Saldırganların poliste verdiği ifadeler olayın nasıl işlendiğini detaylarıyla ortaya koydu. 4 genç de ifadelerinde, ağır yaralı olarak hastanede tedavi altında bulunan Emre Yıldırım’ın liderleri olduğunu açıkladı. 3 aydır bu cinayeti planladıklarını itiraf eden saldırganlar son olarak bir hafta önce bir kahvede buluştuklarını anlattılar.

3 aydır yayınevine gidip geliyorlardı

5 saldırgan, yaptıkları plan kapsamında 3 aydır Zirve yayınevine de gidip gelmeye başlamıştı. Kendilerini “Hristiyanlık” dinine ilgili gibi gösteren saldırganlar, cinayet günü yine kapıyı çaldığında yayınevi çalışanları hiç şüphelenmeden içeriye aldı. Hatta boğazı kesilerek öldürülen Necati Aydın’ın 8 Nisan’da “Paskalya” nedeniyle Altın Kaysı Oteli’nde düzenlediği bir toplantıya 5 saldırgan da davetli olarak katılmıştı.

“Türkiye’yle derdiniz ne” diye sorguya çektiler

Beynindeki ödem nedeniyle yoğun bakımda uyutulan Emre Yıldırım’ın ifadesi alınamadı. Diğer 4 saldırganın ifadelerine göre vahşet şöyle gerçekleşti: 5 genç, 5 bıçak ve 3 kurusıkı tabanca ile saat 11.00 sıralarında Zirve Yayınevi’ne gitti. Silah zoruyla yayınevinde bulunan Tilman Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel’i bağlayarak etkisiz hale getirdiler. 3 saate yakın süreyle yayınevi çalışanlarını “Ne amaçla buradasınız?”, “Türkiye’yle derdiniz ne”, “Arkanızda hangi güçler var?” diyerek sorguya çektiler. Zaman zaman bıçakla küçük yaralar açarak yayınevi çalışanlarını konuşmaya zorladılar.

Kurbanlardan biri “Akıllı olun” diye uyardı

Tehdit altındaki yayınevi çalışanlarından Necati Aydın, çocuk yaştaki saldırganları iknaya çalıştı. Aydın “Bizimle uğraşmayın, akıllı olun, bizi bırakın yoksa çok büyük sorunlar yaşarsınız” diyerek çıkıştı.

Emre “Korkak mısınız lan” diye bağırdı

Saldırganlardan Halil ve Cuma’nın bu konuşmadan etkilendiğini gören Emre Günaydın, “Lan bunlardan mı korkacaksınız, nasıl adamsınız, nasıl vatanseversiniz” diye bağırmaya başladı.

Boğazlarını kesti kaçarken yere düştü

Bu 3 saatlik sürecin sonuna doğru başlayan infazlar kapının çalınmasıyla birlikte hızlandı. Üçünün de boğazını Emre Günaydın kesti. Salih Gürler de öldürülecek kişilerin üstüne oturarak Emre’ye yardım etti. Önce Geske, sonra Aydın en son Uğur Yüksel’in boğazları kesildi. Polis içeri girdiğinde Emre Günaydın ve Abuzer Yıldırım balkondan kaçmaya çalıştı. Emre Günaydın dengesini kaybederek beton zemine çakıldı.

10 kişi gözaltında diğer 5’i de biliyordu

Saldırganların ifadeleri doğrultusunda bağlantılı olan 10 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan diğer 5 kişinin de cinayet planını bildiği ileri sürüldü. Gözaltındaki diğer 5 kişinin isimleri şöyle: Mehmet Gökçe, (19 yaşında, emekli polis oğlu) Kürşat Kocadağ (19),Mehmet Uludağ (19),Mesut Taşdelen (19, yurttan atılanlardan biri ) Abdullah Mahmut Kudaş (Sıkça ders çalışmak bahanesiyle yurda gelip gidiyor. Ama resmi olarak yurtta kalmıyor. )

Mektupta “Emre’nin zoruyla oldu” dedi

Saldırganlardan Cuma Özdemir’in, Abdullah Mahmut Kudaş’a bir mektup bıraktığı belirlendi. Yurda yapılan baskın sırasında polisin yatağın altında ele geçirdiği mektupta, “Benim başıma bir hal gelecek olursa bilin ki Emre’nin zorlamasıyla oldu. Biz bunu onun baskısıyla yaptık” ifadeleri bulundu.

2 gün önce atış talimi yaparken yakalandılar

Emre Günaydın ve 4 arkadaşının, olaydan 2 gün önce 3 kurusıkı tabancayı aldıktan sonra bir mesire yerine giderek atış talimi yaptıkları iddia edildi. Çevredeki vatandaşların rahatsız olması ve polise haber vermesi üzerine yakalanan gençler karakola götürüldü. Ancak kurusıkı almak ve taşımak suç olmadığı için serbest bırakıldılar.

Kiraladıkları otomobille Doğanşehir’e kaçacaklardı

Saldırganların Salih Gürler adına kiralanan 44 KE 852 plakalı Renault Clio otomobille olay yerine geldikleri tespit edildi. Kapıda bekleyen otomobille Doğanşehir’e kaçmayı planlıyorlardı.

Bu çocuklar nasıl bir canavara dönüştü?

Saldırganların ifadeleri grubu Emre Günaydın’ın yönlendirdiğini ortaya koyuyor. Peki kimdir Emre Günaydın? Daha düne kadar temiz ve trendy giyim tarzı; jöleli saçlarıyla cafe bar gezen Emre nasıl oldu da bir canavara dönüştü?

