Kırkpınar'da er meydanını titretenler

12.07.2018 - 12:23 | Güncelleme:

Kırkpınar'ı 27 defa kazanan Kel Aliço, 6 saat güreştiği Koca Yusuf'u neden yenilmeden 'başpehlivan' ilan etti? Koca Yusuf'un, “Yazıktır, bu delikanlıyı bana ezdirmeyin?” dediği yıllar sonra dünya şampiyonu olan güreşçi kimdi? ABD'li rakibinin kaburgaları kırılınca linç tehlikesi yaşayan 'Türk aslanı' lakaplı güreşçimiz hangisiydi? 17 yaşında Dünya Şampiyonu olan 'Asrın Güreşçisi' unvanını alan gururumuz... Alper Uruş'un haberi

Tarihte, en eski dövüş sporları arasında kabul edilen bel, kol ve bacak gücüne dayanan 'Güreş'in günümüzden 2 bin 300 yıl öncesine uzandığı bilinmektedir. Nil kıyılarındaki Ben-i Hasan harabelerinde bulunan mezar kabartmalarında Mısır askerlerinin güreş tuttuklarını görmek mümkündür. Eski Yunan'ın, Romalılar tarafından istila edildiği dönemde güreş, döneminin en önemli spor dalı haline gelir.

Orta Asya Türk toplumlarında askeri talimlerde çerilerin gücünü kanıtlamasının en önemli aracı olan güreş, asırlardır Anadolu topraklarının vazgeçilmez bir uğraşı olmuş; 'Ata' sporu olarak kabul edilmiştir.

6.5 ASIRLIK MEYDAN OKUYUŞ: KIRKPINAR

Geleneksel Türk güreşinin başlangıcı olarak kabul gören 'Kırkpınar Yağlı Güreşleri' ise Osmanlı Devleti'nin ikinci padişahı olan Orhan Bey (1324-1362) dönemine uzanır. İlk Kırkpınar güreşi günümüzden 657 yıl önce 1361 yılında Edirne'de, Orhan Bey'in Rumeli kuşatmasını gerçekleştirdiği dönemde yapılmıştır.

O günden bugüne her yıl yapılan, en az 3 gün süren ve son gün finallerde her boyun (kategorinin) birinci, ikinci ve üçüncüsünün belirlendiği müsabakalarda en büyük ünvan, 'Başpehlivan' olmak olmuştur. 

KIRKPINAR'IN RİTÜELLERİ

Dünyanın ilgiyle takip ettiği Kırkpınar müsabakalarının asırları aşan kuralları vardır ki güreşin en zoru olan Kırkpınar'ı 'eşsiz' kılan da aslında bu ritüeller bütünüdür.

“İki yiğit çıktı meydane, ikisi de birbirinden merdane; üste çıktım diye sevinme, altta kaldım diye yerinme...” diye cazgırların (çığırtkan) okuduğu uzun maniyle pehlivanlar, 'peşrev' çekmeye başlar. Isınma hareketleri olan peşrev, izleyenlerin yüreklerini büyülerken meydana çıkan pehlivanın kendine daha da güvenmesini sağlar. Çalan davul ve zurnaların sesi hem seyirciyi hem pehlivanı coşturmak için hızlanıp yükselir.

'AYAĞININ TOZU BAŞIMIN ÜZERİNE'

'Çıkış'ın ardından pehlivanlar birbirlerini 'selamlar'. Sağ ayaklarına sağ ellerini sürerek başlarına götürürler. Bu hareket, 'Sen benden daha güçlüsün, ben senin ayak tozun olamam' ve 'Sen öyle bir ustasın ki ayağının tozunun başımın üzerinde yeri vardır' anlamına gelir.

Manda, dana, keçi gibi hayvanların derisinden yapılan ve belden aşağı giyilen, Arapça 'Kisvet' sözcüğünden gelen 'Kıspet'lerden süzülmeye başlayan zeytinyağı, terle birlikte meydana damlamaya başlar. Bir yıllık gayretini er meydanında sergilemek için pehlivan artık sadece rakibinin sırtını yere getirmeyi, göbeği güneşi görecek biçimde düşürmeyi ya da ayaklarını yerden kesip üç adım atabilmeyi düşünür. Çok sert el enseler atılsa da centilmenlik dışı harekete izin verilmez. Üç kez başpehlivanlığı elde edense 'Altın Kemer'in sahibidir artık.

