Çağdaş korku edebiyatının önde gelen imzalarından Thomas Ligotti, Hayalperest Ölünün Şarkıları’nda günlük hayatın ardındaki ürkütücü gerçekliğin açığa çıktığı, aklın sınırlarının aşılarak yaşam ile ölüm arasındaki çizginin silikleştiği öyküler anlatıyor.

Ligotti’nin öyküleri, aşina olunmayan bir kente gidiş, akademik bir araştırma projesi, eski bir binanın yıkılması, bir tımarhane serüveni gibi görece sıradan olaylarla başlıyor. Ne var ki, bütün bu sıradan görünüşün altında gerçeğin yavaş yavaş saptırılması hatta sapkınlaştırılması, akıl sınırlarının aşılması, hatta yaşam ile ölüm arasındaki çizginin silikleşmesi kendini gösteriyor.

Bu ilgi çekici ve ürpertici öykülerin bir özelliği de açık sonla bitmeleri ve okurların hayal gücünü tetiklemesidir. Dahası kitaptaki her bölümün sonunda, yazar kendi türünün yazım yöntemlerine ilişkin görüşlerini de açıklıyor.