Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

ANKA beyannamede terör,dokunulmazlık, YÖK ve türban yok dedi, AA terör ve YÖK'le ilgili bölümleri yayınladı.

ANKA ne diyor, AA ne diyor? İşte 2 ajansın haberleri..

Son günlerde tırmanan terör olaylarına karşı muhalefet partileri seçim beyannamelerini terör çözümü üzerinde kurarken, AKP’nin seçim beyannamesinde terörün çözümü ile ilgili vaadler yer almazken, YÖK ve dokunulmazlıklara ilişkin ise hiçbir başlığa rastlanmadı.

Son günlerde tırmanan terör olaylarına karşı muhalefet partileri seçim beyannamelerini terör çözümü üzerinde kurarken, AKP’nin seçim beyannamesinde terörün çözümüne yönelik vaad yer almazken, YÖK ve dokunulmazlıklara ilişkin de hiçbir başlığa rastlanmadı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP’nin yeni Genel Merkez binasında geniş bir katılımla partisinin seçim bildirgesini açıkladı. 233 sayfadan oluşan AKP’nin seçim beyannamesinde 57 ve 58. hükümetlerin icraatlarına da yer verildi.
Sağlıktan eğitime, enerjiden kırsal kalkınmaya, Tarım ve hayvancılıktan sosyal danışmaya, dış politikadan AB’ye kadar bir dizi alanda vaadlerde bulunan

AKP, Türkiye’de en çok tartışılan ve çözüm üretilmeyen üç ana konuyu görmezden geldi.

TERÖR’DE ÇÖZÜM YOK
Son günlerde tırmanan ve neredeyse Güneydoğu’dan her gün gelen şehit haberleriyle gerilen Türkiye ve terörü kökünden kazımak için kıyasıya mücadele eden muhalefet partileri bu konudaki çözüm önerileriyle neredeyse seçim bildirilerinin en önemli başlığı haline getirdiler.

AKP, seçim beyannamesinde terörün çözümü ile igili vaadlerini iki cümleyle geçiştirdi. Özellikle Irak’ın güvenliğinden bahsedilen seçim beyannamesinde, “terör tehdidine karşı da her türlü tedbir er etkin bir şekilde alınacak” denildi. AKP’nin seçim bildirgesinde terörün çözümüne ilişkin kesin ifadeler yer almazken, sadece Milli Güvenlik Kurulu’na her türlü meşru olanakların verileceği vurgulandı.

YÖK’E DE ÇÖZÜM YOK
Bu arada Yüksek Öğrenim Kurumları (YÖK) ile ilgili AKP iktidarının TBMM'de yasalaştırdığı ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından iade edilen YÖK yasası Meclis raflarında bekliyor. AKP'nin sürekli eleştiri oklarını yönelttiği YÖK konusuna seçim bildirgesinde yer vermezken, Eğitim bölümünde 57 ve 58. hükümetlerin üniversitelerle ilgili icraatlarını ve yeniliklerini anlattı.

DOKUNULMAZLIK YOK
Meclis’te AKP tarafından hazırlanan,”Siyasi Etik Komisyonu” nun kurulmasına ilişkin yasa teklifi de AKP’nin seçim beyannamesinde yer aldı. Ancak, çok tartışılmasına rağmen milletvekili dokunulmazlıklarına ilişkin bir söz ve düzenlemeye rastlanmadı. Bir önceki seçim beyannamesinde AKP, “milletvekili dokunulmazlıklarına geniş yer vermiş, yolsuzlukların önüne geçmek için” seçim meydanlarında söz vermişti. 22 Temmuz Genel seçimlerinde ise AKP’nin seçim beyannamesinde dokunulmazlıklara ilişkin bir söz ve vaade rastlanmadı.

