Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Kadınların toplum yaşamındaki rollerinin artmasıyla evlenme ve çocuk doğurma yaşları ilerlemekte 30’lu yaşların sonlarına ve hatta 40’lı yaşlara doğru yer değiştiriyor. 

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi-Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Behiye Pınar Göksedef, kanser hastalarında üremeyici koruyucu yaklaşımlar hakkında bilgi verdi. 

DOĞURGANLIĞI KORUYUCU YAKLAŞIMLAR UYGULANABİLİR

Yaşla birlikte birçok kanser görülme ihtimalinin artması ve bazı kanserlerin daha çocuk sahibi olmadan gelişmesi nedeniyle, kanser tedavilerinde doğurganlığı koruyucu yaklaşımlar çok daha fazla önem kazanmıştır. Üreme sistemi kaynaklı kanserlerden endometriyum (rahim duvarı), serviks (rahim ağzı), over (yumurtalık) kanserlerinde, hastaların isteğine bağlı olarak, belli durumlarda doğurganlığı koruyucu yaklaşımlar uygulanabilmektedir.

Endometriyum, yani rahim duvarı kanseri, yüzde 5 oranında 40 yaş altında görülebilmektedir. Polikistik over sendromu, obesite, yumurtlama bozuklukları ve bazı ailesel geçişli kanser sendromlarıyla ilişkili olabilen bu kanserin çocuk doğurmamış kadınlarda da olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Bu kanserin tedavisi rahimin ve yumurtalıkların tamamen çıkarılması, yakınlardaki lenf bezlerinin alınmasıdır. Ancak, hastanın doğurganlığını devam ettirme isteği varsa, tümörün farklılaşması ve klinik değerlendirmesi el veriyorsa, iyi bir değerlendirme sonrasında koruyucu yaklaşımda bulunabilmek mümkündür. Hastaya en az 4 ay süre ile uygulanacak ilaç (progesterone) tedavisi sonrası tekrardan değerlendirme yapılmalıdır. Çeşitli vaka serilerinde hastaların yaklaşık ¾’ünün bu tedaviye cevap verdiği bildirilmiştir. Tedavi sonrasında ¼ oranında gebelik elde edilmiştir.

Over, yani yumurtalık kanserinin özellikle bazı tipleri üreme çağında, hatta daha küçük yaşlarda görülebilmektedir. Yumurtalık kanserinin standart tedavisi rahim ve yumurtalıkları beraberce alınması, karın içindeki lenf bezlerinin çıkarılması ve tüm iç organların herhangi bir yayılım olup olmaması açısından değerlendirilmesidir. Ancak doğurganlığını devam ettirmek isteyen hastalarda, bu kanserin bazı tiplerinde (özellikle erken yaşlarda görülen Germ Hücreli tümörlerde), operasyon esnasında sadece tek yumurtalıkla sınırlı olduğu görülen vakalarda, sadece o yumurtalığın alınması ve lenf bezlerinin çıkarılması ile hastalık kontrol altına alınabilir ve doğurganlığın devam etmesi sağlanabilir.

DOĞURGANLIĞI KORUMAK MÜMKÜN

Serviks, yani rahim ağzı kanserinde de doğurganlığı korumak bazı durumlarda mümkün olabilmektedir. Evresine göre bu kanserde tedavi ameliyat ya da radyoterapi ile birlikte kemoterapi olmaktadır. Bu tedaviler doğurganlığın bitmesine yol açtığından, özellikle erken evrelerde, çocuk sahibi olmak isteyen seçilmiş vakalarda, çeşitli yollardan sadece rahim ağzının ve etrafındaki dokuların çıkarılması ile üreme kapasitesinin devam ettirilmesi mümkündür. Bu yöntemle tedavi edilen vakalarda kabul edilebilir tekrarlama oranları saptanmış, gebelik isteyen hastaların çoğunluğunda gebelik elde edilmiştir. Bununla birlikte, Rahim ağzı kanseri ile ilgili etkin bir tarama yöntemi olduğunu, erken dönemde hatta hastalık daha oluşmadan smear ya da HPV testi ile tanınmasının mümkün olduğunu yeniden vurgulamak isterim.

Sonuçta kadın kanserlerinde, üreme arzusu devam eden hastalarda, hastalığın tipine ve evresine göre doğurganlığı koruyucu yaklaşımlar olabilmektedir. Detaylı olarak bilgilendirilmek ve bu tip yaklaşımların size uygun olup olmadığını belirlemek, risk ve avantajlarını öğrenmek için özelleşmiş merkezlere başvurulması uygun olacaktır.