Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

FETÖ’NÜN DARBE GİRİŞİMİNE KARŞI ALINAN TEDBİRLERE KARŞI YURTİÇİ VE YURTDIŞINDA GÖSTERDİĞİ DİRENÇ

Fetullahçı Terör Örgütünün 15 Temmuz Darbe Girişiminin başarısız olmasından sonra faaliyetlerine son vermediği, yeniden toparlanabilmek için yurt içinde ve dışında faaliyet göstermeye devam ettiği ve örgüte yönelik alınan tedbirlere karşı bir direnç geliştirmeye çalıştığı görülmektedir. Bu kapsamda örgütün yurt içinde ve dışında örgütsel dayanışma çalışmalarına ağırlık verdiği, özellikle yurt dışında Türkiye’ye karşı propaganda faaliyetlerine hız verdiği, deşifre olmamak için gizlilik tedbirlerini artırdığı, bu çerçevede yurt içinde ve dışındaki organizasyonlarını farklı adlar altında gösterdiği ve güvenlik kurumları başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarına siber saldırılar düzenlediği tespit edilmiştir.[1]

  • Darbe Girişimi Sonrası Alınan Tedbirlere Karşı Örgütün Yurtiçinde Gösterdiği Direnç

Örgüt elemanlarının yıllarca kendini başarılı bir istihbaratçı gibi kurumların içinde gizleyebilmesi ve yurtdışındaki faaliyetlerinin kapsamı dikkate alındığında bu yapıyla mücadelede zorluklarla karşılaşılacağı açıktır. Örgüt içi propagandaya bakıldığında, örgütün kendisine karşı alınan tedbirlere direnç gösterme niyet ve gayretinde olduğu anlaşılmaktadır. 

İçişleri Bakanlığınca Komisyonumuza sunulan 27 Aralık 2016 tarih ve 2214254 sayılı cevabi yazıdan, örgütün son dönemlerde kendilerine yönelik güvenlik güçlerince gerçekleştirilen operasyonlar neticesinde;

  • Devlet kurumlarında etkin konumda olan kadrolarındaki dağılması ile birlikte gücünü kaybetmeye devam edeceği,
  • Gizliliğe azami önem vererek, izlerini kaybettirme ve/veya strateji değiştirmek suretiyle diğer dini grupların içine sızmaya çalışarak çekirdek yapıyı yeniden oluşturmaya çalışacakları,
  • Devlet kadrolarında ulaşılamayan gizli hücreleri vasıtasıyla, devlet gizliliği içeren bilgilerin elde edilmesine ve kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya, şantaj, tehdit vb. yollarla üst düzey bürokratlar üzerinde baskı oluşturmaya çalışabilecekleri ve/veya elde edilen bilgileri yabancı misyonlara aktarmak suretiyle ülkemizi uluslararası alanda zor duruma düşürebilecekleri,
  • Gelir kaynaklarında [Kamu kaynaklarından (borsa spekülasyonları, devlet ihaleleri, teşvikler, hibeler), iş adamlarından (şantaj, tehdit vb.), gönüllülük esasına dayanan (himmet, kurban bağışı vb.), örgüt güdümündeki kuruluşlardan (şirket, holding, banka, vakıf, dernek), eğitim faaliyetlerinden (dershaneler, özel okullar, öğrenci yurtları vb.), basın yayın organlarından ve STK’lardan elde edilen gelirler.] yaşanan büyük düşüş nedeniyle, olası operasyonlara maruz kalmamak için isim ve tabela değiştirmek veya devretmek suretiyle örgüt bağlantısı yokmuş gibi gösterme yoluna gidecekleri,
  • Devlet kurumlarında ve güvenlik birimlerinde kaybettiği etkinliğini kazanmaya yönelik veya hâlihazırda bu alanlarda tespit edilen örgüt mensuplarının devam eden dava süreçlerini lehlerine sonlandırmaya yönelik girişimlerinde bulunabilecekleri,
  • Şüpheli durumda ve/veya örgütsel bağı ortaya çıkmış mensupları ile kuruluşlarının sermayelerini yurtdışına çıkarmak için legal/illegal girişimlerde bulunacakları,
  • Mevcut potansiyellerini korumak ve örgütteki panik havasını gidermek amacıyla örgütün içinde bulunduğu sürecin geçeceği, tekrar eski güçlerine kavuşacakları ve kendilerine karşı mücadele eden kişilerden hesap soracakları şeklinde propaganda yapmaya devam edecekleri,
  • Türkiye’nin başta Suriye iç savaşı olmak üzere dış siyasetini kendisi için propaganda malzemesi yaparak, Türkiye karşıtı ülkeler ve yasadışı örgütler ile işbirliği içerisine girebileceği,

