Kendi yolunu çizdi ve o yoldan gitti

Muhabirlikten medya patronluğuna yükselen ve bir "medya patronu" olarak da adını ölümsüzleştiren, sevgili dostum Ufuk Güldemir kansere yenik düştü.

 Kendisiyle yapılan bir röportjda, "Benim gibi kendi kendini yaratmış adamlar, kendisinden sonrasını da dizayn etmeye meraklı oluyor. Her ayrıntısıyla kaleme aldım vasiyetimi. Habertürk'ün önünden beni Frank Sinatra'nın My Way'i ile uğurlamalarını istedim silah arkadaşlarımdan" demişti. Kanser hastası olduğunu ve bir kaç aylık ömrünün kaldığını bildiği için, vasiyetini de önceden hazırlamıştı.

Ufuk Güldemir, bizden bir sonraki kuşak olarak gazeteciliğe başladı. Bizlerle aynı dönemde gazeteciliğe başlayan kuzeni Başkurt Okaygün idi. Ufuk, gazeteciliğe 1974'te Başkent ve Son Havadis gazetelerinde muhabir olarak başladı. Dünya Gazetesi'nde parlamento muhabirliği yaptı, 1987-1992 yılları arasında Cumhuriyet Gazetesi Washington Temsilciliği görevini üstlendi. Amerika herkesi olduğu gibi Ufuk Güldemir'i de değiştirmişti. Ondaki değişiklik "olumlu" yönde olan bir değilşiklikti. Türkiye'ye döndükten sonra, bu değişikliğin yansımalarını Star TV ve Show TV'de yakından izledik. Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürlüğü sırasında da Milliyet'te "köklü değişiklikler" meydana geldi. Sabah Gazetesi'nde de kısa bir süre, genel yayın müdürlüğü yaptı. 1999 yılında Habertürk'ü kurarak "internet gazeteciliğini" başlatan ilk kişi oldu. Farklı haber yapmayı, yaptırmayı biliyordu. Ufuk Güldemir kendi çizdiği yolda hayatını dolu dolu yaşadı. "Neden av yapmaya devam ediyorlar?" diye kendi kendime düşündüğüm ikiş kilşiden biri olan Ufuk, hayatının sonuna kadar iyi bir avcı olarak kaldı. Diğeri Cem Boyner ise avcılığı bıraktı. Avcılık Ufuk Güldemir'in kanına işlemişti. 19 yaşından beri avlanıyor, kendi deyimiyle, "çok hırslı ve tutkulu avlar" yapıyordu. Tacikistan'da, Pamir Platosu'nda Marco Polo koyunu avlamış, bir ay sonra da Kutuplar'da beyaz ayı avına gitmişti. Av nedeniyle kendisini eleştiren bizlere kızıyordu. Bazı arkadaşlarla, çatışıyordu. Bir röportajında entelektüellerin, aydınların, avlanmaya karşı olduğu ve avlananları kınadıklarının hatırlatılması üzerine, avcı olan Nobel'li ünlü yazar Ernest Hemingway'i örnek gösteriyordu.

Ufuk Güldemir gibi değerli bir meslektaşı, arkadaşı, dostu kaybetmek gerçekten insanı derinden yaralıyor. Başta ailesi, yakınları ve Habertürk'te çalışan tüm arkadaşları olmak üzere, tüm sevenlerinin başı sagolsun. Sevgili Ufuk Güldemir, mekanın Cennet olsun İşte Ufuk Güldemir'in uğurlanacağı My Way şarkısının çevirisi. Benim yolum Ve şimdi son final perdesiyle yüz yüzeyim. Sevgili arkadaşım, herşeyi açıkça söyleyeceğim. Bütün yollardan geçtim, seyahat ettim ama en önemlisi kendini yolumu tuttum. Birkaç pişmanlığım var, anlatmaya değmeyecek kadar azlar. Yapmak ve görmek zorunda olduklarımı yaptım ve bağımlılığım olmaksızın gördüm. Sapa yol boyunca, dikkatli adımlarla, tüm işlerimi planladım. Ve bundan daha da önemlisi kendi yolumdan gittim.

Evet zamanlar oldu, sınırları aştım. Düşündüğümden daha çok mahvoldum. Hepsini yok ettim, bitirdim Hepsiyle yüzleştim, hayatta kaldım, yıkılmadım. Sevdim güldüm ve ağladım. Boşluğu doldurdum, kayıp hissemi aldım Ve şimdi, gözyaşlarım dindiğinde bunu çok eğlenceli buluyorum Onları yaptığımı düşündüğüm için . Utanmadığımı söyleyebilir miyim? Hayııır!. Ben değilim, ben kendi yolumdan gittim. Bir adamın fikri neyse zikri de o mudur? Eğer değilse o zaman hiçbir şeyi yok demektir.

Söyledikleri gerçekten hissettikleri şeylerse, birinin diz çökerek söylediği kelimeler değildir o zaman. Rüzgara kapıldım ve kendi yolumu çizdim! Evet bu benim yolum.