Gupse Özay...
'Deliha 2'den sonra Çeşme'ye giderek yeni filminin senaryo yazımına başlamıştı. Özay, başrolünde de yer alacağı yeni filminin çekim hazırlıklarında son aşamaya geldi.
NuLook Production'un yapımcısı olduğu, henüz adı belirlenmeyen filmi Onur Bilgetay yönetecek.
Çekimlerine oyuncu kadrosunun oluşturulmasından sonra 21 Temmuz'da başlanacak olan film, gösterime 31 Ocak'ta girecek.

Hikâyesinin ne olduğunu ve filmi neden kendisinin yönetmediğini sorduğumda 'Dur hele, oyuncu kadrosunu oluşturalım, bütün hazırlıkları tamamlayalım. Ondan sonra konuşuruz' dedi.
Telefonla konuşurken Gupse Özay'ın nerelerden nerelere geldiğini düşündüm.
Aklında oyunculuk hiç yokken 6'ncı yılında 6'ncı sinema filmiyle ender görülen bir süreklilik sağladı.
Aslına bakarsanız, kaderi ona bir oyun oynadığı için oyuncu oldu
Nasıl mı?

Video Editörü: Emre NAMOĞLU

Çocukken çok fazla okul, erişkinliğindeyse çok fazla ev değiştirdi.
İzmir'den İstanbul'a taşındığı 2006'dan 2016'ya kadar tam tamına 24 kez 'Tebdil-i mekanda ferahlık vardır' dedi.
Ortalama 5 ayda bir ev.
Türkiye'de bu kadar fazla emlakçı, ev sahibi ve nakliyatçı tanıyan bir kişi daha var mıdır bilemiyorum.
Peki neden ikide bir ev değiştirdi?
Hiperaktif bir kişiliğe sahip olmasından.
Durduğu yerde duramıyor.

Grafik Tasarım: Can BAYTAK

Birkaç evi de sevgilisi Barış Arduç'un hayranları yüzünden değiştirdi.
Hayranları oturdukları evi öğrenince kapıya dayanmış.
'Alooo, ... emlak mı?'
'Alooo, ...nakliyat mı?'
'Merhaba, ben yeni kiracınız Gupse Özay'...

Gupse Özay - Barış Arduç
Gupse Özay - Barış Arduç

Çok sık ev değiştirmesi hayatına nasıl bir etkide bulundu bilemiyorum ama çocukken çok okul değiştirmesi bugün bildiğimiz Gupse Özay'ı meydana getiren kaderiydi.
Nasıl mı?
Çok fazla okul değiştirmiş olmaktan dolayı o kadar bunalmıştır ki...
Bir trajedi olarak yorumladığı sıkça okul değiştirmenin üzerine oluşturduğu depresifliği bertaraf etmek için komik olmayı ve şaklabanlığı kullandı. 

Sonra...
Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV - Sinema Bölümü'nde yönetmenlik eğitimi aldı.
Öğrenciyken okul arkadaşlarıyla 'Yaman Yaşamışım' adlı bir belgesel film çekti.
6'ıncı Kısa-ca Ulusal Öğrenci Filmleri Festivali'nde Jüri Özel Ödülü kazandı.
Geleceğini yönetmen olarak hayal ederken kaderinin kendisini önce başka denizlere sürükleyeceğinden habersizdi.

Fakülteden sonra TRT'de, bir magazin dergisinde, setlerde çalıştı.
Anlayacağınız fakülteden mezun olan herkes gibi 'Ne iş olsa yaparım ağabey' kıvamındaydı.
İş olsun da...
Öyle ya, bir işte çalışmayacaksa boşuna mı 4 yıl okumuştu?

Çoğu kişi gibi Gupse Özay da o kıskaca kısılmıştı.
Kişinin sevdiği, yetenekli olduğu işi yapma şansını yok eden kıskaç...
Hani hepimizin fakültenin bittiği gün içine girdiğimiz bir uyanış dönemi vardır ya...
'Ben ne yapıyorum, ne yapacağım? Annem - babam beni okutmak için yıllardır giyiminden gırtlağına kadar hayatlarından fedakarlık yaptı. O fedakarlığın karşılığını nasıl vereceğim? dedik ya.
Gupse Özay da dedi.

Yönetmenlik öğrenimi görmüş, çektiği belgeselle ödül kazanmıştı ama bir Allah'ın kulu da 'Ya Gupse! Gel, şu öğrenimini gördüğün işle ilgilen' demedi.
Bir de hâlâ hiperaktif bir kişilikti.
Gupse Özay'a iş mi dayanırdı?
Veya işler, Gupse Özay'a dayanır mıydı?

O işten bu işe zıplamayı kesip bir ajansta bulduğu reklam yazarlığına tüm benliğiyle sarıldı.
Tam tamına 4 yıl.
Bir işte çalışmak için geçirilen süre kimileri için küçük, Gupse Özay için ise büyük zamandı.

