Cem Vakfı ile 2 bin Alevi yurttaşın "cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi, Alevilere bütçeden ödenek ayrılması ve Diyanet'te kadro tahsis edilmesi" istemiyle açtıkları davanın duruşmasında Başbakanlık adına konuşan Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem, cemevlerinin "özel ibadethane" olduğunu söyledi.
Alevi vatandaşlar ve Cem Vakfı'nın, taleplerini reddeden Başbakanlık'ın kararının iptal edilmesi istemiyle açtıkları davanın duruşması 6. İdare Mahkemesi'nde yapıldı.

'Takdir hakkı yok'

Duruşmaya Başbakanlık adına Avukat Selen Güneş ile Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yeprem katıldı. İstanbul'dan gelen çok sayıda Alevi yurttaşın da izlediği duruşmada Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, "Sizin (Başbakanlık) İslam diniyle ilgili takdir hakkınız yok. Bilimsel olarak Aleviliği, Sünniliği, Bektaşiliği tartışabilirsiniz, ama bir hakkın kullanımı ayrı. Başta devlet olmak üzere kimsenin inancımı yaşama biçimime karışma hakkı yok. Hiç kimse diğerinin tanrısı değildir. Laik hukukun önemi, bu konuda gözleri bağlı olmaktır. Sizlerin teolojik yorumlarla olayı sosyolojik vaka gibi göstermeye çalışmanız, insanların haklara sahip olmadığı manasını taşımaz" dedi.

'Cemevi özel ibadethane'

Başbakanlık avukatı Güneş ise Alevilerin de Müslüman olduğunu belirterek, "Din hizmetleri her kesimi içine alacak şekilde yürütülüyor. Ancak cemevlerinin ibadethane olması yasal olarak mümkün değil" dedi. Prof. Yeprem de tüm mezhep ve grupların İslamın genel tanımı içinde yer aldığını, İslamda ibadethane yerinin mescit veya cami olduğunu belirtirken, "Ancak semah ve zikir ibadet olarak, yapıldıkları yerler de özel ibadethane olarak kabul edilmiştir. Bunları Diyanet yönetiyor. Bizim iddiamız Alevilerin azınlık statüsünde olmadığı. İslam dini bir üst kimlikse Alevilik de tabii ki alt kimliktir" dedi.

'Hâşâ, tövbe'

Bu sözlere bir izleyici, "Başbakanlık Tanrı makamı değildir" diyerek tepki gösterirken, İzzettin Doğan, "Böyle bir takdir hakkınız yok. İsterseniz beni mezhepler ilişkisinde en üste koyun, uygulayamadıktan sonra bir anlamı yok. Sayın Başbakan, şart koyarak 'Müslümanlarsa, Alevilerin de camiye gitmeleri gerektiğini' söylemektedir" diye konuştu. Güneş ise, "Demagoji yapılıyor. Takdir hakkını kullandığı için Başbakanlık'a 'Tanrı' deniliyor. Hâşâ, tövbe" dedi. Tartışmayı noktalayan mahkeme heyeti, kararın daha sonra açıklanacağını belirterek duruşmayı kapattı. Doğan, gazetecilere, "Sünni kadrolardan oluşan 56 partinin en kâmil olanları bile 'meseleyi halletmeye kalkarsak Sünni oylarını kaybederiz' yaklaşımında olursa barışı sağlamakta zorluk çekerler ve her zaman karşılarında Cem Vakfı gibi iyi niyetli insanlar çıkmayabilir. Kürt sorunu bile 40 bin cana mal oldu. 16 yıldır uğraşıyoruz, yargıdan ümit ederim olumlu yanıt alacağız. Aksi halde, 2 bin değil, 200 bin davayla AİHM'ye gideceğiz" dedi.

'Ortak ibadet yeri cami'

Milliyet'e konuşan Yeprem, cemevlerinin özel ibadethane olduğu yönündeki ifadelerinin yeni bir açılım olmadığını belirterek, "Uluslararası literatürde ibadethane, bir dinin mensuplarının ortak ibadet ettiği yer olarak tanımlanır. İslam dininin ortak ibadet yeri camilerdir. Daha alt kimliklerin; mesela Mevlevilerin seması, Alevilerin semahı bir çeşit özel ibadet olarak kabul edilir" dedi.

'Bu sözleri ilk kez duyuyoruz'

Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, ilk kez bir Diyanet yetkilisinin ağzından, "Semah ve zikir ibadet olarak, yapıldıkları yerler de özel ibadethane olarak kabul edilmiştir" ifadelerini duyduklarını söyledi. Doğan, "Maksatları, 'bu özel bir durumdur, genel bir durum değildir' demeye getirmek. Bu bir savunma taktiğidir" dedi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Avukat Kazım Genç de, bu sözleri ilk kez duyduğunu belirterek, "Bunu yeni geliştirdiler. Savunma konsepti. Bir inanç sahibinin nereyi ibadet yeri olarak seçmesi gerektiğini söylemeye çalışıyorlar. Halbuki inanç sahibinin nerede ibadet edeceği tartışılmaz" diye konuştu.

Diyanet daha önce ne demişti?

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, 25 Kasım 2005'te Milliyet'e yaptığı açıklamada, "Cemevi, inançları yerine getirme yeri değildir. Biz diyoruz ki, 'cemevleri ibadet yeri' değildir. Müslümanların mabedi 14 asırdır camidir. Ne ney üflemenin, ne sema ayininin, ne Alevilerin cem ayininin, semah ve niyazının, namaz dengi bir ibadet sayılması mümkün değildir" demişti. Eski Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Necati Tayyar Taş ise Aralık 2002'de "Cemevi ibadet yeri olamaz. Cemevi bir cümbüş yeri, oralarda saz çalınıyor" demiş, görevinden alınmıştı. Hakkında açılan davadan ise beraat etmişti.

(Türker KARAPINAR-Milliyet)