Kanser olduğunu öğrendiğimde ‘’eyvah gitti’’ diye düşünmüştüm. Hele ki aldığım bilgiler de hiç de içaçıcı degildi. Ama bir tarafım bu Ufuk bunu da başarır diye diye düşünmeye calışıyor ama bir türlü kendimi ikna edemiyordum. O nedenle önce sesimden anlarsın diye seninle e-mail yoluyla konuşmayı tercih ettim. Şu an ne oldu biliyor musun odamda bir kelebek dolaşıyor. Yarını görmesi mümkün olmayan bir kelebek. Benim ya da şu anda senin için üzülen hiç kimsenin yarını görüp görmeyeceği belli değil ama kesin olan bir şey var. Çok kısa bir süre sonra (en uzun yaşayanımız 50 sene yaşasa ne yazar ki senin gittigin yerde sürenin ne anlamı var ki) hepimiz orada buluşacağız.

Dün Şafak'a dedim ki Ufuk için üzülme onunla iftihar et.

Sen önemli çok önemli bir gazeteciydin. Hep daha iyiyi hep daha iyiyi aradın.

Seninle tanışalı 32 sene olmuş. Ankara da beraber muhabirlikle başlayıp Türk Basını'nın en önemli noktalarında gerek rekabetle gerekse aynı hedef için geçen 32 sene. Ben geçirdiğimiz o özel geceleri birlikte olduğumuz arkadaşlarımızla paylaşmaya devam edeceğım. Ama sen oralarda istediğin herkese anlat.

Ercan abi oralarda seninle ilgilenmeye başlamıştır eminim. O nu da biliyorsun dilimizden hiç düşürmedik seni de hiç düşürmeyeceğiz.

UFUK

Turk basın tarihinde önemli bir yer almak istediğini bunu çok önemsediğini iyi biliyorum. Merak etme bu tarihin altın adamlarından birisi hiç şüphesiz ki sensin. Sensiz, senin başarılarından söz etmeyen bir basın tarihi yazılması mümkün değil.

Habertürk'deki arkadaşlarının dünden beri gösterdikleri performans da muhteşem. Hepsi senin için çırpınıyorlar.

Seni özleyeceğim sevgili UFUK…