İlk maçta yendiğimiz Arnavutluk, yepyeni bir takım yaratmış. Disiplinli, fizik gücü yüksek, dirençli bir oyun sergilediler. Önemli fırsatlar yakaladılar. Aslında şaşırmadık. Beklenilen oyunlarını oynadılar. Zor bir maç olacağını hepimiz söylüyorduk. Teknik kadro da, futbolcular da bunun bilincindeydi…

Bu nedenle, Şenol Güneş savunma güvenliğine büyük önem verdi. Oyuncuların hata yapmalarını istemiyordu. Rakibin fırsatçılığını engellemek için önlemlerini almıştı. Savunmanın önüne Ozan ile Mahmut’u sigorta olarak yerleştirmişti. Amaç, rakibin organize ataklarını orta alanda engellemekti. Bu taktik maçın genelinde gerçekleşti…

Oyunun genelinde top bizdeydi. Çok önemli fırsatları bulamadık belki, ancak; sabırla, inatla son ana kadar kazanma bilincinden hiç uzaklaşmadık. Bir bütün olarak ortak bilinç kazanmaya odaklıydı. Son anda gelen gol bunun en somut göstergesiydi. Burak ve Cenk’in baskısı, kaleciyle stoperin hata yapmasına neden oldu. Ağlara giden gol belki de, Türkiye’yi Avrupa Şampiyonası’na taşıyacaktır…

Bu nedenle unutulmayacak tarihi bir gol olduğunun altını çizmekte fayda var…

FUTBOLCULAR STRES ALTINDAYDI

Karşılaşmaya, maçın sonucu nasıl olacak sorusu ile başlayan futbolcular ister istemez tedirgindi. Taraftarın yaşadığı bu stresi doğal olarak onlar da yaşadı. Böyle olunca, istediğimiz oyunu sahaya yansıtamadık. Bireysel olarak çok şey beklediğimiz oyuncular ortaya çıkmadı. Ancak, takım olarak bir bütün olma duygusu vardı sahada…

Futbolcuların son ana kadar oyunu bırakmamasında, stadı dolduran 50 bin izleyicinin de büyük katkısı vardı…

Türkiye çok pozisyon bulamadı ancak, iyi top oynadı. Telaşa kapılmadılar. Stresi, ilerleyen dakikalar da yendiler. Savunma neredeyse hatasızdı. Ancak, iki kişi vardı ki, müthiş oynadılar diyebiliriz. Kaleci Mert ile Merih neredeyse maçın sonucunu belirleyen isim oldular. Sarı kartla oynamasına rağmen, zor anlarda faul yapmadan top kapması Merih’in kalitesini de bir kez daha ortaya koydu. Rakiplerinin gerisinde kalmasına rağmen, büyük bir enerji ve deparla aldığı toplar Arnavutluk'a gol şansı vermedi…

Şenol Güneş maça kafasında bir plan vardı. İkinci yarı, gol bulmak için B planını devreye soktu. Yusuf ile İrfan’ı oyuna alması forvette üstünlük sağlamamıza neden oldu. Çağlar’ı ikinci yarı sahaya sürmesi de daha atak oynarken, savunma güvenliğine yönelikti…

SIRADA FRANSA VAR

Şimdi, sıra da Fransa maçı var. Tıpkı, Arnavutluk karşılaşmasın da olduğu gibi onları da ilk maçta yenmiştik. Pazartesi günü Paris’te çok önemli bir maça çıkacağız. Fransa’nın İzlanda’yı yenmesi bizim adımıza büyük avantaj. Alacağımız puan ya da puanlar grupta son noktayı koymamıza neden olabilir.

Paris’e grup lideri olarak gidiyoruz. Son Dünya Şampiyonu grupta ikinci sırada. Bu psikolojik bir avantaj. Büyük moralle çıkacağız karşılaşmaya. Takımda yer alan birçok oyuncumuz Avrupa’nın çeşitli takımlarında oynuyorlar. Belli bir tecrübeye sahipler. Takımımız bu özgüvenle ilk maçta yendiği Fransa karşısında umduğu skoru alabilir…

Bugüne kadar, oynadığımız bu tür grup maçlarında yediğimiz 2 gol tarihi bir sonuçtur. Üstelik, grup lideri olduğumuz bir şampiyona süreci yaşıyoruz. Yıllar sonra elde ettiğimiz istatistikler futbolumuz adına bir sıçrama olarak görülebilir…
Şurası da bir gerçek ki, bu tür grup maçlarında iyi oyundan daha çok sonuç önemli. Hedefe odaklı bir oyun doğal karşılanmalı…