Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

SEÇILMIŞ CEMAAT(!)

Gülen, Zihin Harmanı (Prizma 7) kitabında şu satırlara yer vermektedir:

“… Buradaki iltifatın içine, ahir zamanda yaşayan, Allah’a
iman etmiş hemen her mü’minin girdiğini de söyleyemeyiz…
Ancak, Efendimiz’in on dört asırdan bu yana gelen bütün
cemaatleri aşarak, ahir zamanda dine sahip çıkan bir cemaate
hususî iltifat göstermesi, takdir edersiniz ki, onlardaki bir kısım
hususî “vasıflara” binaendir… İşte bu ağır şartlar altında dine
sahip çıkan bir cemaatin kadri hakikaten çok yüce olmalıdır ki,
Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de buna binaen onları
takdir etmektedir… Bir cemaat, böyle ehemmiyetli bir meselenin
altına girmiş ve bunu yapıyorsa, elhak Efendimiz, kendisine lâyık
kadirşinaslığı gösterecek ve bu cemaate kendi asrından elini
uzatacak ve onlara “Selâm olsun!” diyecektir.!

Bu satırlarda Gülen’in kendisine bağlı örgütü ayrıcalıklı bir konumda gördüğünün açık
ifadeleri vardır. Müstakbel İslam kuşakları için müjde mahiyetinde varid olmuş bir hadis-i
şerifin genel hükmünü kendi cemaatine hasrederek adeta Allah’ın herkesi kapsamına
alan sonsuz rahmetini daraltırcasına “Buradaki iltifatın içine, ahir zamanda
yaşayan, Allah’a iman etmiş hemen her mü’minin girdiğini de söyleyemeyiz” demektedir.
Bunu yaparken de tek hedefi kendi topluluğunu seçkin bir konuma yerleş-
tirmektir.

Gülen’in bahsettiği hadis-i şerifin meali şöyledir: Enes b. Mâlik’ten rivayet edildiğine
göre Hz. Peygamber (s.a.s.): “Kardeşlerime kavuşmamı istedim.” buyurdular. Bunun
üzerine sahabîler “Biz senin kardeşlerin değil miyiz?” diye sordular. Hz. Peygamber
(s.a.s.) de “Sizler benim ashabımsınız. Kardeşlerim ise beni görmeden bana iman
edenlerdir.” buyurdular.

Hadis-i şerifin değişik rivayetleri göz önüne alındığında Hz. Peygamber’in “kardeşlerim”
diye tanımladığı gelecek kuşak Müslümanların iki önemli özelliği zikredilmektedir. Bunlar
ise iman ve abdesttir. Bu hadislerde belli bir grubun veya cemaatin işaret edildiğine
hükmetmek veya bu hadisleri kendi cemaatine işaret ediyor şeklinde sınırlandırmak,
adeta Allah ve Resûlü adına tasarrufta bulunmaya yeltenmektir. Böyle bir yeltenme ise
en hafif tabiriyle haddini bilmemektir. Öte yandan Kur’an-ı Kerim’de “seçilmiş” olma 
idiasının Ehl-i Kitab tarafından dile getirildiği belirtilmekte ve onların bu tutumu şu âyet-i
kerimelerde yerilmektedir:

“De ki: Ey Yahudiler! Başka insanlar değil de yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunuzu
iddia ediyorsanız ve şayet sözünüze sadıksanız haydi ölümü temenni
edin!”

“Yahudiler ve Hıristiyanlar, “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. De ki:
“Öyleyse Allah günahlarınızdan dolayı sizi niçin cezalandırıyor? Doğrusu siz de
O’nun yarattığı sıradan insanlarsınız. O, dilediğini bağışlar, dilediğini de cezalandı-
rır.”