Fenerbahçe sezon başından bu yana 3 teknik direktörle çalıştı. Gelenlerin bir adım öne götüremediği takım, sezona nasıl başladıysa öyle gidiyor.

Lig sıralamasında bulundukları durum bunun en açık delili.

Taraftar bitime 4 hafta kala tek bir şey istiyor: “Bu sezon ligde kalalım. Seneye bakarız…”

Böyle düşündükleri için maçlar ortalama 35 bin kişiyle oynanıyor İstanbul’da. Şunu çok iyi biliyorlar: Taraftarsız olmaz. Bu zor günleri hep birlikte aşma konusunda hemfikirler. Ayağa kalkma konusunda birlik olmanın öneminin bilincindeler…

Hiçbir kulüp böylesine özverili bir taraftara sahip olamaz. En kötü günde takımın yanında olmayı bir görev olarak algılamışlar…

Sonuç ne olursa olsun, üzerlerine düşeni yapmak azmini büyük inançla gösteriyor...

Bunun tek nedeni ise sevgi.

“Sen varsan, Fenerbahçe yenilmez unutma…” diye tribünleri dolduruyorlar…

Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor maçlarında takımı ayakta tutan, güç veren, sonuca gitmesinde coşkulandıran işte bu taraftardı…

Trabzonspor karşısında alınan bir puanın yaratıcısıydılar, kim ne derse desin…

Büyük Fenerbahçe taraftarının hakkını verdikten sonra maçın nasıl oynandığını anlatalım…

ERSUN YANAL’IN PLANI YOK

Maça çok iyi başlayan bir Trabzonspor vardı.  İlk 15 dakika müthiş bir baskı kurdular. Arka arkaya ataklar Fenerbahçe’yi kendi sahasına kilitledi. 16. dakikada gelen gol, takımın sezon başından bu yana hatalarının bir örneğiydi…

Rakip oyunculara yakın oynama, temas yapma, pres, yardımlaşma yoktu.  Orta alan top kapmanın nasıl olacağını unutmuş, kimin nerede duracağı bile soru işaretiydi…

İlk 45 dakika yedikleri gol dışında Trabzonspor’a 4 net pozisyon daha verdiler. Devreye giderken rakip kaleye tek bir şutları vardı.  Bu tablo karşısında umutsuzluk rüzgarları esmeye başladı. Bazı oyuncular ıslıklanmaya başlanmıştı…

Bir cümle de Ünal Karaman’a. Sezonun kötü maçlarından birini oynadılar. Galibiyeti koruma yanlışlığı, ikinci yarı oyundan düşmeleri tamamen taktik hatasıydı…

Fenerbahçe için “Kalitesiz, yeteneksiz bir kadrosu var” diyebilirsiniz. Ancak en azından bir iki oyuncuya baskı kurmak o kadar zor olmasa gerekir.

Trabzonspor’un 3  önemli futbolcusu var: Abdülkadir Ömür, Sosa ve Rodallega.

Hangi teknik direktör olursa olsun Trabzonspor’la oynarken bu 3 oyuncuyu kontrol etmek ister. Ersun Yanal herkesin gördüğü, bildiği bu gerçeği herhalde unuttu…

Bu konuda bir önlem almayı düşünmemişti anlaşılan. Tüm ataklar bu 3 oyuncu ile başladı ve tehlikeli oldu…

Bir başka ciddi sorun ise, topu oyuna sokma beceriksizliği. Savunmadan mı oyun kurulacak? Yoksa orta saha mı bu işi yapacak? Belirsiz…

10 KİŞİ KALMAK TAKIMI KAMÇILADI

İkinci yarı başlarken Ayew ile Zajc’ın oyunda çıkması gerektiğinde ortak bir görüş vardı. Hatta Ersun Yanal hoca neden bu oyuncularla maça başladı diye eleştiriliyordu…

Hemen söyleyelim ki, Ersun Yanal’ın kafasında ideal bir 11 yok.  Öyle olsa, Valbuena ve Elif yedek bekletilir miydi?

 Her iki oyuncunun sahaya çıkmasıyla birlikte fark da ortaya çıktı…

Maçın son 35 dakikasını 10 kişi oynamak zor olsa da Fenerbahçe bunu avantaja çevirdi. Önce taraftarın verdiği coşku, oyunculara ayrı bir enerji yükledi. Sonra Valbuena faktörü öne çıktı. Arkadaşlarını pozisyona soktu. İyi top taşıdı. Çok güzel bir golle bir puan alınmasında başrolü oynadı. Dirar ve Elif biraz dikkatli olsalar maçı farklı kazanabilirlerdi…

Maçın özeti; Fenerbahçe 10 kişi kalınca büyük bir enerji ortaya koyuyor. Plansız, kendiliğinde içten gelen duygusal durumun ortaya çıkması ile büyük bir mücadele sergiliyorlar. Valbuena gibi yetenekli bir usta olunca sonuç almak kolaylaşıyor. Alınan bir puan, önce taraftara sonra Fransız oyuncuya yazılır.