İkarus, Yunan mitolojisinin bir kahramanı... Babasıyla Girit sürgününde bir labirent inşasında çalışır. İnşaatın sırlarını başkalarına anlattığı gerekçesiyle o labirente hapsedilir.
Babası, oradan kaçmanın bir yolunu bulur.
Kendisine ve oğluna dev kanatlar yapar.
Balmumuyla omuzlarına yapıştırır bu kanatları... Onlarla özgürlüğe havalanacaklardır.
Babası, İkarus'a çok alçaktan uçarsa nemli havanın kanatlarını ağırlaştıracağını söyler. Çok yükseğe çıkarsa da güneş, balmumunu eritecek, kanatları yakacaktır.
İkarus anlamış görünür; ama semayı ufukta görenlerin yükselmesini engellemek ne mümkün...
Aydınlığa doğru yükseldikçe yükselir İkarus...
Ta ki güneş, kanatlarını tutan balmumunu eritene kadar...
O zaman, yanık kanatlarla Ege'nin sularına düşüp kaybolur.
Azat olmanın, tırmanmanın, aydınlığa uçmanın karşı konulmaz çağrısı, ona pahalıya mal olmuştur.
* * *
Ufuk Güldemir, İkarus'uydu Türk basınının...
Onun kadar tutkundu hürriyetine...
Bilgi için, haber için, her tehlikeyi göze alacak kadar gözü kara ve ona ulaşana dek yılmayacak kadar tutkuluydu.
Güneş, yükselmesini sağlayan kanatlarını kavurduğunda dahi vazgeçmedi yükselmekten...
Bu, hürriyetin bedeliydi.
Ve geri dönmek, ona göre değildi.
* * *
Geçen yıl "avcılığı ona yakıştıramadığımı" belirttiğim yazıma öfkelenmişti.
Ayşe Arman'la yaptığı söyleşide İkarus benzetmesini yapmış ve şöyle demişti:
"Ben ona iyilik ve dostluktan başka ne yaptım ki giderayak canımı yakan yazılar yazıyor."
Cümledeki "giderayak" sözcüğü, balmumunun erimekte olduğunu fark ettiğini gösteriyordu.
Asla canını yakmak değildi muradım... Bunu da yazdım.
Yüreğime kazınan şu satırlarla cevapladı:
"Milliyet'te yazdığın yazıyı okudum Can...
'Ufuk Güldemir'i üzdüğüm için pişmanım'' demişsin.
Beni üzdün doğru. Ama üzüldüğüme üzülmen, üzüntümü ortadan kaldırıyor.
Sokağa çıktığında her elini kaldırdığında her zaman taksi bulabilirsin. Ama ben, senin için, sağanak yağmurda bulabileceğin bir taksiydim.
Sen zannediyor musun ki ben bugüne kadar senin her yaptığını doğru buldum?
Dostlarının yağmurlu günde de sığınabileceği bir taksi olmaya çalışmalısın Can.
Ben yağmurlu günlerdeyim.
Sağanak altında..."
* * *
Böylece işi ahrete bırakmadan helalleştik bir bayram günü...
1970'lerin sonunda Ankara Konur Sokak'ta başlayan arkadaşlığımız, dünkü acı haberle son buldu.
Bireysel yeteneği, merakı, çabası ve tutkusuyla kısa zamanda çok yükseklere çıkan "İkarus"; orada kanatlarının yanacağını fark etse de ışığa uçmaktan vazgeçmedi.
"Sağanak altında sığınak"tı dostlarına...
Huzur içinde yatsın.