Değerlendirilmektedir.

Aynı yazının incelenmesinden, ayrıca;

  • Örgütün gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında sosyal medyanın yanı sıra örgüt güdümündeki basın/yayın araçlarıyla FETÖ’ye yönelik yapılan operasyonların haksız ve mesnetsiz olduğu, masum insanların sindirilmeye çalışıldığı yönünde propaganda yapıldığı,
  • Deşifre olmamış örgüt mensuplarının örgütsel gizlilik içerisinde toparlanma arayışlarını sürdürdüğü,
  • Haklarında adli/idari işlem yapılan kamu personeli ve ailelerinin mağdur edildikleri teması üzerinden siyasiler ve yetkililer üzerinde baskı, kamuoyu üzerinde zihinleri bulandırma şeklinde algı yönetimi uygulamaya çalıştıkları,
  • Tutuklu/hükümlü olanların ailelerine maddi yardım yapılarak sahipsiz olmadıklarını ve hala örgütün aktif olduğunu kanıtlamaya çalıştıkları,
  • Cezaevlerinde bulunan örgüt mensuplarının gizli haberleşme (not, mektup gönderme vb.) yöntemleri ile bağlarını koparmamaya ve tekrar organize bir şekilde hareket etmeye çalıştıkları,
  • Sosyal medya üzerinden geçici bir süreliğine ülkeyi terk ederek (hicret) ve/veya başka ülkelere iltica taleplerinde bulunarak ülkemizin hukuksuz ve yaşanmaz bir ülke olduğu imajını yerleştirmeye çalıştıkları,
  • Mazlum Müslüman imajıyla, kendilerinin PKK/KCK terör örgütü ile aynı kategoride değerlendirilmelerinin hata olduğu algısının yaratılmaya çalışıldığı,
  • Sosyal medya üzerinden açıklamalarda bulunan ve anlatımlarında haklılık iddialarını din üzerinden bir zemine oturtmaya çalışan Gülen’in yaşananlardan sorumlu tuttuğu hükümeti üstü kapalı tehditlerde bulunarak uluslararası kamuoyunda ülkemizi zor durumda bırakmaya çalıştığı,
  • Kamu kurumlarının internet ağlarına yönelik siber saldırılar düzenlendiği,

Anlaşılmıştır.

Ayrıca Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından Komisyonumuza sunulan 22.05.2017 tarihli ve 50-97549206 sayılı cevabi yazıya göre FETÖ/PDY yurt içinde;