 



SON BAŞPEHLİVAN İSMAİL BALABAN

Geçen yıl 656'ncısı düzenlenen 'Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin son başpehlivanı Antalya bölgesi güreşçilerinden olan ve rakibi Orhan Okulu'yu yenen İsmail Balaban olmuştu.

Birçok başpehlivanı mindere taşıyan Kırkpınar'a damga vuran isimler, sıralanmakla bitmez. Ancak Kırkpınar ve minder güreşimizin sembol isimlerine de bu yazımızda yer vermemiz, hatırlatmamız gerekir. İşte Türk güreşinin unutulmazları...

MEYDANIN ERİ: 'KEL ALİÇO'

Bulgaristan'ın Plevne kentinde 1844 yılında dünyaya gelen Kel Aliço, Kırkpınar'ın efsane ismidir. 1 metre 90 santim boyunda, 130 kilo ağırlığındaki Aliço, Kırkpınar'da 27 kez üst üste başpehlivan olur. Son müsabakasını Koca Yusuf ile yapar ve güreş 6 saat sürer. Hakemler güreşe daha sonra devam edilmesini önerince Kel Aliço, “Buraya er meydanı derler. Güreş bitene dek devam eder. Bu kızan da beni yenecekse yener” der.

Bunu duyan ve yaşça Aliço'dan küçük olan Koca Yusuf, Aliço'nun elini öper ve “Ustam, ben de derman kalmadı, gel sırtımı yere vur” diye seslenir. Aliço, Koca Yusuf'un başpehlivanlığı hak ettiğini düşünerek onu 1885 yılının başpehlivanı ilan eder. Kel Aliço'nun bir unutulmazı da öğrencisi olan ve Kırkpınar'ı 18 kez kazanan Adalı Halil'in meydan okuyuşuna 70 yaşında cevap vermesi ve Adalı Halil'i yarım saat içinde tuş etmesi olmuştur.

26 YIL YENİLMEYEN EFSANE: KOCA YUSUF

Bulgaristan’ın Şumnu kasabasında 1857 yılında dünyaya gelen Türk güreşinin Osmanlı dönemindeki unutulmaz ismi, ‘Koca Yusuf’ olmuştur. Sultan Abdülaziz, Sultan V. Murat ve II. Abdülhamit döneminde meydanları titreten güreşin ustası Koca Yusuf'u 26 yıl boyunca kimse yenememiştir. Lakabını cüssesinden aldığı söylense de Koca Yusuf, olgunluğu ve ağırbaşlılığıyla Türk güreşine damga vurmuştur.

1897'de Avrupa'ya gidip minder güreşinin kurallarını öğrenen Koca Yusuf; döneminin en iyi güreşçilerinin hepsini tuş etmeyi başarır. Avrupa basını Koca Yusuf için 'Ona rakip yok', 'Korkunç Türk' manşetleri atar. TSK bünyesindeki A400M askeri nakliye uçağına hatırasını yaşatmak için 'Koca Yusuf' adı verilmiştir.

TÜRK ASLANI: ADALI HALİL

Koca Yusuf ile 19 yüzyılın sonunda Türk'ün gücünü dünyaya duyuran diğer pehlivan, Kel Aliço'nun da öğrencisi olan ve 18 kez Kırkpınar'dan 'başpehlivan' olarak ayrılan Adalı Halil'di. Edirne'de doğan küçük yaşta güreşe başlayan Adalı Halil'in boyu 1.98, kilosu ise 150'ydi. Döneminde, Koca Yusuf'tan sonra en bilgili pehlivan olarak kabul gören Adalı Halil, Kurtdereli Mehmet ile Avrupa'ya gitti.

Burada yaptığı müsabakaların ardından ise kendisine 'Türk aslanı' lakabı verildi. ABD'de karşısına çıkan Tom Jenkins'in kaburgaları kırıldığı için seyircilerin linç etmeye kalktığı Adalı Halil, Almanya'da katıldığı turnuvada 6 güreşçiyle tek tek mindere çıktı. Adalı Halil karşısında rakiplerinden en iyisi sadece 7 dakika minderde kalabildi.

