Mesaj yazılı değil sözlüydü... ABD'nin Ankara Büyükelçisi Hare, mesajı doğrudan Cemal Gürsel'e iletmek için talimat almıştı. Ama Hare, Gürsel'i göremeyince sözlü mesajı ancak Dışişleri Bakanı Selim Sarper'e iletebildi..

Amerikan belgeleri arasında okurken beni dehşete düşüren bir mesaj buldum. ABD Başkanı John Kennedy'den Cemal Gürsel'e geliyordu ve "Asmayın" diyordu. Mesaj yazılı değil sözlüydü ve ABD'nin Ankara Büyükelçisi Hare, mesajı doğrudan Cemal Gürsel'e iletmek için talimat almıştı ama Hare, Gürsel'i göremedi. Sözlü mesajı ancak Dışişleri Bakanı Selim Sarper'e iletebildi... Kapalı kapılar ardında yaşananları okuyunca dehşete düşmemek elde değildi doğrusu. ABD Büyükelçisi Hare'in 15 Eylül 1961 Cuma günü akşam saat 20.00'de Washington'a gönderdiği mesaj, Kennedy'nin idamları durdurmak için son dakikada bütün ağırlığıyla devreye girdiğini ancak başarılı olamadığını gözler önüne seriyordu. Türk tarihi için dönüm noktası olan saatleri, Hare'nin 1,5 sayfalık mesajından ve düşülen dip notlarından birlikte izleyelim; İdam kararlarının açıklanmasından hemen sonra (Saati bilinmiyor )ABD Dışişleri Bakanı Rusk, Washington'daki Türk Büyükelçisi'ni telefonla aradı. Bir saniye bile kaybetmek istemediği belliydi. Büyükelçiyi bakanlığa çağırmamış, telefonda konuşmayı tercih etmişti. Çünkü garip bir rastlantı eseri NATO'nun "Checkmate" adlı tatbikatı başlıyordu ve Amerikan askerleri o gün Türkiye'ye geliyordu ve Başkan Kennedy, idamların derhal ertelenmesini istiyordu. Rusk, Kennedy'nin mesajını 15 Eylül'de Ankara'ya gönderdiği 276 nolu mesajla bildirdi. Önemli bir ayrıntıyı aktarayım. Bu mesaj da nedense henüz tam metin olarak açıklanmadı. Devlet arşivleri sadece mesajı bir dip not olarak açıklamış. Dip notta "Bakan Rusk, Hare'a 'Başkan Kennedy adına Gürsel'le görüşüp Başkanın beklenen idamlardan büyük endişe duyduğunu ve acil olarak ertelemesini beklediğini' iletmesi talimatını verdi" deniliyor. Anlaşıldığına göre Kennedy, idam kararının NATO tatbikatı için Türkiye'ye gelen Amerikan askerleriyle aynı ana rastlamasından çok rahatsız olmuş. O sırada Ankara'da yaşananlara gelelim; Aynı anda, Hare da Rusk'tan yıldırım mesaj gelir gelmez, Gürsel'i görmek için Dışişleri Bakanı Sarper'i arıyordu. Başka bir bakanlıkta toplantıda olan Sarper, bunu kesip Dışişleri'ne dönüyordu. Aslında Sarper, Hare'in telefonunu bekliyordu, çünkü Washinton'daki Türk Büyükelçisi Bakan Rusk'la görüşür görüşmez Sarper'i arayıp durumu bildirmişti. Kapalı kapılar ardında yaşananları Hare'in 370 nolu mesajından birlikte okuyalım: "Sarper kısa süre önce Türk Büyükelçisi'nden telefon almıştı. Bana da ayrıntısı teyit edilen mesaj Türk Büyükelçisi'ne iletilen mesajla aynıydı ve raslantı eseri aynı anda Türkiye'ye gelen Amerikan askerleri için de olayın müthiş utanç verici olacağını bildiriyordu. Sarper, Washington'dan mesajı alır almaz doğruca Gürsel'e gittiğini, yanında Özdilek ve Ulay olduğunu söyledi. Milli Birlik Komitesi çok kısa bir süre sonra toplanacağı için (18.00'de) Gürsel, teyit edildiği anda Kennedy'nin mesajını hemen kâğıda döküp Komite toplantısı devam ederken kendisine göndermesini istemiş. Nitekim Sarper, odada otururken Gürsel'e hem Washington'dan gelen hem de benim ilettiğim Başkanın mesajını dikte etti. Bu nedenle vicdanımız rahat olmalıdır."