  • Deşifre olmamış örgüt üyelerinin korunabilmesi amacıyla yüz yüze görüşmelerin yasaklanması talimatına binaen akıllı telefonlar üzerinden internet tabanlı güvenli haberleşme uygulamalarını kullanmaktadır.
  • Tabanını motive etmek amacıyla internet tabanlı farklı iletişim kanalları üzerinden moral/motivasyon mesajları göndermekte, söz konusu mesajlarda “her şeyin değişeceği, kısa vadede ülkede ciddi olaylar ve ekonomik kriz yaşanacağı, ikinci bir darbe ve/veya Devlet büyüklerine suikast girişiminde bulunulacağı” gibi iddiaları paylaşmaktadır.
  • Örgüt mensuplarının cezaevinde uygulayacakları “hareket tarzı” hakkında yönlendirmelerde bulunmakta, cezaevlerinde örgütsel hiyerarşi tesis ederek, örgütsel disiplinin/düzenin devamına çalışmaktadır.
  • BYLOCK nedeniyle gözaltına alman örgüt mensuplarını ne şekilde ifade verecekleri ve sorulan soruları nasıl cevaplayacakları konusunda talimatlandırmaktadır.
  • Devlet kurumlarında çalışan ve açığa çıkmamış örgüt mensuplarını korumak amacıyla, bu kişilerin FETÖ/PDY karşıtı tutum sergilemeleri ve darbe karşıtı ifadeler kullanmaları yönünde uyarılarda bulunmaktadır.
  • Farklı dini motifli yapılanma ve toplulukların içerisine gizlenmeye/kamufle olmaya uğraşmaktadır.
  • Diğer terör örgütleriyle işbirliği arayışlarını arttırmaktadır.
  • Örgüt okullarında görev yapan öğretmen ve sorumlu düzeydeki şahısların, okulların kapatılması akabinde, örgütsel bağlılığın/ilişkilerin devam etmesi açısından eski öğrenciler ve aileleri ile irtibatlarını devam ettirmelerini sağlamaktadır.
  • Yakalanma ihtimali bulunan örgüt mensuplarını yurtdışına kaçmaya teşvik etmektedir.
  • Kesilen finans kaynaklarını ikame etmek amacıyla yurtdışından para transfer etmeye çalışmaktadır.
  • Sosyal medya üzerinden toplumsal huzursuzluk meydana getirmeye matuf paylaşımlarda bulunmakta ve profesyonel bir psikolojik harekât çalışması yürütmektedir.
    • Darbe Girişimi Sonrası Alınan Tedbirlere Karşı Örgütün Yurtdışında Gösterdiği Direnç

Yurtdışında FETÖ’ye karşı faaliyetler genel olarak, örgütün iç yüzünün ve gizli hedeflerinin muhataplara aktarılması ve örgütün bu ülkelerdeki faaliyetlerinin durdurulmasının sağlanmasına yönelik çalışmalar şeklinde gerçekleştirilmektedir.[2]

Daha önce mevcudiyetinin olmadığı ülkelerde, son dönemdeki süreçte de varlık göstermeyen FETÖ’nin, bölgesel düzeyde etkinliğinin azaldığı ve yerel makamlar nezdinde itibar kaybettiği bazı ülkelerde, sorumlu düzeydeki personelini başka ülkelere kaydırdığı tespit edilmektedir.

Örgütün eğitim kurumları, kültürel görünümlü dernekler ve işadamları dernekleri aracılığıyla yurtdışında sürdürdüğü yapılanması, bölgeden bölgeye ve kısmen ülke bazında değişen görünürlükte mevcudiyetini devam ettirmekle birlikte, Türkiye Cumhuriyet Devletinin girişimlerinin etkisiyle eski güç ve etkinliğinden uzaklaşmış ve çok düşük profilde etkinlik gösterme dönemine girmiştir.

Örgüt, imkan bulduğu ülkelerde kendi basın yayın faaliyetlerini sürdürmekte, kendi medyasının yeterli hinterlandının bulunmadığını değerlendirdiği ülkelerde ise yerel basınla geliştirdiği yakın ilişkiler çerçevesinde istediği yönde yayınlar/makaleler/haberler yayınlatma yoluna gitmektedir. Genel itibariyle örgütün basın ve sosyal medyadaki faaliyetleri kapsamında, önce büyük ülkelerdeki itibarlı gazetelerde yayınlattığı bir makaleyi, daha sonra Afrika başta olmak üzere, dünyanın çeşitli ülkelerindeki medyada da yayına verdiği gözlemlenmektedir.

Medya yoluyla yapılan propaganda faaliyetlerinin yanı sıra örgüt, kurmuş olduğu çeşitli STK ve şirketler aracılığıyla, ülkenin şartlarını göz önünde bulundurmak suretiyle siyasetçiler, dini liderler, kanaat önderleri, aşiret/kabile reisleri ve bürokratlar nezdinde lobicilik faaliyetlerinde bulunmakta ve ülke yönetiminde etkin kişiler üzerinde örgüt lehinde kamuoyu oluşturmaya özel önem atfetmektedir.