TÜRBANA ARTIK ÇÖZÜM YOK
3 Kasım 2002 seçimlerinde, “türbana kesin çözüm getireceğiz” diye meydanlara çıkan AKP seçim bildirgesinde türbana çözüm önerileri getirmezken, 233 sayfalık kitapta türban konusuna yer verilmedi


ERDOĞAN: BEYANNAMEMİZ CUMHURİYET'İN 100.YILI HEDEFİDİR

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin seçim beyannamesini açıklayacağı toplantıda 4.5 yıllık icraatlarını anlattı. Erdoğan, 22 Temmuz seçimleri öncesindeki seçim beyannamelerini ise “Bu seçim beyannamesi 2023 Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılı olarak hedeflenmiştir. 3 Kasım 2002 seçim beyannamemizin bir devamıdır. İcraatlarımızın devamıdır. Bu beyanname partimizin bir açılımıdır” şeklinde tanımladı.

Erdoğan, AKP’nin yeni genel merkez binasında milletvekili adaylarının tanıtımından sonra ikinci kez basının karşısına geçerek seçim bildirgesini açıkladı. Erdoğan’ın konuşması mini bir meydan miting havasında geçti. Seçim bildirgesinin açıklandığı toplantıda AKP iktidarının icraatları anlatıldı. Muhalefet partileri özellikle CHP eleştirildi.

Erdoğan, bugüne kadar kendisi dışında hiçbir siyasi liderin mal beyanını kamuoyu önünde açıklamadığını söyledi.

Başbakan Erdoğan, AKP Genel Merkez Binası’nda partisinin seçim bildirgesini açıkladı. Mini miting havasında geçen toplantı sine vizyon gösterileriyle başladı. 22 Temmuz Genel seçimlerinde bugüne kadar gidilen illerde yapılan meydan mitinglerinden özetler gösterildi.

Başbakan Erdoğan, seçim bildirgesini açıklamadan önce sözlerine, “3 Kasım’da milletten aldığımız yetkiyi onurla taşıdık. Uzun ince bir yolda gece gündüz demeden aynı aşkla çalıştık” diye başladı.

BİR 5 YILA DAHA TALİBİZ
Erdoğan, bir 5 yıl daha yönetime talip olduklarını belirterek, “Seçim beyannamemizde ilk istasyon 2013, ikinci istasyon olarak 2023’ü hedefledik. Çünkü 2023 Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıl dönümü. Bu seçim beyannamemiz 2023’e yönelik” dedi.

ANKARA’YA MAHKUM OLDULAR
14 Ağustos 2001’de, doğu batı ayrımı yapmadan herkesi kucaklayarak yola çıktıklarını belirten Başbakan Erdoğan, AKP dışındaki siyasi partilerin Ankara’ya mahkum olduklarını vurgulayarak, “Kendilerine getirilen yazılı metinlere hep, ‘ha bu kadar mıydı’ dediler ve imza attılar” şeklinde eleştiri getirdi.

VEKALET YENİLENECEK
“Bu seçim beyannamesiyle 22 Temmuz’da yaşayacağım genel seçim milletten aldığımız vekaleti yenileme tazeleme anlamı taşıyacaktır” diyen Erdoğan, seçim bildirgelerinin partinin bir açılımı olduğunu, gerçekleştirilen hizmetlerin devamı olduğuna işaret etti.

ARAŞTIRMA MERKEZİNE SİPARİŞ USULÜYLE HAZIRLATMADIK
Devlet önceliği olan bir iktidar olmadıklarını, insan öncelikli bir iktidar olduklarının altını çizen Başbakan Erdoğan, “Biz bu beyannameyi bir araştırma merkezine sipariş usulüyle yaptırmadık. Profesyonel bir ekibin hazırladığı beyanname değil. Eğer öyle olsaydı geçmişteki gibi beyannameler olurdu. Biz bizzat yaşayanlara hazırlattık. Ekibimizle milletvekillerimizle hazırladık” şeklinde konuştu.

MAL VARLIĞINA AÇIKLAYAN İLK LİDERİM
Başbakan mal varlığını açıklayan ilk siyasi lider olduğunu belirterek, diğer siyasi liderleri de eleştirdi. Erdoğan, “Bunu açıklamayan liderler şimdi meydanlarda gövde gösterisi yapıyor. Hiç bir partinin hesapları açık değil. AKP’nin bütün hesapları ve harcamaları açıktır ve internet sitesinde yayınlanıyor” dedi.