Belki de hâlâ o ajansta çalışıyor olacaktı.
Belki de kendi ajansını kurmuş olacaktı.
Belki de bir sürü Kristal Elma Ödülü olacaktı.
Belki de bunların hiç biri olamayacak evlenip evinin kadını olacaktı.
Ama bunların hiç biri olamazdı.

Bir gün...
Ne kadar mutsuz olduğunu yaptığı işin geleceği olmadığını anladığı gün.
Mutsuz olduğumuz anlarda aklımıza çocukluk anılarımız gelir ya.
Gupse Özay'ın da aklına çocukluk anılarından biri geldi.
İlkokulda tahtaya çıkıp kendi yazdığı skeci oynamıştı.
Ve bütün sınıfı güldürmüştü.
O anda 'Çocukken komediye meyilliydim. Ya şimdi?' dedi.
Denemeye değerdi.

Arkadaşlarıyla 'Psikolog' adını verdikleri skeçleri yazdı, oynadı.
Sonra onları Youtube'da yayınladı.
Ve o skeçler fenomen oldu.
Gupse Özay, aslında ilk Youtuber'lardan.

Gülse Birsel, o skeci görünce...
Gülse Birsel, o skeçlerden birini izledi.
Gupse Özay dikkatini çekti;
'Gupse Özay adında bir kız var. Onu çağıralım da 'Yalan Dünya'nın seçmelerine girsin' dedi.
Nasıl bir karakter canlandırması gerektiğini söylediler ama o repliklerin ezberlenmesi gerektiğini bilmiyordu.
Doğaçlama yaptı.

Gupse Özay - Gülse Birsel
Gupse Özay - Gülse Birsel

Bazen bilmemek iyidir.
Bazen akışına bırakmak iyidir.
Gülse Birsel, doğaçlama yeteneğine hayran kaldığı Gupse Özay için 'Bu kız bu işin altından kalkar' dedi.

Demekle kalmadı, güvendi, kefil oldu, el verdi.
Deneme çekimlerini yapıldığı günlerde Beyazıt Öztürk'e skeç videolarından birini göndererek 'Bak, böyle bir kızla görüşüyoruz' dedi.
Beyazıt Öztürk, skeci beğenince 'Psikolog', 'Oldu Teşekkürler' adıyla Beyaz Show'un içinde yayınlanmaya başladı
Ardından da 'Yalan Dünya'daki 'Nurhayat'ı canlandırınca bir kaç hafta önce ofis çalışanı Gupse Özay'ın içinden bir kadın komedyen çıktı.
Bir yandan en çok izlenen talk şov programında skeçleri yayınlandı, diğer yandan Gülse Birsel, Hümeyra, Beyazıt Öztürk, Füsun Demirel, Altan Erkekli ve Olgun Şimşek ile karşılıklı rol kesti.
Hal böyle olunca da kariyerinde 'Giriş' bölümünü atlayarak direk 'Gelişme' bölümüne geçti.

TV'deki iki sezonun ardından kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe okyanusların keşfedilemeyeceği felsefesini benimseyerek 'Allah selamet versin, pruvam neta olsun' dedi.
Teknesi de vardı rüzgar bilgisi de.
Gereken cesaretti.
Kıyıdan ayrılma cesareti göstererek açıldığı okyanus sinemaydı.
Yönetmenlik öğreniminden 'Film gözü', reklam yazarlığından ise 'Hayal gücü' melekesini kazanmıştı.
Hatta bir senaryo bile yazmıştı.

'Deliha'...
Cesareti vardı, melekesi vardı, Türk filmlerine ilgi de vardı.
O yıl, Türk filmleri bir önceki yıla oranla izleyici bazında % 39, hasılat bazında ise % 48 oranında artış göstermişti.
Geriye bir tek kendisine inanan yapımcı bulmak kalıyordu.
Aslında işin en zor kısmı da oydu.

Film çekme arzusuyla yanıp tutuşurken;
- Kız, film çekmek istiyormuşsun. Şirkete gel konuşalım. Bir kadın filmine destek vermek isteriz.
Telefonun diğer ucundaki kişi Necati Akpınar... 

Gupse Özay - Necati Akpınar
Gupse Özay - Necati Akpınar

Tek solukta BKM'nin kapısına dayandı.
Bir çırpıda anlaşma sağlandı.
Kısa süre sonra da 'Deliha'nın çekimlerine başlandı.

'Deliha', Gupse Özay için de sinema sektörü için de birçok açıdan özel bir film oldu.
Senaryosunu yazdığı filmin başrolünde oynayan ender kadın oyuncular arasına girdi.
'Deliha'; Şahan Gökbakar, Ata Demirer - Demet Akbağ, Murat Cemcir - Ahmet Kural ve Cem Yılmaz filmleriyle aynı yıl gösterime girmesine rağmen 1.596.119 kişi tarafından izlenerek 2014'te yılın en çok izlenen 6'ıncı filmiydi.
Bunun sonucunda da hikâyesi kadın üzerine kurulu komedi filmleri için yeni nesil oyunculara kapı açtı.
Ve Barış Arduç'u fenomen oyuncu haline getirdi.