Örgütle iltisaklı okulların, iyi bir eğitim sistemi bulunmayan ve alternatif model geliştirilemeyen yerlerde faaliyetlerini sürdürdüğü tespit edilmiştir. Öte yandan, örgüt eskiden beri faal olduğu ve iyi tanıdığı ülkelerde, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin girişimleri neticesinde resmi makamlarca kapatılan okullarını, içinde bulunulan ülkenin vatandaşları adına kurulan şirketler aracılığıyla yeniden açmak suretiyle kanunların etrafından dolaşabilmektedir.

Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından Komisyonumuza sunulan 22.05.2017 tarihli ve 50-97549206 sayılı cevabi yazıya göre FETÖ/PDY yurt dışında;

  • Faaliyet gösterdiği ülkelerde mevcudiyetini koruyabilmek amacıyla siyasi temaslarda bulunmakta ve örgütün “darbe girişimi ile bir bağlantısı olmadığını” ileri sürmektedir.
  • Darbe girişimi sonrasında örgüte karşı yürütülen soruşturmaları ve görevden almaları, dış basında ülkemiz aleyhinde gündem yaratabilecek şekilde yansıtmaya ve mağdur edildiği algısını oluşturmaya çalışmaktadır.
  • Örgütü ılımlı İslam çerçevesinde faaliyet yürüten “Sivil Toplum Hareketi” gibi lanse etmeye yönelik propaganda yapmaktadır.
  • Gülen’in farklı ülkelerin basın yayın organlarına röportaj vermesini sağlamakta, ABD, NATO ve AB’ye, demokrasiye dönülmesi ve darbe girişiminin araştırılmasına yönelik uluslararası bir komisyon kurulması için ülkemize baskı uygulanması çağrısı yapmaktadır.
  • BM, AİHM gibi uluslararası kuruluşlara “mağdur edildikleri” iddiasıyla başvuruda bulunmaktadır.
  • Sıkıntı yaşadığı ülkelerdeki malvarlıklarını ve kişileri örgüte müzahir başka ülkelere kaydırmakta ya da söz konusu ülkelerdeki mal varlıklarını güvendiği kişilere devretmektedir.
  • Türkiye’den kaçan örgüt mensuplarına gittikleri ülkelerdeki üyeler tarafından sahip çıkılmasını sağlamaktadır.
  • Örgüte ait olduğu bilinen eğitim kurumlarını görünürde devretmekle birlikte arka planda kontrol etmeyi sürdürmektedir.
  • Mevcut basın-yayın organlarının faaliyetlerine son vererek, bir taraftan “mağdur edildiği” algısını yaymak için uğraşmakta, diğer taraftan ise yeni kurduğu basın-yayın organları aracılığıyla propaganda çalışmalarına devam etmektedir.
  • Terör örgütlerinin yanı sıra Türkiye aleyhtarı güç odakları, lobiler ve diasporalarla işbirliğine yönelik ilişkiler geliştirmektedir.
    • FETÖ Bağlantılı Okullara İlişkin Gelişmeler

15 Temmuz Darbe Girişiminden önce yurtdışında kâin FETÖ iltisaklı okulların faaliyetlerinin durdurulmasına yönelik olarak Dış Temsilciliklerimizce ilgili ülke makamları nezdinde girişimler yapılmıştır. Bu girişimler 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında yoğunlaştırılarak sürdürülmektedir. Birçok ülkede girişimlerimiz sonucunda somut neticeler alınmaktadır. Örneğin, Gambiya 15 Temmuz Darbe Girişimi öncesinde, Azerbaycan, Libya, Ürdün, Somali ve Sudan ise darbe girişimi sonrasında ülkelerinde mukim FETÖ bağlantılı okulları kapatmış, Gine’deki okullar Ekim 2016’da, Çad’daki okullar ise Kasım 2016’da Maarif Vakfı tarafından devralınmıştır. Pakistan’daki okulların yönetimine Pakistan tarafınca el konulmuş, yönetim kuruluna Pakistanlı idareciler atanmıştır. Maarif Vakfı tarafından Pakistan’da bir temsilci görevlendirilmiş olup, Vakfın Pakistan’da faaliyet göstermesi için yapması gereken başvuru süreci tamamlanmıştır. Okullar konusunda Türkiye Cumhuriyetinin önceliği, söz konusu okullarda eğitim gören öğrencilerin mağduriyetinin engellenmesidir. FETÖ bağlantılı okulların akıbetine ilişkin hususları ele almak üzere Milli Eğitim Bakanlığı ve Maarif Vakfı yetkilileri tarafından çeşitli ülkelere ziyaretler gerçekleştirilmektedir.