BAYKAL’A ELEŞTİRİ
Son günlerde seçim meydanlarında mazotu düşürmeye yönelik vaatlerde bulunan Deniz Baykal ve Mehmet Ağar’ı da eleştiren Erdoğan, “Sayın Baykal Maliye ve Enerji Bakanı olduğu dönemi ne çabuk unuttu. Tüp kuyruklarını , benzin kuyruklarını ne çabuk unuttu. Artık kuyruklara koşan bir Türkiye yok” dedi.

BİZİ KOPYA ETMEYİN
Sosyal Güvenlik reformuna engel olan CHP’yi, “Ayıptır, şimdi bunu seçim beyannamelerine koymuşlar. ‘2B’ de kıyamet kopardılar şimdi seçik vaadi olarak sunuyorlar. Bize karşı çıktılar. Ben bunların samimi olduklarına inanmıyorum” şeklinde suçladı.

MİNİ MİTİNG
Başbakan Erdoğan partisinin yeni genel merkez binasında mini bir miting havasında konuştu. Bakanların, milletvekillerinin ve ilk kez AKP sıralarından Meclis’e girecek milletvekillerinin katılımıyla gerçekleşen seçim beyannamesi açıklamasında, sine-vizyon gösterileriyle 22 Temmuz genel seçimlerinde gidilen illerden meydan mitinglerinden kısa gösteriler sunuldu. Erdoğan konuşmasında 4.5 yıllık AKP iktidarının icraatlarını anlattı. Muhalefete yüklendi.


 AA'NIN HABERİ

AK Parti'nin seçim beyannamesinde, ''Hiç bir komşu ülke toprağının Türkiye'ye yönelik, terörist eylemler için bir üs olarak kullanılmasına izin vermeyeceği'' ifade edilerek, ''Türkiye, kendisine yönelik tehdide de, kendisine uzanan dostluk eline de hakkıyla cevap verebilecek güce ve olgunluğa sahiptir'' denildi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, 233 sayfa ve 11 bölümden oluşan ''Nice AK Yıllara'' başlığıyla hazırlanan seçim beyannamesine ön söz yazdı.

Erdoğan, ön sözde, ''Milli güvenliğimizi güçlendirmek için verdiğimiz mücadeleyi her türlü meşru aracı kullanarak devam ettireceğiz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, ön sözde, siyasetin merkezine insanı yerleştiren AK Parti'nin 'insanı yaşat ki, devlet yaşasın' anlayışıyla yola çıktığını ifade etti.

 -MUHAFAZAKAR DEMOKRAT-

 Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ''millete efendilik yoktur hizmet etmek vardır'' sözünün, kendilerinin insan ve hizmet odaklı siyasetlerinin özünü oluşturduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

''AK Parti muhafazakar demokrat kimliğiyle dürüst, ahlaklı, tutarlı, uzlaşmacı, kucaklayıcı ve kuşatıcı bir siyaset tarzı ortaya koymaktadır.

AK Parti'ye göre değerden azade bir siyasetin ulaştığı yolsuzluk ve yozlaşmadan da bilgiden mahrum siyasetin ulaştığı sığlık ve yetersizlikten de kurtulmanın yolu akıl, bilim ve tecrübeyle yoğrulmuş ahlaklı bir siyasettir. AK Parti, 'amacını yitiren siyaset, istikbalini de yitirir' düşüncesi ile kurulduğu günden itibaren varlık sebebi olan halkın duygu ve değer dünyasına uygun, hareket etmiş, Türk insanının yaşam şartlarını iyileştirmenin onur ve saygınlığını pekiştirmenin gayreti içinde olmuştur.''

 

-ÜNİTER DEVLET YAPISI-

 

Beyannamenin, ''demokrasi ve hukuk devleti'' bölümündeki milli güvenlik başlığında ise terörle mücadeleye vurgu yapıldı.

Bu bölümde, AK Parti'nin ulusal güvenliğe, ülkenin bölünmez bütünlüğüne ve üniter devlet yapısına kastedecek her türlü oluşuma karşı son derece tavizsiz olduğu belirtildi.