'Küçük Esnaf'...
İbrahim Büyükak ile Zeynep Koçak'ın BKM Mutfak Çok Güzel Hareketler Bunlar ekibinden bağımsız olarak senaryo yazdıkları ilk film.
Başrolde de onlar vardı.
Karakter oyuncusu ise 'Deliha'nın senaryosunu yazan, başrolde yer alan Gupse Özay.
Peki karakter oyuncusu olduğu, adının filmin afişinde 3'üncü sırada yazıldığı 'Küçük Esnaf'ta neden rol almayı neden kabul etmişti?
Astronomik bir ücret teklif ettikleri için mi?
Hayır.

İlk senaryolarını yazan İbrahim Büyükak ile Zeynep Koçak'a destek vermek için.
Çoğu oyuncu, 'Kariyer planlamamda karakter oyunculuğu yok' veya 'Menajerim izin vermiyor' bahaneleri üreterek başrolde yer aldığı filmden hemen sonra başka bir filmin karakter oyunculuğunu kabul etmezdi.
Gupse Özay, gelen teklifi ikiletmedi bile.
Canlandırdığı 'Burcu' ile 'Küçük Esnaf'a ayrı bir renk katarak meslektaşlarına destek verdi.

İbrahim Büyük ile Gupse Özay, 'Küçük Esnaf'ın çekimlerinde görülüyor.
İbrahim Büyük ile Gupse Özay, 'Küçük Esnaf'ın çekimlerinde görülüyor.

'Görümce'...
Senaryosunu gerçek olaylardan yola çıkarak yazdı.
O gerçek olaylar ise kendi ailesinde yaşandı.
Gupse Özay, ağabeyi Betal Özay, Jennifer Lamarsh Özay ile evlenince kıskançlık krizlerine girdi.
Öyle ki görümcesine yapmadığını bırakmadı.

Betal Özay - Jennifer Lamarsh Özay.
Betal Özay - Jennifer Lamarsh Özay.

O günleri şöyle anlatmıştı;
"Eğer kendini yalnız hissediyorsan, annen baban İzmir'deyse ve İstanbul'da bir tek güvendiğin ve sevdiğin ağabeyin varsa, onu kaybetme durumu biraz acıtıyor insanı. Tek dayanağım, başka bir kadına gidiyor diye düşünüp, delirmiştim. Hatta evlendiklerini gün elbisemi beğenmeyip, giymem diye şikayet etmiştim. Şimdi bakıyorum da aslında panik atak geçiriyormuşum resmen."
Panik atak geçirdiği günleri film haline getirerek ortaya çıkardığı 'Görümce' ile hem 'Kadın hikâyesi'ne devam etti hem de 'Deliha'dan sonra izleyici sayısını 318.080 kişi, hasılatıysa 5.417.675 ₺ artırdı.

'Tatlım Tatlım'...
Yılmaz Erdoğan yazdı ve yönetti.
Çok başrollü bu filmde Gupse Özay, kariyer hanesine bir üstatla çalışmış olmayı eklerken bir sonraki filmde bir ilke imza atacağını henüz bilmiyordu.

'Deliha 2'...
Necati Akpınar: Gupse, senaryosunu yazdığın, başrolünde olacağın filmi sen yönet.
Gupse Özay: Yapabilir miyim? Bilemiyorum Necati Ağabey.
Necati Akpınar: Biz sana güveniyoruz. Yönetmenlik öğrenim gördün. Gayet güzel yönetmenlik yapabilirsin. Filmin yönetmeni sensin.
İlk kez bir kadın komedi oyuncusu, kendi filminin senaristliğini ve aynı zamanda yönetmenliğini de üstlendi. 

O günkü konuşmamızı net olarak hatırlıyorum.
'Deliha 2'yi yöneteceğini duyduğumda arayıp hayırlı olsun dileklerimi iletmiştim.
'Mehmet, çok korkuyorum. Sence becerebilecek miyim?' demişti.
Cevabım şu olmuştu; 'Elbette becereceksin. Yönetmenlik okudun. Necati Akpınar sana güvenmiş. Daha ne olsun?

Sonra Köyceğiz'deki sete gittiğimde yönetmen koltuğunun arkasında adının değil 'Deliha 2 - Yönetmen' yazdığını görünce, 'Gupse, bu ne hal? Adını yazmamışlar' demiştim.
Bana cevabı şöyle olmuştu; 'Aman sus, sus. Adımı kavga dövüş ben yazdırmadım. Adım orada yazsaydı utanırdım.'
Filmde rol alanların çoğu akranı ve arkadaşı olunca adının yönetmen koltuğunda yazmasından utanırmış.

O gün, 'Necati Akpınar, sana kıyak yapmadı, lütufta bulunmadı. Hak ettiğin yolu açtı. Birçok yapımcı milyon $'lık filmi ilk yönetmenliğini yapacak kişiye emanet etmez. Kıymetini bil' demiştim.
Bildi mi?

'Deliha 2', en çok izleyiciye ulaşan, en çok hasılatın elde edildiği filmi oldu.
Ve kadın hikâyesi üzerine kurulu senaryoya sahip olan filmler arasında izleyici ve hasılat rekortmeni.