Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, çözüm sürecinin bütün vatandaşların bu ülkenin eşit vatandaşları olarak aynı bayrağın altında aynı devletin vatandaşı olmanın onurunu yaşadıkları bir süreç olduğunu söyledi. Sürece verdiği destek için Fethullah Gülen Hocaefendi'ye teşekkür eden Bağış, "Bütün vatandaşlarımızın bu ülkenin eşit vatandaşları olarak aynı bayrağın altında, aynı devletin vatandaşı olmanın onurunu yaşadıkları bir süreçtir. Onun için bu sürece de sahip çıkan çok değerli Fethullah Gülen Hocaefendi'ye de ben buradan teşekkürlerimizi göndermek istiyorum." dedi.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Fatih Kolej'inin düzenlediği Sosyal Bilimler Olimpiyatları'na (SOBİO) katıldı. Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen törene, Egemen Bağış'ın yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Nadir Alpaslan, Aile ve Sosyal Politikalar Müsteşarı Ahmet Zahteroğulları, AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil, Türk Dil Kurumu Başkanı Mustafa Kaçalin, Sunucu Pelin Çift, sanatçılar Ahmet Özhan, Metin Şentürk, oyuncu İnanç Ömer Benlioğlu ve çok sayıda davetli katıldı.

Bu yıl 9.su gerçekleştirilen etkinliklerde, sahne sanatları, forum, İngilizce takdim, Türkçe takdim ve proje olmak üzere birçok kategoride 48 ilden 180 okuldan 391 proje başvurusu yapıldı. Elemeleri geçen 150 proje, altın, gümüş, bronz, mansiyon ve jüri özel ödülü aldı. Öğrencilerin yanı sıra, topluma hizmet etmiş ve örnek olmuş kişilere ödüller verildi. Gecede ayrıca sanata verdikleri emekten dolayı Ahmet Özhan ve Metin Şentürk'e ödül verildi.

Ödül töreninden önce bir konuşma yapan Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış çözüm süreciyle ilgili bilgiler verdi. Türkiyenin çok hassas bir dönemden geçtiğini belirten Bağış, "Türkiye çok hassas bir dönemden geçiyor. Türkiye çözüm sürecinde en büyük çözümün sevgi olduğunu idrak ediyor. Bu çözüm sürecini kimileri çarpıtıyor. Ama çözüm süreci aslında bir cümleyle anlatılır. Anayasamızdaki Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm vatandaşları eşittir maddesinin uygulamaya geçmesine biz çözüm süreci diyoruz. Bu süreçte bu ülkenin bütün vatandaşları, bu ülkenin eşit bireyleri olarak, bu ülke için nasıl Çanakkale'de birlikte şehit oldularsa, nasıl Türkiye'nin kalkınması için birlikte Kurtuluş Savaşı'nda el ele verdilerse, nasıl aynı yöne dönüp aynı kıbleye birlikte eğildilerse bundan sonra da bu ülkenin kalkınması için birlikte ter dökeceklerdir. İşte çözüm süreci budur. Çözüm süreci yeni başlayan bir süreç değil. Çözüm süreci 3 Kasım 2002'de başlayan ve her geçen gün daha da ivme kazanan bir süreçtir. Rahmetli Özal bu ülke için çok çaba sarfetti. Bu ülkenin kalkınması için çok çaba sarfetti. Devlet Planlama Teşkilatı Msüteşarlığı yaptı, Başbakanlık yaptı, Cumhurbaşkanlığı yaptı. Cumhurbaşkanı bile oldu ama Kürt olamadı. Annem Kürt'tü dedi, teyzem Kürtçe bilmezdi dedi ama ben Kürt'üm diyemedi. Atatürk'ten sonra ilk defa Cem Evi'ne giden bir Cumhurbaşkanı gördük. İlk defa Muharrem iftarında Alevi vatandaşlarıyla aynı sofrayı paylaşan bir başbakan gördük. İşte çözüm süreci bu ülkede herkesin bu ülkeye benim diyebilme sürecidir. Bütün vatandaşlarımızın bu ülkenin eşit vatandaşları olarak aynı bayrağın altında, aynı devletin vatandaşı olmanın onurunu yaşadıkları bir süreçtir. Onun için bu sürece de sahip çıkan çok değerli Fethullah Gülen Hocaefendiye de ben buradan teşekkürlerimizi göndermek istiyorum." dedi.

"SEVGİYLE YETİŞEN TÜRK OKULLARINDAKİ ÖĞRENCİLER BİZE UMUT VERİYOR"
İçinde bulunduğumuz Kutlu Doğum Haftasına da değinen Bağış, yurt dışındaki Türk Okulları'nda okuyan öğrencilerden de övgüyle bahsetti. Bağış, "Tabi bu akşam çok farklı bir kutlamayı daha gerçekleştiriyoruz. Çok kutlu bir doğumu idrak ediyoruz. İşte alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin doğum gününü de burada çocuklarımızla kutluyoruz.

Hep düşünmüşümdür; Avrupa'da, Amerika'da arabaların tamponlarında bir çıkartma vardır. 'Bu durumda Hz. İsa olsa ne yapardı' sorusunu kendilerine sık sık sorarlar. Acaba bizde sevgili Peygamberimizin mesajlarına onun öğretilerine batılıların Hz. İsa'ya sahip çıktığı kadar sahip çıkabilseydik. Bizde her hiddetlendiğimizde, her önemli kararı aldığımızda bu durumda olsa Hz. Muhammed ne yapardı sorusunu sorabilseydik, farklı bir dünya da olurduk. İşte dünyanın dört bir yanında sevgiyle yetişen Türk Okullarının öğrencileri o duygularla yetişiyorlar. Buda bize yarınlarla ilgili umut veriyor." diye konuştu.

CHA