Türkiye'nin 70 milyon vatandaşı ile birlikte güvenliğine, hudutlarına ve büyük bir mücadele ile kazandığı istiklaline ilelebet sahip çıkacağı vurgulanan beyannamede, şu ifadelere yer verildi:

''Ülkemiz son 30 yıldır bölücü terör belası ile karşı karşıyadır. Bu süreçte, sosyal ve ekonomik sorunlar ile kültürel hassasiyetler sürekli istismar edilmiş ve ülkemiz ağır bedeller ödemiştir...

İktidarımız, bütün vatandaşlarımızın ortak aidiyet duygusunu güçlendirmek ve terörün kaynaklarını kurutmak amacıyla etkin ve kapsamlı politikalar uygulamıştır...

İktidarımız döneminde, terörizmle mücadele konusunda Türkiye'nin haklı konumunu uluslararası her platformda etkin bir şekilde savunduk. Ülkemizin uluslararası etkinliğini artırarak terörizmle mücadelede dünya kamuoyuna ülkemizin tezlerini kabul ettirdik. Bölücü terör örgütünün terörist örgütler listesine alınmasını sağlayarak, yurt dışındaki faaliyetlerini ve finans kaynaklarını ciddi kısıtlamalar getirilmesini sağladık.

Milli güvenliğimizi güçlendirmek için verdiğimiz mücadeleyi her türlü meşru aracı kullanarak devam ettireceğiz.''

 

-DIŞ POLİTİKA-

 

Beyannamede, Türkiye'yi bölgesel bir güç etkin bir küresel aktör yapabilmek için kriz odaklı değil vizyon odaklı bir yaklaşımın temel alındığını belirtilirken, AB'ye tam üyelik hem halkın hayat standardının yükseltilmesi hem de yakın çevrede bir güven ve istikrar alanının oluşması için gerekli görüldüğü kaydedildi.

Transatlantik ittifak sistemi ve ABD ile stratejik ilişkilere de değinilen beyannamede, şu görüşlere yer verildi:

''Yeni politikalar ve tedbirler sayesinde Irak'ta başlayan savaşın ülkemizi olumsuz etkilemesinin önüne geçtik.

2004 yılında mutat dış politika uygulamalarını dışında 4 ana hedefe yöneldik;

-Türkiye'nin bölgesel güç konumunu pekiştirecek şekilde komşu ülkelerle ilişkilerin tahkim edilmesi,

-Türkiye'nin küresel aktör olma potansiyelini hareket geçirecek şekilde uluslararası gündeme taşınması,

-Kıbrıs konusunda proaktif bir diplomasi sürecinin devreye konmasını,

-AB ile katılım müzakere sürecinin başlatılması. ''

Beyannamede, ''komşu ülkelerle 'sıfır problem' ilkesinin, komşu ülkelerle ilişkilerin omurgasını oluşturduğu, geçen dönemde yakın havzalarda yaşanan savaş, gerilim ve iç karışıklıklara rağmen yakın komşularla ilişkilerde, ''altın bir dönem'' yaşandığı bildirildi.

 

-ORTADOĞU-

 

2006 yılında Filistin, Suriye, Lübnan ve İran konularında takip edilen politikalarla Ortadoğu'daki bütün aktörlerle ilişki kurabilen etnik ve mezhebi kutuplaşmalara karşı bölgesel barış ve istikrarı koruyan bir bölgesel güç konumunun kazanıldığı belirtildi.

Komşu ülkelerle kurulan bu ilişkiler ağının süreklilik kazanarak, kurumsallaştırılacağı ifade edilen beyannamede, ''çevremiz düşmanlarla çevrili'' varsayımına dayanan çatışma psikolojisinden hızla çıkılarak, işbirliği ve diyalog ortamının kurucu aktörü olma misyonun benimsenmesi gerektiği vurgulandı.

''Büyük ve merkez ülke'' idealinin ancak böyle bir öz güven psikolojisi ile gerçekleştirilebileceği kaydedildi.

