Bir rapor okudum... Sınır ötesi harekât için kaygılarım daha da derinleşti. 2 buçuk yılda, 100'den fazla güvenlik ve bölge uzmanıyla görüşerek güvenlik, hukuk, uluslararası ilişkiler, siyaset ve sosyal bilim alanlarında akademisyenlerin hazırladığı bir rapor bu. U.S.A.K. (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu) imzalı raporda kaygı verici eksilerin yanı sıra artılar da var.
Satırbaşlarını yansıtayım...
........................
- Pan-Kürtçü ideoloji "dünyanın en büyük devletsiz halkı Kürtlerdir" söylemini, içeride siyaset, dışarıda lobi yapar.
Sınır ötesi harekâtta bölgedeki köyler ve sivil halk zarar görürse, hele kadınlar, çocuklar ölürse, PKK, bunu, içeride taban kazanmak için, dışarıda ise, uluslararası psikolojik destek sağlamak için propaganda malzemesi olarak kullanacaktır.
Teröristler, bölgedeki köylere dağılarak, bu köyleri TSK harekâtında hedef haline getirecektir.
Sivil halktan birkaç ölü fotoğrafı, bu harekâta, dünya kamuoyunda büyük tepkiler oluşturur.
PKK daha şimdiden sivil halkı kalkan olarak kullanmaktadır.
Bu uygulamayı sınır ötesi harekâtta yayacaktır.
...........................
- PKK, bölgedeki Amerikan çıkarlarını, Barzani ve Talabani'nin planlarına zarar vermedikçe, Türkiye, PKK ile mücadelede yalnız kalacaktır.
O halde... Güvenlik güçleri ve Silahlı Kuvvetler, teröristle dağlarda savaşırken, Ankara da, PKK'nın ABD, Barzani ve Talabani ile arasının açılması için siyaset yapmalıdır.
...........................
- Sanılanın aksine Barzani hareketi, güçlü bir milliyetçilik kurulabilecek aşamada değildir. Bölgede aşiretçilik hâlâ yaygındır. Kürtler, bölünmüş durumdadır.
Kürt milliyetçiği tabanında birleşmeyi ancak bölgeye büyük ve güçlü bir işgal gücünün gelmesi sağlayabilir. Türkiye'nin sınır ötesi harekâtı böyle kullanılabilir.
...........................
- Sınır ötesine harekât, büyük bir beklenti dalgası kabartmıştır. Umulan sonuç alınamazsa, bu, PKK'nın moralini yükseltir. Türkiye'de ise, psikolojik kırılmaya neden olabilir.
Sınır ötesinde 30-40 teröristin peşine 5-10 bin askerle düşülürse, bu asimetrik harekâtta hem kayıp daha fazla olur, hem de istenilen sonuç alınamaz.
O nedenle... Daha az sayıda ama savaş deneyimi ve yüksek teknoloji donanımı olan terör uzmanı özel timlerle vurmak gerekir.
..........................
- Bölgede Türkiye'nin, PKK'yı aşan çok daha hayati çıkarları vardır. Kısa vadede çıkarlar için daha önemli ve hayati çıkarları zedelemek riski var.
Kuzey Irak'taki Kürt halkıyla yakınlaşmak, zaten ekonomik nedenlerle kurulan ilişkileri daha da derinleştirmek, PKK ile Kuzey Irak çıkarlarını çelişir hale getirmek gerek.
PKK'nın Türkiye'ye saldırıları, Kuzey Irak'a taşınmalıdır. Bunun yolları var. Böylece PKK terörü, Kuzey Iraklıların gözle görülür ve dramı yaşanır bir gerçeği haline gelecektir.
..........................
- Türkiye'nin sınır ötesi operasyonunu PKK, mümkün olduğunca içerilere çekmek ve Türkiye'yi bölge halkıyla karşı karşıya getirmek çabasında olacaktır.
Sıcak çatışma sınır ötesinde başladıktan sonra geriye çekilmek çok zor.
O nedenle Genelkurmay'ın, siyasetçiden, "iyi belirlenmiş hedef" istemesi çok yerindedir.
PKK dağılmak üzereydi, 15-16 yaşındaki kızları bile silah altına alıyordu. Bu çatışmalar ve sınır ötesi harekât, PKK'yı rehavetten çıkardı.
...........................
- Sınır ötesinde tampon bölge, ABD ve Kuzey Irak yönetiminin işbirliğiyle kurulmalıdır. Çünkü bu yıllar boyu sürecek bir uygulama olabilir.
Barzani, ABD'ye hiç güvenmiyor. Daha önce olduğu gibi "her an satılabileceği" kuşkusu var.
Türkiye'nin tampon bölgesine destek, bu psikoloji kullanılarak da sağlanabilir.
Çok zor ama mümkün.
...........................
Görülüyor ki... "Sınırın ötesine geçelim, tanklarla ezelim, toplarla, uçaklarla vuralım, zırhlılarla kovalayalım" diye, savaş tamtamları çalmak medyaya tiraj ve reyting, siyasetçiye oy getirebilir ama sorumluluğu büyüktür.