 

KURTDERELİ MEHMET VARDI

Önce düğün sonra panayır güreşlerinde dikkat çeken Kurtdereli Mehmet'i 21 yaşındayken dönemin en büyük ismi olan Koca Yusuf'un karşısına çıkardılar. Kurtdereli'nin gücünü ve tekniğini tartan Koca Yusuf güreşi yarım bırakıp, “Bana bu delikanlıyı ezdirmeyin, yazıktır; ileride büyük bir pehlivan olacak” diyerek Kırkpınar'ın kültürünü birkez daha sergiler. Olgunluğunu ise parsayı (seyirciden toplanan para) Kurtdereli Mehmet'e bırakarak gösterir.

Kurtdereli için bu bir başlangıç olur. Yaptığı güreşlerle daha da tanınır. 1.95 boyu, 148 kilo ağırlığıyla birkaç yıl içinde kendini gösterir. Kurtdereli, 1899 yılında döneminin en önemli isimlerinden Adalı Halil'i yenerek Kırkpınar'ın şampiyonu olur. Aynı yıl güreşmek için Paris'e gider ve 33 günde 43 müsabaka yapar. Kurtdereli Mehmet de Fransa, İngiltere ve ABD'de dünya şampiyonluklarına uzanır.

OLİMPİYAT ŞAMPİYONU YAŞAR DOĞU

Samsun'un Kavak İlçesi'nde 1913 yılında dünyaya gelen Yaşar Doğu'nun, babası 1. Dünya Savaşı’nda şehit düşmüştü. 15 yaşında yörenin pehlivanları arasına giren Yaşar Doğu, 1936 yılında Ankara'da askerlik yaparken dikkatleri üzerine çekti ve Güreş İhtisas Kulübü'ne alındı.

Adım adım zirveye yürüyen güreşin ustası, önce Balkan şampiyonalarında ardındansa Avrupa'da kasırga gibi esmeye başladı. 1946 yılında Avrupa Şampiyonu olan Doğu, 1948 Londra Olimpiyatları'nda 
5 rakibini de devirip, Olimpiyatlar'da Türk bayrağını göndere yükselten ilk güreşçimiz olarak tarihe geçti.


BİLGE, 23 YAŞINDA AVRUPA'YI SALLADI

Kocaeli'nin Karamürsel İlçesi'nde 1923 yılında dünyaya gelen Gazanfer Bilge, 17 yaşında güreşle tanışmıştı. 1946 yılında, 23 yaşındayken İsveç'in Stockholm kentinde düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası'nda birinci olarak dönemine damga vuran isimlerden oldu.

Bilge iki yıl sonra yine 62 kiloda Londra Olimpiyatları'nda Türkiye'yi kürsüye çıkardı ve altın madalyaya uzandı. 1953 yılında güreşi bırakan Gazanfer Bilge, Karamürsel'de büyük bir spor okulu açıp genç güreşçilerin yetişmesine katkı sağladı.

 

 

ASRIN GÜREŞÇİSİ HAMZA YERLİKAYA

İstanbul'da 1976 yılında dünyaya gelen Hamza Yerlikaya, 1993 yılında İsveç'in başkenti Stockholm'de düzenlenen Dünya Şampiyonası'nda Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonu olmuş rakiplerini 17 yaşında devirerek altın madalyaya uzandı.
Uluslararası Güreş Federasyonları Birliği, modern güreş tarihinde dünya minderlerinde ilk kez 17 yaşında bir güreşçinin şampiyon olduğunu açıklayıp, Yerlikaya'yı, 'Asrın Güreşçisi' ünvanına lâyık gördü.
Hamza Yerlikaya, 1993 ile 2006 yılları arasında grekoromen stilde mindere çıktığı 13 yıl boyunca büyük başarılara imza attı. Yerlikaya, 8 kez Avrupa, 3 kez dünya ve 2 kez de Olimpiyat Şampiyonu olarak Ay Yıldızlı bayrağımızı gönderde dalgalandırdı.

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ
Misafir - 1 ay önce - Cevapla
2 0 +2
Ellerine sağlık Alper Uruş
Misafir - 1 ay önce - Cevapla
3 0 +3
helal olsun. daha nice gurescilerimiz antrenörlerimiz vardı moral kaynağımız bizim