Tam adı Yunus Emre Günaydın. 1988 Malatya doğumlu. İşçi çocuğu. Akıncı Lisesi mezunu. Okul yıllarında “reis”liğe özendiği, etrafındaki arkadaşlarını kolaylıkla etkisi altına alabildiği biliniyor. Uzakdoğu sporları uzmanı olan babasının salonunda spor yapıyor. Yakın dövüş sporlarını iyi biliyor. Beden Eğitimi öğretmeni olmak istiyor. Yeni Hamle Dershanesi’ne kayıtlı, iki aydır derslere girmiyor. Hiçbir sabıka kaydı yoktu.

Borç kavgasında yurttan atıldı

Ailesi Malatya’da olmasına rağmen, İhlas Vakfı’na bağlı yurtta kalması ise dikkat çekiyor. Bu yurtta nedense ailesinden uzak yaşamayı tercih ediyor. Bu yurtta geçen bir hikayesi ise şöyle: Yurttaki ışıkların gece kapatılmaması için müdürle tartışıyor. Bu olayın ardından bir süre sonra da iki arkadaş arasındaki borç meselesine müdahale ediyor. Borcunu ödemeyen öğrenciden zorla para tahsil etmeye kalkınca da olaya karışanlarla birlikte yurttan atılıyor.

Din konusunda aşırılığı yok

Emre’nin ailesi ise şokta. Koyunlu Mahallesi’ndeki İhlas Apartmanı’ndaki evlerine kapanan aile kimseyle konuşmuyor. Kuzeni Serkan Günaydın’ın anlattıklarına bakılırsa Emre’nin din konusunda bir aşırılığı veya radikal duruşu yok.

"Oteldeyiz, gel” cevabı mesaj mıydı?

Olayın en yakın tanığı Protestan cemaati üyesi olan Gökhan Talas’tı. Talas, eşiyle birlikte büroya geldi. Ancak kapı kilitliydi. Kapının kilitli olmasından şüphelenen Talas, hemen içerideki Uğur Yücel’i aradı. çünkü yayınevinin kapısı içeriden hiç kilitlenmezdi. Sorgu altındaki Uğur Yüksel’in telefona verdiği cevap şöyleydi: “Oteldeyiz, toplantımız var, sen de oraya gel.” Bunun üzerine şüphelenen Gökhan Talas, hemen polisi aradı. Polis, olay yerine geldi ve “Açın kapıyı, polis” diye bağırdı. Ancak kapı uzun süre açılmadı.

İki kişi infaz edilirken polis kapıdaydı

Gökhan Talas’ın ifadesine göre saldırganlar, iki kurbanı polis kapıdayken katletmiş. Polisle birlikte içeri giren Talas, olay anını şöyle anlattı: “Polis kapıyı kırıp içeriye girdi. Bir odada Tilmann Ekkehart Geske öldürülmüştü. Diğer odada Uğur ile Necati öldürülmüştü. Saldırganlar polisin geldiği sırada Uğur ve Necati’yi sorguluyorlardı. Çünkü ben telefonla aradığımda Uğur’la konuşmam sırasında ağlama sesleri vardı. Polis gelene kadar ikisi de öldürülmemişti. Polisin sesi üzerine ikisinin de elleri ve ayakları bağlıyken boğazları kesilmiş.”

TERÖR BAĞLANTISI ARAŞTIRILIYOR

Malatya'da yayınevindeki saldırının hazırlık soruşturmasının sürdüğü, şu anda olayın arkasında kişi ya da örgüt olup olmadığının araştırıldığı bildirildi.

Zanlıların yazılı ifadelerinin henüz alınmazken, bugün alınabileceği öğrenildi.

Hazırlık soruşturması için 1 başsavcı ve 3 savcının görevlendirildiği, saldırının terör suçları kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle hazırlık soruşturmasından sonra dosyanın Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderileceği kaydedildi.
    
AĞIZLARINA HAVLU TIKANMIŞ
    
Öldürülenlerin otopsi sonuçlarının çıktığı, zanlıların, 3 kişinin
bağırmasını engellemek amacıyla ağızlarına havlu tıkadıkları, daha sonra çeşitli yerlerinden bıçakladıkları, son olarak boğazlarını kestikleri ifade edildi.

Bu arada olayla ilgili medyada çıkan haberlerle ilgili Cumhuriyet
Başsavcılığının soruşturma başlattığı öğrenildi.

Yayınevinde 5 bıçak, 3 kuru sıkı tabanca ele geçirildiği, zanlıların olaydan
önce uyuşturucu madde kullanıp kullanmadıklarını belirlemek amacıyla kan tahlili sonuçlarının da beklendiği kaydedildi.

ALMAN GESKE ERMENİ MEZARLIĞI'NDA TOPRAĞA VERİLDİ



VATAN/A.A

Malatya'da yayınevindeki saldırıda hayatını kaybeden Alman uyruklu Tilman Geske'nin Adli Tıp morgundaki cenazesi alınarak Kiltepe Mahallesi'nde bulunan Ermeni Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Cenazenin alınması sırasında Tilman Geske'nin eşi Susanne Geske, kızları
Michal (13),Miriam (8),oğlu Lukas (11) ve Almanya'dan gelen yakınları hazır
bulundu. Cenaze Antalya'dan getirilen bir ambulansla mezarlığa götürüldü.

Morgun ve mezarlığın çevresinde geniş güvenlik önlemleri alınırken, morg
girişine ve mezarlığa basın mensupları alınmadı.Tilman Geske'nin gömüleceği yerde ilahileri okunurken, Geske'nin yakınları, özellikle de çocukları uzun süre gözyaşı döktü. Daha sonra cenaze toprağa verildi.