Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Tıbbi onkoloji departmanına girdiğinizde sizi sanat eserleri ve bir not karşılıyor: “Sanat en iyi tamamlayıcı onkolojik tedavilerden biridir.” Acıbadem Maslak Hastanesi’nin duvarlarını süsleyen eserler 1993-2014 yılları arasında onkolojik tedavileri devam ettiği sırada hastalar tarafından üretilmiş, Prof. Dr. Gökhan Demir’e armağan edilmiş.

Amerika’nın en önemli kanser merkezlerinden Duke Üniversitesi Robert Tisch Kanser Hastanesi... Babamın tedavisi için gittiğimizde gerekli işlemler yapılırken elimize bir de kâğıt tutuşturdular. Haftalık bir program. Saat 10.00 yoga, 11.00 meditasyon, 13.00 sanat terapisi... Haftanın her günü.

Önce anlam veremedim. Her gün katılmamız ve her defasında ‘en az onkolojik tedavi kadar önemli olduğu’ hatırlatılıyordu. Hem babamın hem bizim; hasta yakınları için. Onca derdin, yoğunluğun içinde buna vakit ayırmak düşünülemezdi. Gün geçtikçe anlam kazandı. Orada şahit oldum; “Çöp adam bile çizemem” diyen 80 yaşındaki akciğer kanseri amcanın soyut harikalar yarattığına, 9 yaşındaki lösemi kızın hayal dünyasına... Kelimelerin bittiği yerde yalnızca renkler, formlar konuşuyordu. Sanat, tam da amacına ulaşmıştı. Salt iletişim aracı olarak karşımdaydı. Kanser hastaları, bırakın çevresine, kendilerine dahi ifade edemedikleri, gizli kalmış duygularını, korkularını ve hissettiklerini sözlü iletişim dışında bir yolla böylece ifade ediyordu.

Tıbbi sanat terapisi, en basit tanımıyla; fiziksel olarak hasta, bedensel travmaya uğramış, ameliyat ya da kemoterapi gibi agresif tıbbi işlemlere maruz kalmış kişilerde sanat dışavurumunun klinik uygulaması. Gökhan Hoca’ya göre sanat, ‘tamamlayıcı ve bütünleyici tıbbın bir formu’. Hastanecilik ve sağlık sektöründe sanat, özellikle Amerika, İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkelerinde büyük önem taşıyor. Hastane ve rehabilitasyon merkezinde davranış bozuklukları, psikolojik ve psikiyatrik sorunlar, Alzheimer hastalığı, kanser, AIDS gibi çok çeşitli hastalıklardan mustarip her yaşta hastaya yönelik sanat terapisi programları uygulanıyor. Peki sanat nasıl iyileştiriyor?

YARATIRKEN İYİLEŞMEK

Ayrılık endişesi, gelecek kaygısı, ölüm korkusu, vücut, organ ve bölümlerinin zedeleneceği kaygısı, pişmanlık-suçluluk duyguları... Araştırmalar, travmatize olmuş kişilerin yoğunlaşmış duygularını sözel olarak ifade edebilmelerinin imkânsız olduğunu, içlerinde yaşadıkları duygular için kelime ve kavramların dikkat çekici bir biçimde sınırlı kaldığını ortaya koyuyor.

İşte tam bu noktada, sanat terapisi, içinde sözün olmadığı bir formda kişinin içinde bulunduğu duygu ve deneyimlerini biçimlendirmesini sağlıyor. Özellikle kanser tanısı almış kişilerde; sanat terapisinin hastaların stres, korku ve kaygılarını (anksiyete) azalttığı, onları duygusal olarak güçlendirdiği bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış. Sağ beynin işlevi etkinlik kazanırken, otonom sinir sistemi, vücuttaki hormonların düzeyi ve beyindeki nöroiletkenler de olumlu şekilde etkileniyor. Terapi, hastayı, hastalığın varlığından bir süreliğine uzaklaştırıyor, hastalık ya da yeti kayıplarını unutturuyor, ‘normalliği’ ve kişisel güçlerini tekrar yaşayabilmelerini sağlıyor. Korku ve endişenin yerini yaratıcılık, ilham ve umut alıyor.

