Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, uçağına gazeteci davetine ilişkin kuralları değiştirmiş. Seçim gezilerine her defasında bir veya iki gazeteden temsilciler alıyor. Uçağına davet ettiği gazete ve gazeteci sayısı artıyor. Adıyaman-Diyarbakır gezisinde de Milliyet'i temsilen ben vardım.
Başbakan'ın Adıyaman-Diyarbakır ekibinde Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, yeni AKP'li Ertuğrul Günay ve Necati Çetinkaya vardı.

'Baykal isim verdi'
Başbakan Erdoğan'la sohbetimize cumhurbaşkanlığı seçimi konusuyla başladık. Başbakan'a 22 Temmuz seçim kampanyalarına cumhurbaşkanlığının damgasını vurduğu izlenimi edindiğimi belirterek Baykal'ın eleştirisini anımsattım ve "CHP'yle niye uzlaşma aramadınız?" diye sordum.
Başbakan Erdoğan, Baykal'ın eleştirilerinin haksız olduğunu söylediği gibi, tam aksine, ana muhalefet liderini sorumlu tuttu:
"Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde tıkanmaya neden olan ana muhalefet partisidir. Sayın Baykal bizi, AKP'yi yönetmeye kalktı. Benim üzerime çok çirkin saldırılar oldu. Aday değilmişim diye sürekli bizi zorladı. Biz CHP'nin emir kulu muyuz? Sen kendi adayını açıklasaydın, sen niye açıklamadın? Biz bir uzlaşma yaklaşımı görmedik. Bize böyle bir öneri ulaşmadı.
Zaman zaman AKP'yi yönetmeye kalktı, isim verdi. (Abdüllatif Şener'i kastediyor) Bakalım AKP verdiğin o ismi tutuyor mu? Benim grubum nasıl değerlendiriyor? Ben hem grubumun hem örgütümün kanaatlerini aldım. Sen isim veriyorsun ama benim partimin kararı ne? İsim vermeleri tam aksine tepki yarattı. Dediğini yapacak olsam, grubum parçalanırdı. Ben de grubumun, partimin bütünlüğünü düşünmek zorundayım. İsim vermese Baykal'ı da ziyaret ederdik."

Avusturya modeli önerdi
Başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanlığı konusunda "Avusturya modeli"ni öneriyor. Cumhurbaşkanını halkın seçmesini, ancak yetkilerinin parlamenter sistemle daha uyumlu biçimde azaltılmasını savunuyor. Erdoğan'ın kafasındaki model Avusturya ile Almanya'daki şansölyelik modeline yakın görünüyor.
Erdoğan'ın bu konudaki değerlendirmesi şöyle:
"Cumhurbaşkanlığı konusunda doğrusu, halkın seçmesidir. Halk seçerse, orada katakulli olmaz. 50+1 alan seçilir. Bu sorun kökten ve kalıcı biçimde çözülmüş olur. Cumhurbaşkanının yetkileri de parlamenter sistemle uyumlu biçimde azaltılır. Halkın seçmesi bir çelişki değildir. Avusturya'da bu uygulanıyor. Almanya'da uygulanıyor. Halkın seçtiği cumhurbaşkanı ama güçlü başbakan. Almanya'daki şansölye modeli de buna yakındır."

'DTP ırkçı'
Başbakan Erdoğan Bulgaristan'daki Hak ve Özgürlükler Partisi ile DTP arasında paralellik kurulup kurulamayacağına ilişkin sorumu yanıtlarken, şöyle konuştu:
"Önce şunu düzelteyim. Bu konu bizim DTP ile koalisyon yapacağımız gibi yansıtıldı. Bu yanlış. Ben böyle bir şey söylemedim. DTP ırkçıdır. Kürt orijinli vatandaşlarımızı istismar ediyorlar. Bulgaristan'daki Hak ve Özgürlükler Partisi'yle uzaktan yakından bir ilgileri yok. Hak ve Özgürlükler Partisi hiçbir zaman etnik milliyetçilik yapmamıştır, terörle hiçbir ilişkisi olmamıştır.
DTP ayrıca Kürtleri de temsil etmiyor, istismar ediyor. Kürt orijinli vatandaşlarımız AKP'de de var. DTP'de olunca Kürt vatandaşların haklarını savunuyor oluyorlar da başka partide olunca olmuyorlar mı? Benim ağzımdan bunlarla koalisyon yapma gibi bir söz çıkmadı."
Başbakan Erdoğan'la konuştuğumuz bir diğer konu da YÖK'tü. Erdoğan CHP'nin ÖSS'yi kaldıracağı vaadini değerlendirirken, önce YÖK reformu yapılması gerektiğini kaydetti.
Başbakan, "Eğer bir referanduma gidilse YÖK'ten şikâyetçi olanların oranı yüzde 50'den fazla çıkar" dedi. Erdoğan, 32 ile yeni üniversite kazandırdıklarını, ancak YÖK'ün öğretim üyesi yok diye itiraz ettiğini belirtti. Öğretim üyesi yetiştirme görevinin YÖK'te olduğunu anımsatarak bu konuda mutlaka reform yapacaklarını yineledi

Milliyet / Fikret Bila