HERKES İDAMLARA KARŞI
Daha sonra Hare ile Sarper arasında geçen konuşmayı yine 370 nolu mesajdan okumaya devam edelim:
Hare: Akşam üzeri 6'daki toplantıda alınacak karar kesin mi ? Ne sonuç bekliyorsunuz ?
Sarper: Bakanlar Kurulu son bir haftadır neredeyse sürekli toplantı halinde. Milli Birlik Komitesi'yle de iki kez bir araya geldik. Ben, Maliye Bakanı Kurdaş ve Adalet Bakanı Türkoğlu idamlara karşı olduğumuzu bildirdik. Gürsel ve tüm ordu komutanlarının da bizim görüşümüzü paylaştığını yine kabine toplantısında söyledim. MBK ise ikiye bölündü. Çoğunluğu bizim yanımızda. Ama her şey olabilir.
Hare: Menderes'in sağlık durumunun iyi olmadığı söyleniyor
Sarper: Menderes uyku ilaçlarını biriktirmiş ve hepsini birden almış. Hayata döndürmek için çaba gösteriliyor. İronik bir durum. Menderes'i asabilmek için hayatını kurtarmaya çalışıyorlar.Hepsinin affedilmesini istiyorum. Bana ve benim gibi affedilmelerini savunan bakanlara suikast girişimleri olacağı söylentileri var"

MBK'YI ANLATAN MESAJ HÂLÂ GİZLİ
Kennedy'nin sözlü mesajı işe yarayacak mıydı ? İkisi de bilemiyordu. Sarper odadan çıkarken Hare'e "Sizinle çok açık ve samimi konuştum. Herhangi bir sızıntı felaket olabilir" dedi. El sıkışıp ayrıldılar. Sarper'in dikte ettirdiği mesaj MBK toplantı halindeyken Gürsel'in önüne kondu. Peki o toplantıda neler oldu? 11 bakan affedildi. Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın da ileri yaşı dolayısıyla idam edilmemesine karar verildi. Ama Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın idam kararları ise onaylandı. Toplantının zapta yakın ayrıntısı 16 Eylül 1961'de ABD Büyükelçisi Hare'in Washington'a gönderdiği 400 numaralı mesajda yer alıyor. Hare, mesajı Sarper'le yaptığı görüşmenin ardından yazmış. Aradan 46 yıl geçtiği halde mesajın açıklanmadığını gördüm. O toplantıda neler oldu ? Kim ne dedi? Tam olarak bilemiyoruz. Bir gün 400 nolu telgraf gizli mesajı açıklanırsa öğreneceğiz. Ama Amerikan Devlet Arşivleri, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki kara lekeyi şu satırlarla kaydediyor: "Türkiye, Dışişleri Bakanı Zorlu ve Maliye Bakanı Polatkan'ı 16 Eylül'de, Başbakan Menderes'i de 17 Eylül'de idam etti."

BİR TÜRLÜ SEÇİM TARİHİ VERMEDİ
Menderes seçime gitseydi darbeyi önler miydi? Belgeleri tararken darbeye 8 gün kala Menderes ile Büyükelçi Warren arasındaki önemli bir görüşmenin zaptını buldum. Menderes seçime gitmekten söz ediyordu ama Warren ısrarla "Ne zaman ?" diye sorduğu halde tarih vermiyordu. CIA Başkanı Allen Dulles'in Washington'da Ulusal Güvenlik Konseyi'ne sunduğu rapordaki, "Ordu kontrolü sağlamış. Buna rağmen, CHP yöneticileri öylesine endişeliler ki, ABD'li yetkililerle Büyükelçiliğe sığınmayı bile konuştular" sözleri dikkat çekiciydi. 19 Mayıs 1960 saat 17.30'da Menderes ile ABD Büyükelçisi arasındaki görüşmeye gelelim. O gün Warren odasına girdiği zaman Menderes yalnızdı. Raporunda anlattıklarına göre, "Başbakan, yaşanan olaylara rağmen çok keyifliydi. Fiziki olarak da çok iyi durumdaydı. İzmir'e yaptığı çok yorucu geziden önceki akşam saat 22.30'da döndüğü halde dinlenmiş ve rahat görünüyordu. Önce Warren, söze girdi. NATO toplantısının iyi geçtiğinden söz ediyordu ki, Menderes sözü alıp konuşmaya başladı. 20 Mayıs 1960'ta ABD Büyükelçisinin Washington'a gönderdiği gizli rapordan okuyalım: "Toplantının normal koşullarda yapılmasını isterdik ama tedbir aldık ve hiçbir sorun yaşanmadı. Şimdi durum tamamen kontrol altındadır. İstanbul'da sadece bir öğrenci öldürüldü. Adli Tıp, öğrencinin seken bir kurşunla öldüğünü gösterdi. En ciddi çatışmayı atlattık. Türkiye'de yeniden huzur ve sükun hâkim olacak."