Bazı ülkelerle ise FETÖ iltisaklı okullara yönelik alınabilecek tedbirlerin ilgili ülkelerin eğitim konularından sorumlu yetkililerince oluşturulacak ortak komisyonlarda ele alınması hususunda mutabakata varılmıştır. Pek çok ülke okulların faaliyetlerinin durdurulmasına yönelik tedbir alınması taahhüdünde bulunmuş olup bu konuda dış temsilciliklerimizin temas ve girişimleri yoğun şekilde sürdürülmektedir.

  • FETÖ İltisaklı Şirketler ve Derneklerle İlgili Gelişmeler

FETÖ’nün şirketler ve işadamları dernekleri gibi ekonomik kuruluşlar aracılığıyla yurtdışında yürüttüğü ticari faaliyetler Dış Temsilciliklerimizce ilgili kurumlarımızla eşgüdüm içerisinde yakından takip edilmekte olup, FETÖ iltisaklı şirket ve derneklerin ülkemizi temsil etmelerinin mümkün olmadığı hususu tüm Büyükelçiliklerimizce düzenli olarak bulundukları ülkelerdeki resmi makamların dikkatine getirilmektedir.

Bu bağlamda, anılan şirket ve derneklerin uluslararası terörizmin finansmanına katkıları ve yasadışı ticari faaliyetleri aracılığıyla bulundukları ülkelere karşı oluşturdukları tehdit hakkında yabancı muhataplarımız bilgilendirilmektedir. 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında ülkemizin yürütmekte olduğu kapsamlı mücadele sonucunda, yurtdışında faaliyet gösteren FETÖ iltisaklı şirket ve işadamları derneklerinin görünürlükleri ve etkinliklerinin azaldığı gözlemlenmekle birlikte, FETÖ’nün ticari varlığının merkezinde esasen eğitim alanında elde ettikleri gelirin yer aldığı dikkat çekmektedir.

  • FETÖ İltisaklı Yüksek Okulların Kapatılması Sürecinde Yabancı Öğrencilerin Durumu

YÖK’ten alınan bilgilere göre, kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarındaki yabancı uyruklu öğrencilerin koordinatör üniversitelere ve (bu öğrencilerin kayıtlı oldukları programların koordinatör üniversitelerde bulunmadığı hallerde) diğer yükseköğretim kurumlarına yerleştirilme işlemleri tamamlanmış, yerleştirilen ve ülkemize girişte sıkıntı yaşayan yabancı öğrencilerden, haklarında FETÖ bağlantılarıyla ilgili adli soruşturma veya kovuşturma bulunmayanların eğitim haklarının 2017-2018 eğitim-öğretim dönemi boyunca saklı tutulması kararlaştırılmıştır. Öte yandan, çeşitli yükseköğretim kurumlarına yerleştirilmekle birlikte, kapatılan üniversitelerde burs, barınma v.b. destek almakta iken, bu destekten mahrum kalan ve öğrenimlerini sürdüremeyecek hale gelen yabancı öğrencilerin durumunun Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı eşgüdümünde mahallinde Valilikler başkanlığında oluşturulacak komisyonlar marifetiyle çözüme kavuşturulması Bakanlar Kurulunda kararlaştırılmış, Büyükelçiliklerimiz ve Başkonsolosluklarımız bu konuda yöneltilebilecek talepler bağlamında bilgilendirilmiştir. 

