Fatmanur Boylu

Hekimler, hemşireler, hasta bakıcıları... Sağlık çalışanları gece gündüz demeden hayatlarını riske atıp koronavirüsle mücadele ediyor. Bazen yemek yemeyi unutuyor bazen ailelerinden günlerce ayrı kalıyorlar. Habertürk muhabiri Fatmanur Boylu, 2 yaşındaki çocuğunu evde bırakarak, koronavirüsle savaşan İbn-i Sina Hastanesi doktoru Elif Nur Haliloğlu ile konuştu. Sağlık çalışanlarının günlüğüne tanıklık etti. Görüşmeler ve çekimlerin virüse karşı güvenli ortamda ve hekimlerin önerileri doğrultusunda gerçekleşti.

 

"BİZ SİZİN İÇİN BURADAYIZ, SİZ DE BİZİ DÜŞÜNÜP LÜTFEN EVİNİZDE KALIN"

İbn-i Sina Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Doktoru Elif Nur Haliloğlu, mesleğine 5 yıl önce başladı. Mert Ali adında 2 yaşında bir çocuğu var.

-Çok yoğun bir süreç içindesiniz. Konuşmaya başlamadan önce toplumdan ilk beklentiniz nedir? Hekimler olarak ne istiyorsunuz?

Haliloğlu: Lütfen evde kalın. Bu süreçte kesinlikle evde kalınmalı. Hem bizi hem toplumu hem kendilerini düşünüp evden çıkmayınız. Biz sizin için buradayız siz de bizim için evinizde kalın.

"BENİ EN KORKUTAN ŞEY AİLEME BULAŞMASI VE VAKALARIN ARTMASI OLABİLİR"

-Koronavirüsle mücadele sürecinde sizi korkutan şeyler oldu mu?

"Aslında pozitif vakalara nasıl yaklaşacağınızı bilirseniz korkmazsınız. Biz enfeksiyon hastalıklarında çalışanlar olarak o korkuyu az yaşıyoruz. Dış kliniklerden gelen sağlık personeline zaten süreç içinde eğitimler verildi. Ayrıca koroyucu ekipmanızmız var. Nasıl bulaştığını biliyoruz sonuçta. Beni en korkutan şey aileme bulaşı olma ihtimali. Vakaların çok çok artışı da korkutabilir."

"BU MESLEĞE GÖNÜL VERDİK, BUNDAN KAÇIŞ YOK"

-Nasıl koşullarda çalışıyorsunuz?

"Her sağlık çalışanı gibi mesleğe gönül verdik. Bundan kaçış yok. Taşın altına elimizi koyacağız. Önce kendimizi koruyacağız. Hasta yanına girerken maksimum önlemi alıp eve de minumum bir şeyler götürmek üzere yol izliyoruz. Bazen 12 saat bazen 8 saat bazen daha fazla çalışacağız. Gece nöbetlere de kalıyoruz. Eve yansıtmamaya gayret edeceğiz. Umarım daha kötüye gitmez. Bugün nöbetçiyim."

"YEMEK YEMEYİ, SU İÇMEYİ ÇOĞU ZAMAN UNUTUYORUZ"

-Türkiye'deki koronavirüs tablosunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Şu aşamada o kadar kötü bir tablo yok ama ilerleyen zamanlarda ne olacağını bilmiyoruz. Yemek yemeyi, su içmeyi, ihtiyaçlarımızı gidermeyi çoğu zaman unutuyoruz. 'Aaa yemek yememiştik o yüzden mi başım dönüyor' oluyor. Unuttuğumz çok şey oluyor. Şu yoğunlukta bunu yaşıyorsak, ilerleyen dönemde nasıl olur bilemiyorum."

"POZİTİF VAKALARIMIZ VAR AMA SAYILARI ÇOK DEĞİL"

-Hastalar, şüpheliler, vakalar, ziyaretçiler.. Hastane içinde nasıl bir işleyiş var? Burada hiç pozitif vaka var mı?

