Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Adana'nın Aladağ ilçesinde 11'i çocuk 12 kişinin yaşamını yitirdiği kız yurdu yangınıyla ilgili 7 tutuklu sanığın yargılanmasına başlandı. Sanıklar itfayeyi suçladı. Yurt müdürü Cumali Genç "Ben yangında 12 yavrumu kaybettim biri de benim çocuğum. Eşim de yaralandı. Gelen itfaiyede sadece 2 kişi vardı, vatandaşlarla birlikte kurtarma yaptık merdiveni duvara dayadık, çocukları bu şekilde almaya çalıştık. Yangın tüpleri bakım için gönderilmişti. İtfaiyenin kıyafetleri yoktu. Bu kadar uzun sürmesinde itfaiyenin büyük kusuru vardır. Sepetli bir itfaiye aracı olsaydı eğer yangında daha az ölüm olurdu. Yurdun kapıları kesinlikle kilitli değildi" dedi.

Habertürk Haber Merkezi'nden Beycan Üçkardeş'in aktardığı bilgilere göre, Adana'nın Aladağ ilçesinde 29 Kasım 2016'da 11'i çocuk 12 kişinin hayatını kaybettiği, 22 öğrencinin yaralandığı yangınla ilgili, yurt müdürünün de aralarında yer aldığı tutuklu 7 sanık hakkında "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçlarından 2 yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle açılan davaya başlandı. Kozan Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma katılımcılar salona sığmayınca Kozan Ticaret Odası Toplantı Salonu'na alındı.

Duruşmada çocuklarını kaybeden müşteki 10 ailenin yanı sıra yangından yaralı kurtulan 4 çocuk da hazır bulundu. Tutuklu sanıklar yurt müdürü Cumali Genç, dernek görevlileri İsmail Uğur, Mahir Kılıç, Mahmut Deniz, Mustafa Öztaş, Ramazan Dede ve Ramazan Keleş, geniş güvenlik önlemi altında duruşma salonuna getirildi.

"SEPETLİ İTFAİYE ARACI OLSA YANGINDA DAHA AZ ÖLÜM OLURDU"

Sanık Yurt Müdürü Cumali Genç, "Ben yangında 12 yavrumu kaybettim biri de benim çocuğum" diye başladığı savunmasında şunları söyledi:

"Benim yaşadığım acıyı kimsenin hissettiğini sanmıyorum. Eşim de yaralandı. Yurtta elektrik panosundan yangın çıktığını düşünüyorum. 2016'nın başında göreve başladım. Elektrik, su, kalorifer tesisatı geniş çalışma yapılmış, tadilattan geçmişti. Gelen itfaiyede sadece 2 kişi vardı, vatandaşlarla birlikte kurtarma yaptık merdiveni duvara dayadık, çocukları bu şekilde almaya çalıştık. Yangın tüpleri bakım için gönderilmişti. Kış nedeniyle pencereler de kapalıydı. Bu nedenle üçüncü katın penceresine taş atarak oradakilere ulaşmaya çalıştık. Öğrenciler dört buçukta (16.30) okuldan çıkıp yurda geliyorlardı, hafta sonu da evlerine gidiyorlar, bu nedenle yangın tatbikatı yapılamadı. Yangın merdivenlerinin kapıları açıktı, belki çocuklar oynarken kolları düşürmüş olabilir. İtfaiyenin kıyafetleri yoktu. Bu kadar uzun sürmesinde itfaiyenin büyük kusuru vardır. Sepetli bir itfaiye aracı olsaydı eğer yangında daha az ölüm olurdu. Yurdun kapıları kesinlikle kilitli değildi."

DİĞER SANIKLAR DA İTFAİYEYİ SUÇLADI

Sanıklardan yurdun sahibi derneğin yönetim kurulu üyesi Mahir Kılıç "Yurt 45 yıldan beri hizmet veren bir yer. Cumali Genç orada yurt müdürü olarak görev yapıyordu, yapılacak tadilatlar, alınacak kişileri o belirliyordu. Elektrik dağıtımını yapan firma yetkilileri benim de iş yerime olayın olduğu gün gelip sayacını değiştirip inceleme yapacaklarını söylediler. Bu sayaçları aldıktan sonra ilçede 3 yangın daha meydana geldi" dedi.

Yönetim Kurulu Muhasip Üyesi Mustafa Öztaş ise, "Eğer sepetli bir itfaiye aracı olsa bu çocukların hepsi kurtarılırdı" diye suçlamada bulundu. Sanıklardan Ramazan Keleş çocuklara yardım amacıyla dernek yönetiminde görev aldığını belirtirken, dernek üyesi Ramazan Dede ise yurdun işletmesi ile ilgili bir görevi olmadığını söyledi.

BAHÇE HORTUMUYLA ALEVLERE MÜDAHALE

Dernek yöneticisi sanıklardan Mahmut Deniz, yurttan kendisine telefon edildiğini, itfaiyeye telefonla ulaşamadıklarının söylendiğini anlattı. Deniz, "Bahçe hortumu ile çıkan alevlere müdahale etmeye çalıştım fakat etkisiz kaldı. Yangında yaralı kurtulanların arasında hem torunum, hem yeğenim vardı. Eşim de bu yangında ağır yaralandı" diye konuştu.
Aladağ Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği Başkanı olan sanık İsmail Uğur da yangının bu kadar büyümesi ve çocukların ölümünde sepetli bir itfaiye aracının olmamasını gerekçe gösterdi.

"YAVRUMUN KÜLÜNÜ BİLE GÖSTERMEDİLER"

Duruşma öncesinde yaşamını yitiren çocukların aileleri, ellerinde kaybettikleri evlatlarının isimlerinin bulunduğu döviz ve "Adalet mücadelemiz başka canlar yanmasın diyedir. Aladağ'ı unutma, unutturma" yazılı pankartlar taşıyarak ilçe merkezinde yürüdü. Kızları Tuğba ve Neslihan'ı kaybeden Teslime Aydoğdu "Onlardan ahirette Allah hesabını soracak. Ben de dünyada soracağım. Benim canımı ciğerimi çektiler aldılar, dünya varlığımı, hayatımdaki en kıymetli varlıklarımı göz göre göre aldılar. Yaktılar benim yavrumu. Ben bunun sonuna kadar arkasındayım. Yavrumun külünü bile görmedim. Adıyla yaşıyor yavrum" dedi.

16 BARODAN DESTEK

TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, 16 baro başkanı ile TBMM Aladağ Komisyonu Üyesi Milletvekili Mustafa Balbay, CHP Milletvekilleri Elif Salina, Elif Doğan Türkmen, İbrahim Özdiş da duruşmayı izledi.