 

-IRAK-

 

Beyannamede, Irak ile köklü tarihi, coğrafi, ekonomik ve kültürel bağlara sahip Türkiye'nin bu çabalarda en belirleyici role sahip olmasının, Türkiye açısından politik bir tercih değil, stratejik bir zaruret olduğu vurgulandı.

Irak'taki gelişmeler üzerindeki etkinin bölgesel ve küresel çaptaki etkinin yapı taşlarını oluşturulacağını belirtildiği beyannamede, Türkiye için Irak'ın güvenlik ve istikrarının sadece komşu bir ülke olarak değil, Türkiye'nin güvenliği açısından da büyük önem taşıdığı belirtildi. Bu nedenle Türkiye'nin son 4 yıl içinde Irak'ın güvenlik ve istikrarı için en fazla çaba sarf eden ülkelerin başında geldiği belirtilerek, Kerkük konusunda Türkiye'nin tezlerinin daha iyi anlatabilmek için Arap ülkeleri, AB ve ABD nezdinde büyük çalışmalar yapıldığı bunun sonucunda Kerkük'ün öneminin daha da iyi anlaşıldığı kaydedildi.

Beyannamede, Kerkük meselesinin bütün etnik ve mezhebi unsurların katılımıyla hakkaniyet ilkelerine dayalı bir çözüme kavuşturulmasının öncelikli gündem maddelerinden birini oluşturmaya devem edeceği belirtildi.

 

-''IRAK'IN KUZEYİ''-

 

Irak'ın kuzeyinin Türkiye açısından ayrı bir öneme sahip olduğu işaret edilen beyannamede, bu bölgede yaşan Türkmenler, Kürtler ve Araplar'ın, ''akraba'' olarak görüldüğü belirtildi.

Bu bölge ile olan ekonomik ilişkileri geliştirmeye özel önem verildiği belirtilen beyannamede, şöyle devam edildi:

''Bununla beraber Irak'ın kuzeyinin teröristler tarafından sığınma yeri olarak kullanılması ilişkilerimizin gelişmesi yönünde büyük bir engeldir. Irak'ta istikrarsızlıktan beslenen terör tehdidine karşı da her türlü tedbiri en etkin şekilde alacağız. Hiç bir komşu ülke toprağının ülkemize yönelik, terörist eylemler için bir üs olarak kullanılmasına izin vermeyeceğiz. Türkiye, kendisine yönelik tehdide de, kendisine uzanan dostluk eline de hakkıyla cevap verebilecek güce ve olgunluğa sahiptir. Türkiye, Irak'ın istikrarı, iç barışı, bütünlüğü ve refahı için elinden geleni yapmaya devam edecektir.''

 

-KIBRIS-

 

Kıbrıs konusuna da değinilen bildirgede, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik bugüne kadar atılan adımların anlatıldığı beyannamede, ''2002 yılı itibarıyla Kıbrıs konusunda uluslararası baskı altında bunalan Türkiye, yürüttüğümüz aktif politika konusunda ulusal çıkarlarımız konusunda en küçük taviz vermeden bu baskıdan kurtulmuş ve uluslararası alanda büyük bir manevra kabiliyeti kazanmıştır. Bu noktaya gelinirken, Kıbrıs'ta tek bir asker çekilmemiş, bir metre kare toprak verilmemiştir'' ifadesine yer verildi.

Beyannamede, gelecek dönemde de Doğu Akdeniz'deki çıkarların ve KKTC'nin haklarını korumaya dayalı stratejinin daha sağlam zeminlerde uygulanmaya devam edeceği belirtildi.

 

-ERMENİSTAN İLE İLİŞKİLER-

 

Tek problemli komşuluk ilişkisine sahip olunan Ermenistan ile ilişkilerde inisiyatif alan taraf konumunun sürdürüleceği belirtilen beyannamede, şöyle denildi:

''Attığımız adımlar karşılık gördüğünde ilişkilerimizi arzu edilen düzeye çıkarmaya çalışacağız bu bağlamda, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin, Ermeni Diasporası'nın olumsuz etkilerinden kurtarılması ortak tarih komisyonu önerimizde olduğu gibi ön alıcı bir yaklaşımla 1915 olaylarıyla ilgili iddiaların uluslararası alanda en etkin şekilde cevaplandırılması ve Karabağ sorununa adil ve kalıcı bir çözümün bulunması doğrultusundaki çalışmalarımız aksatılmaksızın sürdürülecektir.''

