri bankamızdaki bulgular üzerinden inceleyerek aydınlattık. Şahsı, farklı olaylar sırasında çarşaf, bornoz ve pijamalarda bıraktığı DNA’lardan yola çıkarak bulduk” diyerek seri tecavüzcünün saptanmasını anlattı.

FETÖ İNCELEMESİ

15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili olarak da 84 bin 972 silahın balistik incelemeye alındığını kaydeden Tatlı, “Belge, ses, görüntü ve data verileri dahil toplam 108 bin 893 bulguyu inceledik. Olaylar sonrası toplanan kovanları ve silahları eşleştirerek incelememizi tamamladık. Silahları TSK’ya iade ettik” ifadesini kullandı.

KRİMİNAL LABORATUVAR 1938 YILINDA KURULDU

Emniyet’in ‘bilim masası’ olan merkez, 1938 yılında Kriminalistik Laboratuvar adıyla kuruldu. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanca ‘suç’ anlamına gelen ‘kriminal’ kelimesi Türkçe’ye girdi. 1942 yılında Ankara’da Alman Büyükelçi Von Popen’e yönelik suikast girişimi sırasında ele geçirilen silahın kazınmış olan seri numarası, laboratuvarda hidroklorik asit uygulanarak açığa çıkarıldı. Bu olay, kriminal alanda yapılan çalışmaların tanıtılmasında etkili oldu. Böylece 8 Mayıs 1964’te Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle kriminal laboratuvar, adli laboratuvar olma özelliğini kazandı. 1974’te Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) kuruluş şemasına giren laboratuvar, 1976 yılında Asayiş Hizmetleri Daire Başkanlığı’na bağlandı. 1977’de EGM bünyesindeki Polis Laboratuvar Daire Başkanlığı oldu. 1991 yılında kanun değişikliği ile bünyesindeki uzmanlık alanları genişletildi. 2002’de Avrupa Adli Bilim Enstitüleri Ağı (ENFI) üyesi oldu. 2013 yılında daire başkanlığı haline getirildi.