'HER ŞEY YAŞLI ADAM YÜZÜNDEN'
Görüşmede Menderes'in en büyük şikâyeti İnönü'dendi. Rapordan okumaya devam edelim : "Çatışma iki parti arasında değil, hükümet ile hükümeti yıkmak isteyen bir grup arasında yaşanıyor. Aylardır, olanları halka anlatıyoruz. Bu grup devrimden, hükümeti devirmekten ve halkın yönetimi ele geçirmesinden söz ediyor. Bütün bunlar iktidarı ele geçirmek isteyen 80 yaşındaki yaşlı bir adama, İnönü'ye dayanıyor. İnönü, orduya dayandı ama ordu anayasal yönetimi destekledi. Anayasadan söz ediyorlar ama anayasal hükümete karşı çalışıyorlar. İnönü, Türk ordusuna da katkıda bulunamaz. Ordu, Amerikan aleyhtarı ya da Arap yanlısı olmaz. Türk toplumundaki rolünü biliyor ve rolü sonuna kadar oynar."

"Darbe an meselesi... Menderes idrak edemiyor, ordu yönetime el koyabilir"

Gelelim 24 Mayıs 1960'ta darbeye 3 gün kala Washington'da yapılan Ulusal Konsey Toplantısı'na... CIA Başkanı Allen Dulles toplantıda "Darbenin artık an meselesi" olduğunu bildiriyor. Zabıtlardan okuyalım: "Menderes ile İnönü arasında kan davasına dönüşen kişisel kavga anayasal bir krize dönüştü. Öğrenci gösterileri arttı. Artık öğrenci olmayanlar da ayaklanmaya katılıyor. Bazı askerler bile gösterilere katılıyor. Türk ordusu ile polis arasında düşmanlık, kin ve husumet oluştu. Ordu ikiye bölündü. Yüksek rütbeli subaylar hâlâ hükümete sadık durumdalar. Ama alt kademedekiler hükümet ile muhalefet arasında bölündüler. Göründüğü kadarıyla Menderes, hoşnutsuzluğun boyutlarını idrak edemiyor. Durum daha da kötüleşebilir ve sonuçta ordu yönetime el koyabilir." Belgelerde, Washington'un 2 gün kala artık "Darbe" sonrası senaryoları bile tartışmaya başladığını gördüm. 25 Mayıs 1960'ta Washington'daki toplantıda CIA Başkanı aynen şöyle diyor: "Türkiye'deki durum gerçekten çok rahatsız edici bir hal aldı. Artık olayların yaratacağı sonuçları tartışmalıyız." Kısacası, Amerikan belgeleri, Washington'un darbe sonrası senaryoları tartışmaya başladığı sırada bile Menderes'in hâlâ tank seslerini duyamadığını gözler önüne seriyor.

17 gün kala CHP'lilerle görüşmeler...

10 Mayıs 1960'ta Ankara'dan gönderilen ilginç bir mesaj daha aktarayım. ABD Büyükelçisi Warren mesajda, CHP'lilerle son haftalarda yaptıkları görüşmeler aktarıyor. O günlerde kimlerle mi görüşmüşler? İsimlerin başında Coşkun Kırca, Osman Okyar ve Turgut Yeğenağaç var. Bülent Ecevit ve Turhan Feyzioğlu'nun isimleri de bildiriliyor. ABD Büyükelçisi, hükümetin ağır baskısı nedeniyle, CHP'lilerin gelecek iki haftayı kritik gördüklerini yazıyor, "İnönü, bölgesel olaylar netleşmeden CHP'nin hiçbir miting ve ayaklanma içinde olmamasını istedi. Kesin talimat verdi" diyordu. Warren, CHP'lilerin İstanbul ve Ankara'daki gösterilerden sonra şehirlerine ve köylerine dönecek öğrencilerin, doğuda ayaklanma başlatması ihtimalinden endişe duyduklarını da bildiriyor, "Doğu'daki mitinglerin, masum öğrenci gösterilerinden çok daha ciddi olmasından korkuyorlar" diye vurguluyor. Rapora göre, CHP'lilerin ABD'den 2 talebi var. ABD yönetiminin hükümetin baskısına karşı derhal bir açıklama yapmasını istiyorlar. Kırca, ekonomik yardımın askıya alınmasını da teklif ediyor ama Okyar bunu çok ileri bir karar olarak görüyor..

Sabah / Nur Batur