 

-ABD İLE İLİŞKİLER-

 

Beyannamede, Türk-ABD ilişkilerini kapsamı itibariyle çok boyutlu uygulama alanı itibariyle çok yönlü olduğu belirtilirken, bu ilişkinin yeni şartlara uyumlu hale getirilerek, kurumsallaşmasının sadece ikili ilişkiler açısından değil, küresel ve bölgesel barış açısından da büyük önem taşıdığı vurgulandı. Bu ilişkilerin daha geniş kapsamlı şekilde ekonomik, teknolojik, sosyal ve kültürel alanda zenginleştirilmesi gerektiği, ABD ile olan ittifakın transatlantik ilişkilerin omurgasını oluşturan NATO içindeki etkin rolü ve AB üyelik sürecinin, ortak bir hedefin ana unsurları olarak görüldüğüne işaret edildi.

AK Parti'nin devlet merkezli diplomasi sürecini, toplum merkezli sivil dış politika araçları ile desteklemeye kararlı olunduğu vurgulanan beyannamede, bu çerçevede uluslararası teknik ve insani yardım faaliyetleri ile her coğrafyada Türkiye'nin mevcudiyetini artırarak göstermeye devam edileceği belirtildi.

 

-YÜKSEK ÖĞRETİM SİSTEMİ-

 

Eğitimde yapılan icraatların anlatıldığı beyannamede, AK Parti'nin üniversitelerin sağlık, eğitim, çevre, enerji, kentsel gelişim, uluslararası ilişkiler, ekonomi, savunma ve ulusal güvenlik gibi alanlarda stratejik öneme sahip olduğuna inandığı belirtildi.

Yüksek öğretim sisteminin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlar nedeniyle Türkiye'nin küresel rekabet gücüne beklenen düzeyde katkıda bulunamadığı görüşüne yer verilerek, şöyle denildi:

''Ülkemizdeki üniversite sistemi, bilgi ekonomisinin gerektirdiği kaliteli insan gücünün yetiştirilmesi, sosyal yapının güçlendirilmesi, eleştirel düşünce ve demokratik değerlerin yaygınlaştırılması gibi alanlarda, toplumsal beklentileri karşılayabilmek için bir dizi yeniliğe ihtiyaç duymaktadır.

AK Parti, yüksek öğretim sistemini uluslararası bir perspektif ile bakmakta ve üniversitelerimizin uluslararası standartlara kavuşmasını zorunlu görmektedir. Bu sebeple üniversitelerimizin yönetişim ile öğretim politikalarında dışa açık köklü bir değişim gerekmektedir. Üniversitelerdeki nitelik ve kaynak sorununu çözümü ancak katılımcı, hesap verebilir, özerk, sorumlu ve şeffaf bir yönetim anlayışı ile mümkündür.

Üniversiteler, bilimsel olarak özgür, idari olarak özerk ve finansal olarak kaynak üreten yapılara sahip olmalıdır.

Türkiye'deki 'yüksek öğretim alanının birikmiş ve birikmekte olan pek çok sorunu olduğu' ve 'bu sorunlara müdahalenin geciktirilemez olduğu'' gerçeğinden hareket eden AK Parti, yeni dönemde üniversitelerimizin karşılaştığı sorunları ilgili paydaşların katılımı ile çözümüne öncelik verecektir.

Üniversitelerimizin yönetişim ve öğretimdeki farklılaşmalarıyla temayüz etmeleri desteklenecektir, farklı insani, fiziki ve mali kaynaklara sahip olan üniversitelerimizin, tek tip ve tek merkezli yönetim anlayışı yerine küresel rekabete katılabilen dünyaya açık ve toplumun beklentilerini karşılayan dinamik kurumlar haline gelmesi sağlanacaktır.''