İbrahim Büyükak...
Yılmaz Erdoğan'ın ilk öğrencilerinden.
Ustasından edindiği bilgileri kalfalık döneminde sergilemeye başladı.
Yılmaz Erdoğan'ın 'Yazın... Yazarsanız birçok kişiye ekmek kapısı açarsınız. Sadece oyuncu olursanız evde iş beklersiniz' öğretisinden yola çıkarak bugüne kadar 4 filmin senaryosunu yazdı.
O 4 filmden 3'ü geçtiğimiz yıllarda gösterime girdi.
Diğerinin çekimlerine eylülde başlanacak.
Gösterim tarihi ise ocak veya şubat...
'Bayi Toplantısı'...

36 yaşına girdin, hayırlı uğurlu olsun. Bu yaşına kadar hayallerini ne ölçüde gerçekleştirebildin?
Vallahi her yaş günümde bunu sorgularım; 'Ne yaptım, neyi ne kadar becerebildim?' gibi... Hani 'Bu kadar senaryo yazarım, kendi filmlerimi yaparım' şeklinde iş, güç meselesinde bunları bu kadar tasarlamıyorum ama şu an gerçekten hayallerimin de ötesinde bir noktada olduğumu hissediyorum. 'Ben neleri başardım' anlamında söylemiyorum. Şunu demek istiyorum; ben aslında yola kitap yazarı olmak, komedi içerikli romanlar yazmak için çıkmıştım.

Anladığım kadarıyla sana hayat iyi davranmış, öyle mi
Çok şükür. Şu anda kendi senaryolarını üreten biri olmak çok mutluluk verici. Yaşım 36, güzel bir eşim, çok sevdiğim dostlarım var. Böyle insanlar biriktiriyor olabilmek ne kadar güzel bir şey... İşte bunlar çok iyi hissetmemi sağlıyor.

İbrahim Büyükak, yaş gününde konuğu olduğu Habertürk HT Stüdyo'da yeni filmi 'Bayi Toplantısı'ndan yaşanan iklim değişikliğine kadar birçok konuda Mehmet Çalışkan'ın sorularını cevapladı.

Hayatın sana bundan sonra nasıl davranmasını umarsın?
Dediğim gibi kendime çok büyük hedefler koyan birisi değilim. Keyif aldığım işle uğraşıyorum. Ben keyif alırsam izleyicinin de keyif alacağını düşünüyorum. Aslında biraz anda kalmaya çalışıyorum. Bu daha iyi filmler yapabilmek, daha iyi hikâyeler yazabilmek, iyi oynayabilmek, iyi oyuncuları kadromuza katabilmeyi sürdürmek... Kendimi geliştirme adına daha fazla üretmek istiyorum. Benim gelecek planlarım işte budur.

İbrahim Büyükak, 6 Mayıs 2018'de psikolog Nurdan Beşen ile evlendi.
İbrahim Büyükak, 6 Mayıs 2018'de psikolog Nurdan Beşen ile evlendi.

Gösterime giren 3 film senaryosu yazdın; 'Küçük Esnaf', 'Yol Arkadaşım' ve 'Yol Arkadaşım 2'... Bu üç filmin toplam izleyici sayısı 5.236.134 kişi, toplam hasılat ise 61.468.746 ₺. Bu rakamlar sana ne hissettiriyor?
61 milyon ₺ güzel para... Söylemesi çok güzel hissettiriyor. Vallahi 'Küçük Esnaf' serüveninde orada ortak yazardım, senaryoyu Zeynep Koçak ile birlikte yazmıştım. Sonrasında 'Yol Arkadaşım' ve 'Yol Arkadaşım 2'nin senaryosunu tek başıma yazdım. O bir serüvendi benim için. 'Küçük Esnaf' ile başlayarak kendime has sinema dili kurmak, komedi dili oluşturmak suretiyle kendime has iş yaparak hiç kimseye benzememeye çalışıp bir üslup geliştirmek istedim. 'Yol Arkadaşım'da da o üslubu geliştirmeye çalıştım. Sağ olsun izleyicilerimiz benim anlatmak istediklerime çok güzel bir karşılık verdi. Çok eğlendiler, filmden çok memnun olarak ayrıldılar. Çok güzel yorumlar aldım. İnan ki bunlar zaten şu rakamların çok ötesinde bir mutluluk veriyor. Birinin sizin kolunuzdan tutup 'Ağabey! Şuna çok güldüm' dediği anın mutluluğu gerçekten tarifsiz. O açıdan çok mutluyum. Yazdıklarımın, çizdiklerimin böyle tatlı bir karşılık bulması beni acayip mutlu ediyor.

