Ufuk Güldemir'le yollarımız çok kesişti; ikimiz de 20'lerimizin ortasında Cumhuriyet'te çalışırken, rahmetli Ercan Arıklı'nın Nokta'sının
"geleceğin isimleri" arasında, gazeteci olarak ikimizi zikretmesinden, o günlerdeki ahbaplıktan başlayarak. İyi kesişmeler oldu; bu medyada hep mümkün kimi tatsızlar da. Yine yolunun (ve kaderinin) çok kesiştiği Turan Yavuz'dan sonra onu da 50'nin başında aynı illetten kaybetmek içimi çok acıttı. Hem hayatın manası üstüne, hem manasızlıklar üstüne filmler akıp gitti önümden. Özellikle tanıdık her ölümde biraz da kendimiz ölüyoruz ya. Habertürk'e ve tüm yakınlarına başsağlığı dileklerimle, güle güle.