Türkiye Futbol Federasyonu menajerlik talimatı diyor ki;

“Lisans başvurusunda bulunan bir menajerin mesleki, sosyal ve ahlaki yönden iyi anılması, kusursuz itibara sahip olması gerekir.”

Gayet güzel. Ahlak ve itibar tam da bu meslek için olması gereken özellikler…

Yaşadıklarımıza baktığımızda ne ahlak ne de itibarın bir anlamı olmadığını görüyoruz. Tüm menajerleri aynı kapsama almasak
bile çoğunluğunun yaptıkları ortada…

Vergi vermemek için şirket merkezlerini Dubai ya da Marshall Adaların’da gösterenler…

Kulüp yöneticileri ile transfer ücretlerini şişirenler…

Ünlü teknik adamlarını avuçlarının içinde oynatanlar…

Menajerlik lisanslarını kiraya verenler…

Yöneticiler ve teknik adamlarla ortaklık kuranlar…

Amigoluktan, berberlikten menajerliğe zıplayanlar…

Daha neler, neler…

Bu işi hakkıyla yapan, Avrupa örneğinde olduğu gibi kurumsal olarak yerine getirenler elbette var…

Bizim sözümüz, futbolun kanını emenlere. Anadolu kulüplerinin borç batağına sürüklenmesinde en büyük rolü olanlara…

En basit örneğiyle, yüz bin dolarlık futbolcuya 500 bine 1 milyona imza attıranlar…

Aradaki farkı yöneticilerle kırışanlar…

Komisyon dışında imza parasından da pay alanlar…

Üstelik paralarını peşin alıp, Avrupa’da da böyle diyenler…

Saymakla bitmez…

ÜNLÜ TEKNİK ADAMLARIN YAKINLARI BU İŞİ YAPMALI MI?

İşin ahlaki yanı tartışılacak olursa, hemen akla şu soru geliyor. Ünlü teknik adamların yakınları menajerlik yapmalı mı? Bu ne denli etik olur?

En son Fenerbahçe mali kongresinde gündeme gelen bu soru, yeni bir tartışmaya da doğal olarak yol açtı.

Kişisel görüşüm, teknik direktörlerin, yöneticilerin, başkanların menajer şirketleri ile ortaklığı, yakınlığı olmamalıdır. Her türlü dedikoduyu önlemenin tek yolu budur. Başta Ersun Yanal ve Fatih Terim olmak üzere 3 büyüklerin başkanları konuyla ilgili düşüncelerini açıklamalıdır…

GÖZLER NİHAT ÖZDEMİR’DE

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir, futbolumuzun yeni patronu. Elinde patlamaya hazır bir bomba olduğunun farkında. Kulüplerin borçları bir yana, yayın hakları, hakem sorunları ve altyapı gibi çözüm bekleyen bir yığın dosya var…

Kulüpler Birliği ile yaptıkları toplantı sonrası, “Futbolun marka değerini yükseltmek için çalışmalar yapılacağını ve komisyonlar kurulacağını“ açıkladı…

Ne yazık ki, ülkemizde bir sorunu sümen altı etmenin en basit örneği komisyon kurmaktır. Bir işi komisyona havale ederseniz, sonuç almak biraz güçleşir. Dileriz bu komisyonlar bildiğimiz komisyonlar gibi olmaz…

FENERBAHÇE’NİN ŞAMPİYON TAKIMI NE OLDU?

Başkan Ali Koç, geçen pazar günü yapılan kongrede altyapı sorununu ele alacaklarını söyledi. Yetenekli oyuncuların nasıl elden kaçırıldığını örnekleyerek anlattı…

2013-14 sezonunda şampiyon olan Fenerbahçe’nin U21 takımı da aynı başarıyı yakalamıştı. O takım da yer alan gençlerden bir tekini bile bugün A takımda görmek mümkün değil.

İsim isim yazalım da unutulan bu değerler bir kez daha anımsansın…

Mert Günok, Savaş Polat, Merih Demiral, Hakan Cinemre, Duhan Aksu, Ramazan Civelek, Uygar Mert Zeybek, Oğuz Mataracı, Recep Niyaz, Yasir Subaşı, Beykan Şimşek, Ertuğrul Taşkıran, Yiğithan Köse, Berkay Can, Semih Ergül, İbrahim Serdal.
5 yıl için de bu takım darmadağan oldu. Milli Takım forması giydiler. Başka takımlara gittiler. Mert Günok Milli Takımın kalesinde devleşiyor. Merih İtalya’da bugünün yıldızı oldu. Duhan Aksu’ya Fransızlar sahip çıkıyor…
İşte, Türkiye’de altyapı gerçeğinin en somut örneği…