Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından halkı bilgilendirmek ve din üzerinden yapılabilecek istismarlara karşı bilinç oluşturmak amacıyla FETÖ'nün din anlayışını bizzat kendi kaynaklarından tespit etmek amacıyla Kendi Dilinden FETÖ - Örgütlü Bir Din İstismarı Raporu hazırlanmıştır. 

1. “BÜYÜKLER MECLİSE TEŞRİF EDİYORLAR”

Gülen, muhtelif konuşmalarında kendisinin ve örgütünden birçok kişinin sadece Peygamber Efendimizle değil sahabe-i güzin ve tabiinin önemli simalarıyla rüyada hatta yakaza halinde/uyanıkken görüştüklerini, onların devamlı bu yapıyı ziyaret ettiklerini, faaliyetlerini desteklediklerini anlatmaktadır. Aşağıda bu tür konuşmalarından bazı pasajlara yer verilmiştir: 25 Mart 1990 tarihinde İzmir Şadırvan Camii’nde yaptığı konuşmasında şöyle demektedir: “Çağlara söz geçiren ve mührünü vuran büyük insanlar birden bire bulunduğumuz bir meclise geldi… Eskilerin vücudu mevhibe-i rabbani dedikleri yapıların, manevi yapının, rüyada değil, hakikatte de bu türlü tecellileri oluyordu… Materyalistler bunu kabul etmeseler bile bu meselenin binlerce müşahidi vardır. Eskilerin yakaza dedikleri durumda da müşahedeler olur. Çağlara bir mühür gibi adını vuran, bir nam olarak nam-ı celil olarak… Gelecek nesillere intikal edecek olan büyükler bir meclise teşrif ediyorlar… Bu işin başındaki zat “biz buraya geldik. Efendimizle görüşme vardı planda. Oysa bakıyoruz. Efendimiz burada yok… niye yok?” Orada biri “Efendimiz cehenneme giden ümmetini çıkarmaya gitti” diyor… Bunun üzerine onlar da orada oturmuyor cennetin yamaçlarında olan cehenneme doğru yola çıkıyorlar… bir ses duyuyor “sizin nurunuz cehennem ateşini de söndürecektir.” (İman ve Aksiyon 2, dk. 30:00-35:00)

2. HASAN BASRİ, İMAM-I AZAM EBU HANİFE VE MEVLANA, ÜNİVERSİTE PROJESİ ÇİZİYOR(!)

Gülen’in bir önceki alıntıda müphem bıraktığı “büyükler” ifadesi, aşağıdaki alıntıda bir kısmının ismi verilerek zikredilmektedir: “…Size bir müşahede arz edeyim. Böyle şeyleri cami kürsüsünden arz etmeyi önceleri düşünmüyordum. Ama size semanın iltifatını, Resûlullah’ın iltifatını ketmedemezdim. Kıtmir hizmetten uzaktır… Ama zorla götürülürse hizmet eder… Size böyle bir zorla götürülüşün neticesini arz edeceğim: Birkaç arkadaşım sen de bulun, demişlerdi, alıp bir mektep yeri, bir üniversite yeri, bir arsayı görmek için beni bir yere götürmüşlerdi… çalılık, taşlık bir yerdi. O çalılığın ortasında birkaç insan oturuyordu. Nuranî insanlardı. Yanlarına sokulmaya karar verdiler. Yanlarına gittik ben istizan istedim. Sizler kim olasınız ki dedim. Tabiinin efendisi Hasan Basri idi. Orda Numan ibn Sabit Ebu Hanife vardı. Celaleddin-i Rumi vardı. Çeşitli asrın büyük insanları bir araya toplanmış sizin yapacağınız Üniversitenin krokisini, mana aleminde çerçevesini ortaya koyuyorlardı… Sizin yeniden dirilişinizin çok önemli hususlarını bir araya getiren, bu önemli imamları bir arada görünce, bilhassa bu hususu dikkatlerinize arz ediyorum. Sizin hizmet çerçevenizin, yeni dirilişteki durumunuzun çerçevesini tam vermek için Hasan Basri’den Mevlana’ya uzanan bir çizgide bu heyetin bir araya gelmesi sizin adınıza çok önemlidir. Cesaret alınca sordum, bir başka zaman. Müşahit…onlara soruyor: Acaba biz nasıl hizmet yapıyoruz? Sözcü Hasan Basri diyor ki -zaman kulak kesilsin, dinlesin-… “Siz öyle bir hizmet ortaya koydunuz ki sahabenin hizmetinden farkı yok…” Müşahit, ellerinde beyaz bir defter olduğunu, bu defterde hizmet erlerinin isimlerinin yazılı olduğu başta bir mühür gibi çağa ismini basan, bir düşünce çığırı açan zatın ismi vardı… hatta Samsunlu hoca vardı. Samsunlu hoca Mehmed Ali hocaydı… Acaba benim de ismim var mı diye merak ettim. İsimlerin hepsini göstermediler. Zira adı silinmiş olan, isimler üzerine çapraz işaretler vardı... silik isimleri merak ettim. Göstermediler…” (İman ve Aksiyon 1. dk 28:47 vd.)