Çok geçmeden, ABD büyükelçiliğinde görevli bir müsteşar görüşme talep etti.

Geldiğinde lafı hiç dolaştırmadan konuya girdi ve Vaşington’un yaptığım açıklamadan büyük bir rahatsızlık duyduğunu söyledi.

Hükümetin bu konuda ABD’yi rahatsız edecek bir tepkisinin olmadığını, hatta Genelkurmay Başkanı Sayın Hilmi Özkök’ün şehitlerin cenazelerinin naklinde gösterdiği kolaylık nedeni ile, ABD’ye bir teşekkür mektubu yazdığını söyledi. ( Bir yanlışlık varsa, zamanın hükümete bağlı genelkurmay başkanı Sayın Özkök sanırım bunu düzeltecektir! )

Kendisine, ‘ABD’li bir kongre üyesinin yaptığı şahsi açıklama nedeni ile, Türk Büyükelçiliğinden bir diplomat gelse ve uyarıda bulunsa bunu doğal karşılar mısınız?’ diye sordum ve ardından görüşmenin bittiğini söyledim…

???

Bunu neden anlattım?

Birkaç gündür, bir senaryo tartışmasıdır gidiyor.
Meclis başkanından, başbakana, dışişleri bakanından, hükümet sözcüsüne, sokaktaki vatandaştan, gazete manşetlerine, herkes dehşet senaryosundan bahsediyor.

Nasıl olur da, bir düşünce kuruluşu, ortaya attığı paranoid senaryolarla koskaoca bir ülkenin gündemini teslim alır?

•    Küresel güçlerin psikolojik operasyonlarının arka bahçesi haline gelmiş bir ülkeyseniz,
•    Holywood kültürü hayatınızın her evresinde derin izler bıraktıysa,
Elbette teslim alır…
•    Özgüvenden yoksunsanız, ülkeyi realitelerle değil de sanrılarla yönetmeye kalkarsanız,
Elbette teslim alır.

???

Amerika, artık eski Amerika değil…

Bunu, Sovyetlerin dağıldığı dönemi okuyamadığımız gibi okuyamaz ve atlarsak, büyük yanlış yaparız.

Neden eski Amerika değil?

1950-1990 yılları arasında iki kutuplu bir dünya ve gerginliğe dayalı caydırıcı bir denge stratejisi vardı. (Soğuk savaş dönemi)
1990 dan sonra ABD’nin tartışılmaz bir hegamonyası başladı.
Bu hegamonyayı, biçimlendirici bir güç olarak kullanmak istedi, yani dünyayı yeniden dizayn etmeye kalktı.
Güç sarhoşu neoconlar öyle açıldılar ki, öyle hatalar yaptılar ki, artık ne yaparlarsa yapsınlar düzeltme şansları yok.

İşte bu nedenle, 2015 li yıllardan sonra dünyanın yeniden uygar (çok kutuplu) bir denge düzlemine oturası hesaplanıyor.

Tabi ABD’nin ciddi itibar ve güç kaybıyla birlikte.

ABD’nin dünya bugün arenasındaki genel durumuna bir bakalım:

• Arka bahçesi Latin Amerika’yı tamamen kaybetti. Artık güneyde, ABD politikalarına boyun eğmeyen, dik duruşlu liderler hakim.
• Belerus, Ukrayna ve Gürcistan’da, renkli devrimler işe yaramadı, ABD’nin istediği neticeyi vermedi.
• Orta Asya’da önemli merkezlerden biri olan Özbekistan’a sözünü geçiremedi ve üslerini koruyamadı. Kırgızistan’da istediğini yaptıramadı.
• Filistin’de Hamas’ın direncini kıramadı ve istediği düzeni kuramadı.
• İsrail-Hizbullah savaşını, Hizbullah kazandı ve BM barış gücü operasyonunu saymazsak, ABD’nin istediği olmadı.
• Irak kan gölü. Kuzeyi saymazsak, ABD tam bir batakta. Bırakın Bağdat’ı, Kerkük’te bile, ABD askerleri sokaklarda dolaşamaz hale geldi. Büyük Orta Doğu projesinin ham bir hayal ve ABD’nin kendi çıkarlarının projesi olduğu açıkça ortaya çıktı ve artık gerçekleşme şansı yok.
• Kuzey Kore’nin nükleer programında inisiyatif kullanamadı.
• İran’ın nükleer programında ise, kendi arzu ettiği hiçbir neticeyi alamadı.
• Karadeniz’de (NATO üzerinden) söz sahibi olma politikalarından sonuç alamadı.

Bir de ekonomik boyutu var.

• Ekonomistlerin yaptığı projeksiyona göre, 2020 yılında Çin’in satın alma gücü ABD’yi geçecek. (2020 yılında, Çin’in SGP-GSYH’si 57 trilyon 706,1 milyar dolar, ABD’nin 31 trilyon 799,1 milyar dolar olacağı hesaplanıyor.)
• Çin’le (Latin Amerika’daki en önemli rakibi) Brezilya arasındaki ticaret hacmi, son dört yılda dört kat arttı.
• ABD büyümesinin hızı (Çin deki hızlı büyümenin aksine) giderek düşüyor. Merkez Bankasının faizleri yükseliyor.
• ABD nin dış borcu giderek artıyor. Bunun da en büyük alıcısı Çin.

Bu manzaraya baktığınızda, görülüyor ki, hakkında dehşet senaryoları kurgulanması gereken ülke ABD.

Şimdi Türkiye’deki stratejik araştırma kuruluşlarına düşen, ABD ile ilgili yüz tane senaryo üretmek ve projeksiyonlar yapmak.

Sevgili Okuyucularım…

• Artık şu özgüven sorununu aşalım…
• Kendimizi küçümsemekten ve bize biçilen rolleri oynamaktan vaz geçelim.
• Ne olduğumuzun farkına varalım…
• Birilerinin elimizden tutup, bilmediğimiz yerlere bizi savurmasına izin vermeyelim…

Kendi oyunumuz kendimizin kurgulama zamanı çoktan geldi.

Unutmayalım ki, biz kendimizi maraba gibi görmekten vaz geçmezsek, gelen geçen bize efendilik taslar…