"İlk etapta semptomları olan hastaların acile başvurusuyla süreç başladı. Olası düşündüğümüz her vakayı yatırıyoruz şu aşamada. Yatan diğer hastalardan şüphelendiklerimizi de COVİD-19 bölümlerine çekiyoruz. Hemen her yaş grubundan var şüpheli vakalar. Daha ağır olanların ileri yaşlarda olduğunu görüyoruz. Pozitif vakalarımız var ama sayıları çok değil. Her birine farklı şekillerde yaklaşıyoruz.

"VAKA SAYISI ARTARSA AMELİYATHABELERİ YOĞUN BAKIMA DÖNÜŞTÜRECEĞİZ"

Hastaneyi alttan üste doğru dolduruyoruz. Dola dola çıkıyor katlar. Kimler ne görevde yer alacaktı bunlar belliydi. O yüzden hazırlıklıyız. Gönüllü olarak çalışan ekipler de oluyor. Öngördüğümüz; yüksek rakamlara da çıkarsa ameliyathaneleri yoğun bakıma dönüştürme gibi bir planımız var. Hızlı tanı kitleri ile biz de çalışılmaya başlıyoruz. Tanıyı koymada zorluk yaşamıyoruz. Yeni tanı kitlerinin kullanımı için de eğitimden geçeceğiz.

"POZİTİF VAKALARIN EN ÇOK SORDUĞU ŞEY: GİDİŞATIMIZ NE OLACAK"

-Pozitif vakalarla nasıl iletişim kuruyorsunuz? Yanlarına günde kaç kez giriyorsunuz? Size en çok ne soruyorlar?

"Onlarda bizden daha çok kaygı var. Pandemi olarak seyrediyor, onlar da şaşkınlar. İlk sordukları, gidişatlarının ne olacağı oluyor. Test sonuçlarını özellikle öğrenmek istiyorlar. Yakınlarını göremiyorlar. O yüzden korku durumu var. Onları da rahatlatarak nasıl davranmaları gerektiğini anlatarak ilerliyoruz. Yanlarına özel tulum, maske, gözlük, eldivenlerle giriyoruz. Yanlarından çıkarken odanın içinde üstümüzü çıkarıp dezenfekte oluyoruz. Hijyen tedbirleri gerçekten üst düzeyde. Hastanın durumuna göre yanına giriş sayımız değişiyor.

"ÇOCUĞUMU EN SON DÜN GÖRDÜM, HASTANEDEN NE ZAMAN ÇIKARIM BİLMİYORUM"

-Çalışma saatleriniz nasıl? Ailenizi yeteri kadar görebiliyor musunuz?

"Arada dinlenmemiz oluyor, biz de insanız. Yoksa devam edemeyiz. Çocuğumu dün görmüştüm en son. Ne zaman çıkarım bilmiyorum. Orada bir belirsizlik var. Buradaki işleri bitirmeden çıkaramıyoruz. Öncelik biraz burası bizim için. Hayatımızdaki önceliklerimiz değişiyor. Herkesin hayatındaki öncelikleri değişiyor bu süreçte.

"HİÇBİR KIYAFETİ EVE TAŞIMIYORUM"

-Eve giderken ya da işe giderken ne gibi önlemler alıyorsunuz?

"Evden işe gelirken farklı bir üniformayla geliyoruz. Bu arada farklı bir üniforma geçiyoruz. Buradaki hiçbir kıyafeti eve taşımıyoruz. Burada temizlenip bize veriliyor her sabah. Evde de kimseye temas etmeden duşumuzu alıyoruz.
Doktor Elif Nur Haliloğlu, röportaj çekimleri sırasında fırsat bulup 2 yaşındaki oğlu Mert Ali'yi görme şansı oldu. Oğlunun ve ailesinin güvenliği için streçlediği telefonuyla görüntülü konuştu...

VE ALKIŞLAR...

-Her akşam vatandaşar saat 21.00'de balkonlara çıkıp sağlık çalışanlarını alkışlıyor. Ne hissettiriyor bu durum size?

"Bizim de sitede oldukça yankılı. (gülüyor) Hem duygulanıyoruz o anı yaşarken hem de ne kadar önemli mesleğin içinde olduğumuzu anlıyoruz. Gerçekten motive ediyor bu. Ben de tüm sağlık çalışanları adına ve onlara da teşekkür ediyorum.