Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Cumhuriyetin “kurucular”ı, önceki rejime göre “hain”di.

Sonra onlar da nice arkadaşlarını “hain” saydı.

DP’liler de aslında CHP’liydi; sonra birbirlerini “hain” bildi.

Ülkenin seçilmiş başbakanı “Vatan Cephesi” listeleri hazırladı; “hainler” bir tarafa ayrılsın diye.

Ülkenin seçilmiş başbakanı asıldı; “ihanet”ten.

Darbe yapıp başbakan asanlar, kendi silah arkadaşlarını da astı; başka “darbe” peşindeki “hainler” diye.

Asılan başbakanın mirasçıları da seçilerek iktidar oldu; hemen başka “hainler” buldu.

Asılan başbakanın mirasçıları seçimle gelmişti; “ihanet” gerekçesiyle bir darbeyle iktidardan oldu.

Darbeyle asılan başbakanın başka darbeyle şapkayı alıp giden mirasçıları, darbecilerin rehini bir Meclis’te “solcu” gençlerin asılması için isterik eller kaldırdı; o çocuklar vatana “ihanet” etti diye.

70-80 arası da herkesin bir ötekini “hain” saymasıyla geçti. Binlerce ölü, onca katliam, infaz, pusu, iç savaş tahrikiyle.

Bütün seçilmişleri, sendikacıları, solcuları, akademisyenleri, kimi askeri, bir kısım milliyetçiyi bile “hain” sayan, hatta ilk askeri darbe ve anayasasını bile “hain” bulan “Türk-İslam sentezi” darbe geldi.

O seçilmişlere oy vermiş, saflarında birbirine girmiş ahalinin yüzde 90’u bu kez birleşti; darbenin “hain” saydığı herkese “hain” deyip darbeciye yapıştı.

Darbe şartları hazırlamak için binlerce cana kastedenler, onca insanı da “hain” diye astı; “hainler” diye Diyarbakır Cezaevi’ni mezbahaya çevirdi.

Sonra “hain” demokrasiye geçildi yeniden; darbe paşaları arkasında yüzde 90 hazır ola geçmiş millet rahatladı; “hain” saydığı siyasi merkezlere yeniden dağıldı.

Siyaset zemini yeniden bir ötekini “hain” saymak üstünde şekillendi.

Sonra “düşük yoğunluklu savaş, terör, terörle mücadele”, 40 bin ölü; tamamen “ihanet ve hainlik” üstünden açıklandı.

Derken dendi ki, “terörist” tabii “hain”di; lakin “terörle mücadele”deki kimi asker ve polis de “hainlik” etmişti.

***

Bu kadar uzatmayacaktım…

Parmaklarım klavyede zıplayıp durmuş.

Demem o ki…

Aday olmasına vize verilen, ama dışarıda ama cezaevinde, ama Dicle, ama KCK tutuklusu, ama Haberal, Balbay, Alan…

“Kanun namına” mahkum sayıyor kanun devleti!

Birileri “hukuk bu… şeriatın kestiği parmak acımaz” diyor.

Kanun dediğin; yasama. Yasama dediğin, Meclis. Meclis dediğin, temsil. Temsil dediğin, seçim. Seçim dediğin, millet.

Yumurta ve tavuk bile değil; işin başı belli.

Bu devletin cumhurbaşkanı “hain” sayılıyordu belki…

Bu devletin başbakanı “hapisten” geldi oraya.

Bu devletin birçok eski başbakanı gözaltına, gözetim altına alındı.

Bu devletin eski bir cumhurbaşkanı yıllarca hapis yattı; eski bir başbakanın boynuna ip geçirildi.

Ve ne tuhaftır ki, bir kez girersen, Meclis’te, adi suçlardan bile dokunulmazsın!

***

Bu seçim herkese iyi kötü bir umut vermişken…

“Kanun devleti”, “millet iradesi”ni kanuna dairesinde çiğniyor!

Herkesin hain sayılabildiği bir tarih var arkanızda.

Ne diyoruz; bir başbakan asılmış, bir başbakan hapisten gelmiş o Meclis’e!

Siz diyorsunuz ki…

Berikinin mahkumiyeti var…

Öteki şu sıra tutuklu!

Tarih an’a hapsolsaydı, tarih mi olurdu!

Not: Dicle konusunda CHP; AKP ve MHP’den daha tutarlı tavır aldı; en azından doğru yorumla bir çözüm yolu gösterdi. İktidar, istemem yan cebime koy havasında; MHP, meşruiyeti kanuna bağlıyor, demokrasi fikrine değil. BDP de tehdit ve şiddeti kışkırtmak isteyen bir süreci hemen telaffuz ediveriyor. Oysa, seçimin dört bloğu da, Meclis’te seçime, halk iradesine ortak sahip çıkabilmeliydi.