Her filmin bir önceki filminden daha fazla izleniyor. Bu durum sana ne anlatıyor?
Kendimi geliştiriyorum herhalde. Bunun sonucunda da izleyicinin bana olan ilgisi de artıyor olabilir. Filmlerin sinema ayağı, dijital ayağı ve ulusal TV ayağı oluyor. Bir de DVD ayağı... Film, bütün bu mecralarda izlendikçe izleyici portföyü oluşuyor. Örneğin 'Bu filmi İbo yazmış, İbo'nun filmi bu' hissi gelmeye başlaması izleyicinin pozitif algısından, pozitif duyumundandır.

'Yol Arkadaşım' serisine devam edecek misin?
Kafamda serinin bir tane daha filmi var. O da çok tatlı bir hikâye... Devam etmek istiyorum ama üst üste yaptığım iki 'Yol Arkadaşım'dan sonra biraz ara vermek istedim. İzleyiciyi şimdi yeni bir serüvene çıkarmak istedim. Ama önümüzdeki yıl veya sonraki yıl 'Yol Arkadaşım 3'ü yapmak istiyorum.

Yeni filminin adı nedir? Senin dışında başrolde kimler olacak, hikâye nedir?
Hikâye üç beyaz eşya satıcısının üzerine kurulu. Bir bayi toplantısı hikâyesi... Başrolleri Doğu Demirkol, Onur Buldu ve Büşra Pekin ile paylaşacağız. Büşra, bir kişisel gelişim uzmanını canlandıracak. Doğu, Onur ve ben anlaşılacağı üzere 3 beyaz eşya satıcısıyız. Hikâye, bir süre sonra bir suç komedisine dönüşüyor. Babam beyaz eşya satıcısıdır. Bende de bununla ilgili bir hikâye yazma arzusu vardı. Babamdan yola çıkarak bir hikâye oluşturmayı hep istiyordum. Sonra yavaş yavaş oluşmaya başladı. Yazdığım hikâyeyi yönetmenimiz Bedran Güzel ile paylaştım. O da çok beğenince yola çıkma vakti geldi. Benim diğer filmlerime göre daha fazla karakterin olduğu, enerjisi daha yüksek bir hikâye... Doğu ve Onur ile buluşarak filmde rol almalarını ve canlandıracakları karakterleri anlattım. Büşra da çok sevdi karakterini. Benim için en önemli olan oyuncunun hikâyenin içinde olmak istemesi. Sadece profesyonellik değil. Tabii ki de işin bir tarafında profesyonellik olacak. Meslektaşlarım olan arkadaşlarımın filme katkıda bulunmak istemesi, hatta filmin üretim sürecine de katkı da bulunması beni çok mutlu ediyor. Çünkü o zaman oyuncu arkadaşlarım filmi daha çok sahipleniyor, daha çok kendine ait hissediyor. Ben bu yüzden çok paylaşımcıyımdır. Kadromuzu böyle böyle oluşturduk...

Filmin adı kesinleşti mi?
Kesinleşmemekle birlikte şu anda 'Bayi Toplantısı' olarak düşünüyoruz.

Sete 2 Eylül'de çıkıyorsunuz. Felaket tellallığı yapmak istemiyorum ama hava durumu hiç belli olmuyor. Çok fazla dış çekim var mı?
Güzel bir film olacak. Bu film hikâye ve karakter zenginliği açısından benim sinemam içinde yeni bir film olacak. İzleyicinin çok eğleneceğini düşünüyorum. Güzel bir iş çıkacağına inanıyorum. İnşallah seti de böyle kazasız belasız tatlı, güzel havalarla tamamlarız. İstanbul ürkütüyor. İstanbul'da bir yaz havası yaşayamıyoruz. Örneğin bugün bir ekim sabahına uyandık. Dün bir kasım akşamındaydık. Böyle enteresan bir iklim oluştu. Özellikle İstanbul için söylüyorum. Bu da şartları biraz zorluyor. Komedi filminde bir tık daha aydınlık olsun istiyoruz. Filmi İstanbul'da çekeceğiz, hava şartlarına yönelik içimde bir kaygı var. Gerçekten iklime bir şeyler oldu. Bunu yaşlılık alameti olarak söylemiyorum. Önceden yaz vardı, 2 ay sıcaklardık. Bütün mevsimler birbirinin içine geçti. Bazen şubat ayında tişört giyecek hale geliyorsun, bazen ağustosta kazak... Çok garip bir iklim var. Hani hep şöyle diyorlardı; 'Doğayı kirletiyoruz, buzullar eriyor, ormanlara zarar veriyoruz.' Sanıyorum çevre bilimcilerin yıllardır hakkında uyarıda bulunduğu iklimsel bozukluğun başındayız. İnsanoğlu, el birliğiyle iklimi bu hale getirdi. Böyle konuşmayı istemiyorum ama ne yazık ki daha da kötüye gidecek gibi gözüküyor.

