Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Türkiye'de, alınan önlemlerle beraber cezaeevlerinde tutuklu yargılananların oranının, AB ortalamasının altında olduğunu bildirdi.

Ergin, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarı'nın TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde yaptığı konuşmada, Ağustos 2009'da yargının sorunları ve çözümüne ilişkin strateji belgesi ve buna bağlı eylem planı açıkladıklarını anımsattı. Ergin, kısa, orta ve uzun vadeli önlemleri deklare ettiklerini ifade etti.

Meclis kürsüsünden Ergenekon, Balyoz, İzmir'deki davalara ilişkin ajitatif tespitlerle, Genel Kurul'u adeta mahkeme salonuna çevirerek, içeriğe ilişkin tartışmaların yapılmasının doğru olmadığını belirten Ergin, buna anayasanın da izin vermediğini kaydetti.

Ergin, Türkiye'nin yakın siyasi tarihine bakıldığında iç açan olayların görülmeyeceğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

 ''1957-1958 9 subay olayıyla karşılaşırız, 27 Mayıs 1960, 22 Şubat 1962 ayaklanması, 20 Mayıs 1963 ayaklanması, 20 Mayıs 1969 darbe teşebbüsü, 9 Mart 1971 muhtıra girişimi, 12 Mart muhtırası, 12 Eylül, 28 Şubat 1997 post modern darbe, 27 Nisan 2007 e-muhtıra gelir. Çok partili siyasi hayata geçtikten sonra 8-10 yılda bir, darbeler ve muhtıralar yaşayan ülke... Ben bu ülkenin Adalet Bakanı olarak, kendi çocuğuma, benden sonraki nesillere, böyle bir ülke bırakmak istemiyorum. İsteyen varsa, açıkça söylesin. Türkiye artık bu müdahalelerle, muhtıralarla, darbelerle bundan sonra yoluna devam edemez, etmemeli. 
İsterdim ki bu kürsüden halen devam eden yargılamaları gündeme getireceğinize, bir günde 1960, 1971, 1980, 1997, 2007'nin mağdurlarının sorunlarını getirseydiniz. Bu kürsüden milletin iradesine, parlamentoya karşı verilen muhtıraların hesabını soracak yerde, bunların faillerinin, bu düşüncenin destekçilerini burada savunmanın arka planını sizlerin ve milletimizin takdirine bırakıyorum. 28 Şubat sürecinde bu ülkede mağdur olan kamu görevlilerinin haddi hesabı yok, memuriyetten atılanlar, sürgüne gönderilenler, soruşturma açılanlar, meslekten çıkarılanlar, hangi birini söyleyeyim. Siyasetçi olarak o süreçte yaşadıklarımı ben biliyorum. Türkiye'nin geleceğe güvenle bakabilmesi, demokrasinin kendi ayakları üzerinde sürdürebilir hale getirilebilmesi, darbelerle, muhtıralarla kesilemeyen kesintisiz bir demokrasiye kavuşabilmesi için geçmişte yaşadığı bu hadiselerle yüzleşmesi elzemdi.''

Ergin, AK Parti'nin, 2002-2012 yılları arasında demokrasinin sürdürülebilir olması, milletin iradesinin askıya alınmaması için atılması gereken adımları attığını, atmaya da devam edeceğini ifade etti.
AK Parti'nin yaptığı tasarrufları, çıkardığı yasaları, kürsüden gelip başkalaştırma gayretine girmenin anlamsız olduğunu dile getiren Ergin, her iki yılda bir milletin önüne kendilerini test etmeye götürdüklerini, her seçimde milletin desteğinin büyüyerek devam ettiğini belirtti.

Grafiklerle anlattı
''Kanunlar çıkıyor, birinci, ikinci, üçüncü paket çıktı, hiçbir şeye yaramıyor'' eleştirilerine işaret eden Ergin, Temmuz 2012'den önce  tutuklanabilecek 15 bin kişinin, adli kontrol tedbiriyle tutuksuz yargılanırken, son 7-8 aylık dönemlere baktıklarında, yıl bazında bu rakamın 40 bine çıktığını bildirdi. 40 bin kişi tutuklu yargılanabilecekken, adli kontrol tedbirleriyle tutuksuz yargılanmaya başladığına dikkati çeken Ergin, ''Hani birşey olmuyordu?'' diye sordu.

