Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından halkı bilgilendirmek ve din üzerinden yapılabilecek istismarlara karşı bilinç oluşturmak amacıyla FETÖ'nün din anlayışını bizzat kendi kaynaklarından tespit etmek amacıyla Kendi Dilinden FETÖ - Örgütlü Bir Din İstismarı Raporu hazırlanmıştır. 

5. Bölüm 

C. ÖLMÜŞ BİRİNİN GERİ GELİP ZİYARETLERDE BULUNMASI

15.04.1990 tarihinde Süleymaniye Camii’nde bir hezeyanını şöyle dillendirmektedir:

“…müsaade ederseniz iki sene evveldi ve bir yere giderken bir tankerin altında kazada vefat eden arkadaşlarınızdan bahsederek simasına ne kadar susamışım bilemezsiniz... Belki içinizdedirler, benim bu kürsülerden birinde inkisarımı görünce minbere sıçrayıp orada üzdünüz hocamızı diyen o büyük imamı unutamayacağım. Belki içinizdedir belki hala üzüntülerinizi seziyordur. Belki hala minbere çıkmak belki hala kükremek belki hala kırmayın bunu demek istiyordu. Yakın bir tarihti belki bir ay geçmedi. Uzun seneler vazife yaptığı beldede ihtimal sık sık görüştüğü talebe arkadaşlardan bir tanesi ramazan mıdır, gece teheccüd vakti midir ve size anlattığım rüya değildir benim size söylediğim haldir. Rüya değildir, açıktır, yakazadır. İki sene evvel bir tankerin altında ezilmiş, yanmış parmağını dikmiş ve cenazesi küller halinde bulunurken La İlahe İllallah Muhammedün Resûlullah ahd-i peymanına sadakat içinde bulunmuş. Ama talebe kardeşimizin kapısının tokmağına dokunuluyor, çocuk kapıyı açınca apışıp kalıyor, şaşırıyor. Kapının önünde iki sene önce vefat eden hocamız var. Bu bir uyku değildir. Çünkü öteleri dünyaya çekmiş yaşamışlar, dünyayı götürmüş ötelerde yaşamışlar… Dünyaukbâ yan yana gelmiş… Kapıyı açıyor içeri alıyor, nasılsınız iyi misiniz gecenin o teheccüd saatleri vaktinde oturup sohbet ediliyor belki çay demleniyor, içiliyor veya içilmiyor, gayrı ben gideyim diyor artık vakit doldu. Çocuk hala şaşkın… İhtimal kendisine o kadar izin verildi. Kapıyı açar, güle güle der neden sonra aklı başına gelir. Yengeye bir telefon edeyim, iki seneden beri evde vefalı. Efendisini bir daha döner mi diye cenazesini bile görmeden bekleyen yengeye bir telefon edeyim. Yenge telefonu ele alıyor, sesinde ağlamaklı bir şey, yenge diyor, ben bir şeye şahit oldum diyor. Sorma diyor tam biraz önce kapıyı vurdu, içeriye girdi aynı anda. Oturduk konuştuk. Neden sonra dedi müsaade edersen yatayım. Yatağa uzandı ve çocuk kendisini kendisine attığı an birden bire bir tüy gibi kayboldu gitti ve ağlıyor ve ahizeyi kapatıyor. Mesafenin tekrar ediyorum bağışlayın canına okunmuş. Burada öteler yaşanmış…” (Süleymaniye-04 (Nefse Karşı Büyük Kavga) 15.04.1990.divx; dk. 17 vd.).

Yukarıda da ifade edildiği gibi bir insanın öldükten sonra tekrar dünyaya gelmesi, tanıdıklarını ziyaret etmesi, onlarla çay içmesi gibi bir durumun hakikatle bağdaşır bir tarafı olmadığı gibi dinen kabul edilebilir bir tarafı da bulunmamaktadır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Nihayet onlardan birine ölüm gelince, ‘Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih amel yapayım’ der. Hayır! Bu sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.” (Mü’minûn, 23/99-100).