15 Temmuz 2016 silahlı darbe girişiminin ardından ülkemizde alınan tedbirler bağlamında akademik camiayı ilgilendiren karar ve uygulamalara ilişkin olarak yabancı ülkelerdeki, özellikle Avrupa ülkelerindeki üniversiteler ve/veya üniversite birliklerince söz konusu karar ve uygulamaları eleştiren, haksız ithamlar içeren açıklama ve duyurular yayınlanmış, dış temsilciliklerimize mektup ve e-posta mesajları iletilmiştir. Dış temsilciliklerimizi muhatap mektup ve mesajlara gerekli yanıtlar verilmiştir.

Alınan bilgilere göre, YÖK, Avrupa Üniversiteler Birliği, Avrupa Birliği, Bologna Süreci Grubu, Türk-Amerikan Bilim İnsanları ve Akademisyenler Birliği gibi 116 uluslararası kuruluşa bu mahiyette mektuplar göndermiş, Üniversitelerarası Kurul üyeleri, Rektörler, TÜBİTAK ve TÜBA’dan da işbirliği içinde oldukları kurum ve kuruluşlarla bu mektupları paylaşmalarını istemiş, YÖK temsilcileri ve rektörlerden oluşan heyetleri ilgili uluslararası akademik kuruluşlarla temaslarda bulunmak üzere yurtdışında görevlendirmiştir.

Yurtdışında FETÖ iltisaklı üniversite ve kürsü/araştırma merkezi/enstitü v.b. yapıların tespiti ile bunlara karşı gereken tedbirlerin alınması amacıyla, Dışişleri Bakanlığımızca dış temsilciliklerimiz ve ilgili kurumlarımızla istişare içinde çalışmalar başlatılmış olup bu çalışmalar devam etmektedir.  

  • Darbe Girişimine Karşı Alınan Tedbirlere Karşı FETÖ’nün Yurtiçi ve Yurtdışında Gösterdiği Direncin Ekonomik Yönü

Darbe girişimi sonrasında çok sayıda ekonomik önlemler alınmıştır. Kanun Hükmünde Kararnameler sayesinde, birçok alanda hızla tedbirler alınmış, örgütün  alınan bu tedbirlere karşı yurt içindeki direnci ve bu tedbirleri etkisizleştirme çabaları pek etkili olamazken, yurt dışında çok sayıda ülkede örgütlendiği için kendi açılarından ölüm-kalım savaşı olarak gördükleri bu mücadelede lobi faaliyetleri ile Türkiye'yi itibarsızlaştırmak için karalayıcı propaganda faaliyetlerini sürdürmüştür. Bu kapsamda örgüt, Türkiye ekonomisi ile ilgili olarak uluslararası yatırımcıların kafasının karışması, beklenti ve algılamalarının kötüleşmesi için her türlü manipülasyonu yapmaktan geri durmamıştır.

  • Darbe Girişimi Tedbirlerine Karşı FETÖ'nün Ekonomi Alanında Yurtiçinde Gösterdiği Direnç

Ankara Çatı İddianamesinin[3] 9. Bölümünde Fetullahçı (Paralel Devlet Yapılanması) Terör Örgütünün Mali Yapısı başlığı altında da verildiği üzere; FETÖ mensupları Türkiye'deki mal varlıklarına el konulmasını önlemek için şirketleri ve mal varlıklarını başkalarına devretme ve hızla paraya dönüştürme girişimlerinde bulunmuştur. Örgütün okulları, önceden kâr amacı güden şirketler tarafından işletilirken; denetimi daha zor ve ceza muhakemesine göre kayyım atanması mümkün olmayan vakıflara devretme girişimleri olmuştur. FETÖ mensuplarının bu girişimleri büyük ölçüde, 17-25 Aralık süreci sonrasında kademeli olarak 15 Temmuz Darbe Girişimine kadar devam etmiştir.

15 Temmuz Darbe Girişiminin başarısız olmasının ardından, 29 Temmuz 2016 Cuma günü Resmi Gazete’de yayımlanan “Suç Gelirlerinin Aklanmasının Ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kapsamında İşlemlerin Ertelenmesine Dair Yönetmelik” kapsamında FETÖ mensubu oldukları değerlendirilen kişiler ve darbe girişimine katılan askerlerin olduğu diğer bir liste bankalara iletilmiş ve bu kişilerin bankacılık işlemlerine sınırlama getirilmiştir.