Türk sinemasının gidişatını nasıl değerlendirirsin? 2018'de Türk filmleri için 41 milyon 600 bin bilet kesildi. Bu rakamın daha yukarı çıkabilmesi için size ne gibi görevler düşüyor?
Biliyorsun, geçtiğimiz sezonun ortasında yapımcı - sinema salonu işletmecisi krizi yaşandı. Gösterimi ertelenen filmler oldu. Bu durum da rakamların bir tık aşağıda kalmasına neden olabilir. Yeni sezonla birlikte kayıpların telafi edileceğini düşünüyorum. Sinemanın gelişmesi için iyi içeriğe ihtiyaç var. Televizyon içinde bunu söyleyebiliriz; iyi, farklı ve çeşitli içerik lazım. Çünkü bazı türlerin itibarını düşürdüler, özellikle komedi filmlerinin.

Nasıl?
Çünkü üç kuruşluk bütçeyle bir şeyler yapılmaya çalışıldı ve çok kalitesiz işlerdi. O işler komedi türüne çok zarar verdi. O yüzden bu türlerin iyilerine ihtiyacımız var. Kaliteli iş üreten insanlara ihtiyacımız var. Aslında Türkiye'de her alanda olduğu gibi üreten insana ihtiyacımız var. Bakıyorsunuz, kayda değer 10 film oluyor. Bu durum da izleyicinin inancını düşürüyor. İzleyicinin inancını arttırmamız lazım. Bu da ancak iyi içerikle olur. Sinema sektöründeki iyi içerik üzerine olan rekabet maksimum seviyeye gelmeli. Biz o rekabeti oluşturmalıyız. İzleyici sayısı olayı farklı bir durum; bir filmin 100 bin izlenmesi o filmi değersiz kılmaz. Eğer iyi bir filmse adını mutlaka yaşatacaktır. Örneğin Engin Günaydın Ağabey'in 'Vavien'i... Belki sinemada gösterimde olduğu dönem çok büyük gişe yapmadı ama kıymetli ve gelecek yıllarda da keyifle izlenebilecek bir filmdir. Dediğim gibi bizim güçlü, iyi ve kaliteli içeriklere ihtiyacımız var.

2018'de gösterime 180 Türk filmi girdi. 180 film sence az mıdır yoksa fazla mıdır?
Bence fazla. Dediğim gibi 180 film çekilebilir ama o filmlerin içeriği çok önemli. Bazen öyle şeyler izliyoruz ki hepimiz 'bu da değil' diyoruz. Sadece fragmanından izleyip 'yapmayın ağabey' diyebiliyorsun. Sonra da diyorlar ki 'ama o film 200 bin, 250 bin yaptı, parasını çıkardı'... Çok kuru bir laf. O laf güzel bir laf değil. Bunlar bir şekilde sinemada inancı düşüren şeyler. Sonuç olarak daha çok izleyiciye ulaşacak içeriklere ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Bizde yaz sezonu yoktur. Filmler, 6 - 7 ay arasına sıkışıyor. Bu haftada 6 yeni film demek aslında. Türkiye, yerli filmlerini yabancı filmlerden daha çok izleyen birkaç ülkeden biri. Sanıyorum izleyicilerin Türk filmlerine sadık kalma duygusunu korumak öncelikli hedef olmalı...
Kesinlikle. Ne yazık ki sanat filmi çeken birçok yönetmenimiz gösterim için salon bulamıyor. Bu daralma herkese zarar veriyor. Biz böyle de içerikler istiyoruz. Her sinema ve salonun buna önem vermesini istiyoruz. Ben de bir sinema izleyicisi olarak sanat filmi izlemeyi çok seviyorum, hepsini izlemeye çalışıyorum. O yüzden bu sıkışıklık sadece gişe filmlerine değil bütün sinema sektörüne zarar veriyor.

Biliyoruz ki komedi ürünü üretmek çok zordur. Senin beslenme kaynakların ne?
Ben çizgi roman dünyasından gelen biriyim. Hâlâ karikatür dergilerini, mizah dergilerini, internet mizahını takip ediyorum. Benim için en önemli olan kendi köklerimden kopmamak. Bizi biz yapan o köklerdir. Nerede yaşarsak yaşayalım... Hayatımız değişebilir ama bizi biz yapan o özü üretim için her zaman korumamız lazım. Çok okumaya özen gösteriyorum benim için bu işte en önemli unsur çok okumak. Çünkü hayal dünyasını en çok okumak geliştiriyor. Buradan bu işi yapmak isteyenlere tavsiyede bulunuyorum; tabii ki de birçok yapımı izlesinler, takip etsinler ama okumaya da vakit ayırmaları gerektiğini düşünüyorum.

Oyunculuk ve senaristlik... Bunun ötesinde sinema adına neler yapmak istiyorsun. Yönetmenlik yapma hayalin var mı?
Şu anda gerçekten içsel olarak yönetmen olma hedefim yok. Ben hep senarist, yazar olmak istedim. O yüzden şu anki durumumdan çok memnunum. Hani oyunculuk beri sıra benim için bir eğlence, ondan da çok memnunum. Belki bir gün bir hikâye olur ve bu hikâyenin her anında olmak isterim. O zaman yönetmenlik de yapabilirim.