Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Her yıl kasım ve aralık aylarında bir sonraki yılın gıda trendleri açıklanır. Birbirinden bağımsız bir sürü şirket, bir sonraki sene hangi ürünlerin ve tekniklerin popüler olacağını tahmin etme yarışı içerisine girer. Adı üzerinde ‘tahmin’ olduğu için, eğer tutturamazsanız kimse size bunun için bir hesap sormaz. Benimse tüm bu ucu olmayan öngörüleri merakla ve ilgiyle takip etmemin sebebi, insanoğlunun gıda konusundaki hayal gücünü görebilmek. Zira atışın tamamen serbest olduğu ve kişisel hiçbir sorumluluğun olmadığı bu tahminler, gıdanın geleceğinden ziyade insanoğlunun gıda konusundaki hayal gücünü anlayabilmek adına daha değerli gibi geliyor. Bu bağlamda 2018 ve sonrası için gıda konusunda kafa yoranların vizyonlarından bazılarını aşağıda bulabilirsiniz. HT Pazar'dan Murat Bozok'un haberi...

Kök, gövde ve yaprak

Hayvanın her bir parçasını değerlendirmek ve her türlü israfı önlemek, Batı’da son zamanlarda oldukça popüler. Hayvanların sadece bonfile veya butlarından değil de, her türlü sakatat ve organından yemek yapmaya ‘nose-to-tail’ (burundan kuyruğa veya baştan sona kadar) diyorlar. Şimdi aynı düşüncenin meyve ve sebzeler için de uygulanacağını öngörüyorlar. Şeflerin görevinin sadece nihai ürün olarak gördüğümüz meyvelerin veya sebzelerin yanı sıra kök, gövde ve yaprakları da değerlendirmek olduğunu düşünüyorlar. İlk sıraya kavun, bal kabağı, domates, pancar ve brokoliyi koyuyorlar.

Ortadoğu etkisi

Batı’da hemen hemen her markette ve restoranda Ortadoğu mutfağının etkilerini halihazırda görmek mümkün. Humus, falafel veya pita günlük yaşamlarının bir parçası haline geldi. Bu işin daha da ileriye taşınacağını düşünüyorlar. Zahter, nar ekşisi, tahin, hellim peyniri, harissa, kaymak gibi yaşadığımız coğrafyanın ürünleri, Batı marketlerinde de yerini almaya başlayacak. Bu gelişme, kendi öz değerlerini kullanmaktan imtina eden veya utanan şeflerimiz için de bir dönüm noktası olabilir.

Hayvansal proteinden kaçış

Son yıllarda çok şükür protein ihtiyacımızı karşılamak için tek seçeneğimizin hayvansal gıdalar olmadığını öğrendik. Bitkisel proteinin değerini kavramamız ve giderek artan vegan nüfusu ile birlikte mönülere yeni alternatifler girdi. Kinoa, bakla, nohut gibi farklı bakliyatlardan yapılan vegan burgerler bunun en iyi örneklerinden bir tanesi. Bu akımın da, şeflerin yaratıcılığı ekseninde giderek yaygınlaşacağı tahmin ediliyor. Tuna balığı yerine domates kullanılarak yapılan sushi’lerden tutun da sadece hindistan cevizi sütü kullanılarak yapılan cheesecake’lere kadar hayvansal proteinlerin her fırsatta yerlerini bitkisel proteinlere bırakacağı öngörülüyor.

Süper tozlar

Kahve Batı’da tam anlamıyla zirveye oturmuş olsa da, kahveye alternatif tozlar geliştirmek için yoğun bir uğraş var. Matcha ve kakao bunların en bilindiklerinden. Şimdi zerdeçal kökü tozunu zorluyorlar. Hurma, erik, zencefil, spiriluna tozları da kahveye bir alternatif olarak pazarlanmaya çalışıyor. Her ne kadar sağlıklı olsalar da, yakın zaman içerisinde kahvenin tahtını sallayabileceklerini düşünmüyorum.