Darbe girişiminin ardından 18 Temmuz – 29 Temmuz tarihleri arasında, söz konusu Fetö'cü listelerinde yer alan kişilerin herhangi bir para transferi ya da benzer bir işlem yapıp yapmadıkları ayrıntılı olarak bilinmemektedir. 22-29 Temmuz haftasında, Dolar/TL kurundaki düşüşe karşın, gerek TL cinsi gerekse yabancı para cinsi mevduatlarda bir miktar azalma kaydedilmiştir[4]. Öte yandan, 29 Temmuz öncesinde FETÖ'cülerin olası para transferine karşı ihtiyatlı bir yaklaşım bulunduğu için söz konusu süreçte miktarsal anlamda da büyük bir direnç gösteremedikleri düşünülmektedir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, 15 Temmuz öncesinde paralel yapıya ait vakıf ve üniversitelere ilişkin dikkat çekici taşınmaz satış hareketleri tespit ettikten sonra özel bir birim oluşturarak; konu ile ilgili emniyet birimleri, YÖK ve Vakıflar Genel Müdürlüğü nezdinde gerekli girişimleri yapmış, devamında bu yapıya ait kurumlara tayin edilen kayyumlarla da irtibat kurmak sureti ile tapu müdürlüklerinde ciddi tedbirler alınmıştır. Alınan tedbirler çerçevesinde 18/05/2016 ve 25/05/2016 tarihli talimatlar ile bu örgütün ya da mensuplarının mal kaçırmaları büyük çapta önlenmiştir. Darbe girişiminden sonra 23/07/2016 tarihli 667 Sayılı KHK yayımlanmadan önce, 19/07/2016 ve 21/07/2016 tarihlerinde "idari önlemler" konusunda bölge müdürlüklerine gerekli talimatlar iletilerek 15 Temmuz sonrasında da tapu işlemleri yoluyla örgütün ya da mensuplarının mal kaçırmaları önlenmiştir.

  • Darbe Girişimi Tedbirlerine Karşı FETÖ’nün Yurtdışında Gösterdiği Direncin Ekonomik Yönü

Darbe Girişimi sonrasında FETÖ’nün ekonomi alanında gösterdiği direnç temelde yurt dışındaki örgütlerinin lobi gücünü kullanarak gerçekleşmiş ve etkilerini hâlâ devam ettirmektedir. 18-22 Temmuz haftası Türkiye'de finansal piyasalarda gözlenen keskin oranlı kayıpların ardından sonraki haftalarda bu kayıpların telafi edilmesi, örgütün yurtdışında Türkiye hakkında yürüttüğü olumsuz propaganda ve karalama amaçlı lobicilik faaliyetlerinin artmasına yol açmıştır. Örgüt, himmet paralarını lobicilik faaliyetlerinde kullanma konusunda öteden beri tecrübe sahibidir.

Bir ülke ekonomisinin temeli ülke ekonomisine dair beklentiler ve güvenin korunmasına dayanır. Gerek o ülke ekonomisinin içinde faaliyet gösteren kişi ya da şirketler, gerekse o ülke ile sosyal, ticari ve siyasi ilişkilerde bulunan diğer ülkelerin algılamaları bu nedenle önemlidir. FETÖ, darbe girişimi sonrası Türkiye’nin darbecilere karşı almakta olduğu yasal tedbirler ve kovuşturmalar hakkında propaganda ve mağduriyet söylemi ile yurtiçinde insanların kafalarını karıştırmaya ve belirsizliğe neden olmaya çalışmaktadır. Bu örgütün yurt dışındaki lobilerinin de etkisiyle birçok ülkede Türkiye'ye karşı ön yargılı ve haksız eleştiriler yöneltilmiştir. Hatta bazı ülkelerde darbe girişimine tepki göstermek yerine darbelere tepki gösteren Türk halkını suçlayan ve darbecilerin yargılanmasından endişe duyan yayınlar yapılmıştır. Sonuç itibariyle, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında Türkiye'ye ve Türk ekonomisine dair beklenti ve algılamaları bozmak için FETÖ stratejik bir güç olan lobicilik faaliyetlerini kullanmaktadır.