Elindeki grafiği gösteren Ergin, 2000 yılında, cezaevlerinde bulunan her 100 kişiden 49,8'i tutuklu, diğerlerinin hükümlü, 2001'de yüzde 50,4 tutuklu, diğerinin hükümlü, 31 Aralık 2012 itibariyle ise yüzde 23,3'ünün tutuklu,  diğerlerinin hükümlü olduğunu bildirdi.

Ergin, Türkiye'nin, tutuklu oranları itibariyle Fransa, Macaristan, Letonya, Yunanistan, Danimarka, Belçika, İsviçre ve İtalya'dan daha iyi konumda olduğunu vurgulayarak, ''Türkiye'den daha iyi olan ülkeler de var. Alınan önlemlerle beraber cezaeevlerinde tutuklu yargılananların oranı, AB ortalamasının altındadır. Tutuklu yargılamada AB ortalaması yüzde 25,2'dir, Türkiye'de ise yüzde 23,3'tür'' diye konuştu.
AİHM'de yıl bazında ve tüm zamanlar bazında ihlal şampiyonu olan Türkiye'nin, 2012'de ilk kez şampiyonluğu başka ülkeye verdiğini dile getiren Ergin, ''İnşallah bunu teslim almamak üzere devrettik. Her geçen yıl daha iyiye gideceğiz'' dedi.

''Başbakan'ın tespitine önemli ölçüde katılıyorum''
Ergin, konuşmasının ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Yurt dışına operasyon yetkisinin, TBMM tarafından hükümete verildiğini, hükümetin de Meclis'ten aldığı bu yetkiyi ihtiyaç duyulduğu zeminlerde güvenlik güçlerine verdiğini belirten Ergin, sorumluluğun hükümette olduğunu vurguladı. Ergin, güvenlik güçlerinin ihtiyaç duyduğu anda bu talimatı siyaset kurumunun verdiğini kaydederek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamasında, güvenlik güçlerine doğrudan sorumluluk verilemeyeceğini ifade ettiğini söyledi.

Ergin, Akil İnsanlara ücret ödenmediğini kaydetti.
Silivri'deki duruşmadan sonra Erdoğan'ın savcılara talimat verdiğine yönelik eleştiriler üzerine Ergin, Başbakan Erdoğan'ın, savcı ve hakimlere talimat verme noktasında olmadığını belirtti. Ergin, Erdoğan'ın, yapılanın kaba kuvvet gösterisi olduğunu, duruşma salonlarında yargıya baskı ve baskın yapıldığını söyleyerek, bunu kınadığını vurguladı. Ergin, ''Olaya baktığınızda, dışarıdan bakan gözler için bunun dışında bir tespit sübjektif olacaktır. Ben de Sayın Başbakan'ın tespitine önemli ölçüde katılıyorum'' diye konuştu.

''Özgürlükçü karar''
Ergin, CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın, ''Laikliği, yargı eliyle kaldırıyorsunuz. Danıştay'ı kendi çizginize getirdiniz'' yönündeki eleştirilerine ise şöyle yanıt verdi:

''Soğuk savaş döneminde bile yapılmayan tartışmaları, bugün, 2013'te bu parlamentoya taşımanın karşılığı yok. 'Laikliği yargı eliyle kaldırmak, laiklik tehlike altında, irtica hortluyor, memleket elden gidiyor...' Bunlar çok eskide kaldı, karşılığı olmayan şeyler. Geçmişte bu ülke, kendi vatandaşını potansiyel tehdit olarak algılamış. Bu ülkede, sosyalistler, komünistler, Aleviler, Kürtler, Müslümanlar ya da kendilerine İslamcı diyenler tehdit. 75 milyonluk bir ülke, vatandaşların önemli kısmını kendisine tehdit olarak algılıyor. O zaman burada bir terslik var. Temel otoyolda ters yöne girmiş, polis, 'Dikkat otoyolda bir araç ters yönden gidiyor' diye anons yapıyor. Temel 'ne bir tanesi, hepsi tersten geliyor' demiş. Aynen Temel fıkrasındaki bir tablo gibi. Geçmiş algılamaları söylüyorum, bu ülkede vatandaşların önemli kısmı devlete tehdit ise temel bir paradigma yanlışı var. Bunu görün, başımızı kumdan çıkartalım. Yıl 2013, dünya nerelere gitmiş, nelerle uğraşıyor, biz nelerle uğraşıyoruz. Danıştay'ın başörtüsüyle ilgili verdiği özgürlükçü kararı Sayın Acar endişe verici buluyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin normalleşmesinin işaretidir.''

TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, verilen aranın ardından komisyonun yerinde olmaması üzerine, birleşimi bugün saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.

AA