DİRENCİ ARTIRIYOR

Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüleri, 2013’te 1576 kanser hastasıyla 27 farklı sanatla terapi yöntemini denemiş, yaratıcı sanat terapisinin hastaların psikolojik değişimleri ve hayat kaliteleri üzerindeki etkilerini gözlemlemiş. Araştırmanın sonucunda, hastaların dirençlerinin artarak yaşam kaybı korkularından ve takıntılarından uzaklaşıp kendilerini daha güçlü hissettikleri ve farklı bir konuya odaklandıkları görülmüş. Sanat terapisinin önemli ölçüde anksiyete, depresyon ve fiziksel acıyı azaltıp hastaların yaşam kalitelerini artırdığı gözleniyor. Psikoterapi ve dışavurumcu sanat terapisi alanının önde gelen isimlerinden Camillia Connel’e göre; sanat terapisi şiddetli rahatsızlıklara sebep olan güçlü negatif hisleri rahatlatmaya ve hafifletmeye yardımcı olur, sosyalleşmeyi teşvik eder ve hastalar kendilerini daha mutlu hisseder. Kendilerini daha mutlu hisseden kanser hastaları, tedavi sürecini ve duygularını daha rahat yönetiyor.

Yalnızca görsel sanatlar değil, kanser ve kanser tedavilerinin sebep olduğu fiziksel ve duygusal problemlere müzik, yazı ve dansla da destek verilebiliyor. Ancak özellikle resim, müzik ve heykelle uğraşmak bedenin tüm hücrelerine olumlu mesajlar gönderiyor. Müzik, aynı zamanda hastaların cerrahi ve medikal müdahalelerde, akut ve kronik ağrılarını azaltma yöntemlerinden biri. Palyatif tedavi gören hastaların, huzur ve gevşeme hislerini artırarak yaşam kalitelerini yükseltiyor. Kanser hastalarıyla yapılan araştırmalara göre, tedavi sırasında en uygun müzik türü ‘Newage’. Radyoterapi alan kanser hastaları arasında yapılan çalışmalar da başlangıçta anksiyete seviyeleri yüksek olanların müzik dinletisinden en fazla fayda sağlayanlar olduğunu gösteriyor.

ONKOLOGLAR SAHNEYE ÇIKIYOR

Bu alanda sanat yapan doktorlar da var. Türkiye’nin önde gelen radyasyon onkolojisi ve tıbbi onkoloji hekimlerinden oluşan ‘Merdiven Altı Grubu’, kongre sonraları sahne alarak hastalarına enerji ve umut veriyor. Grupta Prof. Dr. Gökhan Demir’in yanı sıra Doç. Dr. Tayfun Hancılar, Prof. Dr. Sevil Gökşen Bavbek ve Prof. Dr. Hale Cağlar yer alıyor.

Grubun profesyonel destekçileri ise Yüksek Sadakat’in davulcusu Alpay Şalt, gitarda Ogün Sanlısoy’un birlikte çalıştığı Hakan Şavklı, klavyede de Kayahan’ın flütçüsü Doğan Kospançalı... Ulusal Kanser Kongresi ve Türk Tıbbı Onkoloji Kongresi’nde sahne alan grup, ayrıca kansere karşı farkındalık yaratmak amacıyla kurulan Kanserle Dans Derneği için de sahneye çıktı. Merdiven Altı, profesyonel olarak verdikleri ilk konserde geçen yıl Roxy’yi müzikseverlerle doldurmayı başardı. Grubun bir sonraki konseri Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, 25 Ekim’de Maslak Acıbadem Hastanesi’nde.