Lobicilik faaliyetlerinin dünyada en etkin olarak yürütüldüğü ülkelerden birisi olan ABD'de 51 eyaletin 45'inde örgütlenen FETÖ, kurmuş olduğu network (ağ) ile her alanda faaliyet göstermektedir. FETÖ'nün ABD başkanlık seçimlerinde açık destek verdiği Hillary Clinton hakkında ortaya çıkan e-posta ve belgeler, FETÖ'nün elebaşı Fetullah Gülen ile yakın temas halinde olunduğunu göstermiştir. FETÖ sadece ABD'de değil, dünyanın farklı ülkelerinde birçok siyasetçi, bürokrat ve uluslararası lobiyle Türkiye'de topladıkları himmet paralarını kullanarak iletişim sağlamaktadır. Türkiye'yi dünya kamuoyunda itibarsızlaştırmak ve uluslararası ceza mahkemelerini harekete geçirmek isteyen FETÖ; okulları, dernekleri, vakıfları, gazeteleri ve hatta rüşvet verdikleri bazı siyasiler ile lobi faaliyetlerini en etkili şekilde sinsice yürütmektedirler. Bir örnekle somutlaştırmak gerekirse; İngiliz Times gazetesinin 1 Ağustos 2016 tarihli haberine  göre, iktidardaki Muhafazakar Parti'nin Harborough milletvekili olan Garnier, 2015 yılı Şubat ayında "Türkiye'deki İnsan Haklarına Saygı ve Hukukun Üstünlüğü" başlıklı raporu için FETÖ'den 115 bin 994 sterlin almıştır.

Ayrıca; FETÖ, uluslararası kuruluşlardaki kadrolaşmasını 17-25 Aralık sürecinden sonra kademeli olarak güçlendirmiştir. Ankara Çatı İddianamesinin  mali yapılanma kısmında da bahsedildiği üzere; "bu örgüt ülke dışında devlet kaynaklarını kullanarak militan kadrolarını eğitmiş ve örgüt yararına faaliyet yürütmek üzere zamanı geldiğinde Türkiye’ye çağırıp görevler vermiştir. Devlet kurumlarına birçok atama bu örgütün yurt dışında devlet kaynağı ile eğitilen kadrolarından gerçekleştirilmiştir". Önceki yıllarda, Türk kamu bürokraside yöneticilik, üst düzey yöneticilik, yurtdışı temsilcilikleri görevlerine getirilerek parlatılan bu isimlerden bazıları uluslararası ekonomi kuruluşlarına geçiş yapmıştır.

Örgüt aldığı darbelerle yurt içindeki hareket kabiliyetini büyük ölçüde kaybetmiş olsa da, dış desteği ve bağlantıları devam ettiği için yurt dışındaki faaliyetleri ve propaganda çalışmaları önemli ölçüde devam etmektedir.

[1] İçişleri Bakanlığınca Komisyona sunulan 27 Aralık 2016 tarih ve 2214254 sayılı cevabi yazı.

[2] FETÖ’nün yurtdışındaki gücünün azaltılmasına yönelik olarak alınan tedbirler konusunda ayrıntılı bilgi için bu raporun 2.2.5. ve 2.3.6. numaralı bölümlerine bakılabilir.

[3] Ankara Çatı İddianamesi, Dokuzuncu Bölüm, Fetullahçı (Paralel Devlet Yapılanması) Terör Örgütünün Mali Yapısı, s.15.

[4] BDDK İnteraktif Haftalık Bülten: http://ebulten.bddk.org.tr/haftalikbulten/index.aspx

 

<< DARBE GİRİŞİMİNİN VE DARBE GİRİŞİMİNE KARŞI ALINAN TEDBİRLERİN ETKİLERİ

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİN AÇIĞA ÇIKARDIĞI SORUN VE ZAFİYET ALANLARI >>