Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Allah’ın insanları yeniden diriltmeye muktedir olduğunu bildiren âyetlerle başlayan sûrede ağırlıklı olarak kıyamet koparken evrende meydana gelecek olaylar, ölmek üzere olan insanın halleri, öldükten sonra dirilme ve hesap konuları ile inkârcıların âhirette karşılaşacağı zorluklar, mutlu ve mutsuz insanların halleri ele alınmaktadır. Sûrede ayrıca vahiy esnasında Hz. Peygamber’in Cebrâil’den aldığı vahyi hâfızasına yerleştirmek için gösterdiği gayret, Allah Teâlâ’nın bu konudaki uyarıları ve âhiretin varlığını ispatlayan deliller üzerinde durulmuştur. İşte Kıyamet Suresi Türkçe ve Arapça okunuşu...

KIYAMET SURESİ OKUNUŞU

Bismillahirrahmanirrahim

1.Lâ uksimu bi yevmil kıyâmeti.

2.Ve lâ uksimu bin nefsil levvâmeti.

3.E yahsebul insânu ellen necmea ızâmehu.

4.Belâ kâdirîne alâ en nusevviye benânehu.

5.Bel yurîdul insânu li yefcure emâmehu.

6.Yes'elu eyyâne yevmul kıyâmeti.

7.Fe izâ berikal basar(basaru).

8.Ve hasefel kamer(kameru).

9.Ve cumiaş şemsu vel kamer(kameru).

10.Yekûlul insânu yevme izin eynel meferr(meferru).

11.Kellâ lâ vezer(vezere).

12.İlâ rabbike yevme izinil mustekarr(mustekarru).


13.Yunebbeul insânu yevme izin bimâ kaddeme ve ahhar(ahhara).

14.Belil insânu alâ nefsihî basîratun.

15.Ve lev elkâ meâzîrahu.

16.Lâ tuharrik bihî lisâneke li ta'cele bihî.

17.İnne aleynâ cem'ahu ve kur'ânehu.

18.Fe izâ kara'nâhu fettebi' kur'ânehu.

19.Summe inne aleynâ beyânehu.

20.Kellâ bel tuhıbbûnel âcilete.

21.Ve tezerûnel âhirate.

22.Vucûhun yevme izin nâdıratun.

23.İlâ rabbihâ nâziratun.

24.Ve vucûhun yevme izin bâsiratun.

25.Tezunnu en yuf'ale bihâ fâkıratun.

26.Kellâ izâ belegatit terâkıye.

27.Ve kîle men râk(râkın).

28.Ve zanne ennehul firâk(firâku).

29.Velteffetis sâku bis sâk(sâkı).

30.İlâ rabbike yevme izinil mesâk(mesâku).

31.Fe lâ saddeka ve lâ sallâ.

32.Ve lâkin kezzebe ve tevellâ.

33.Summe zehebe ilâ ehlihî yetemettâ.

34.Evlâ leke fe evlâ.

35.Summe evlâ leke fe evlâ.

36.E yahsebul insânu en yutrake sudâ(sudân).

37.E lem yeku nutfeten min menîyin yumnâ.

38.Summe kâne alakaten fe halaka fe sevvâ.

39.Fe ceale minhuz zevceyniz zekera vel unsâ.

40.E leyse zâlike bi kâdirin alâ en yuhyiyel mevtâ.

KIYAMET SURESİ TÜRKÇESİ

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Kıyamet gününe yemin ederim. ﴾1﴿ (Kusurlarından dolayı kendini) kınayan nefse de yemin ederim (ki diriltilip hesaba çekileceksiniz). ﴾2﴿ İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanır? ﴾3﴿ Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter. ﴾4﴿ Fakat insan önünü (geleceğini, kıyameti) yalanlamak ister. ﴾5﴿ "O kıyamet günü ne zaman?" diye sorar. ﴾6﴿ Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir. ﴾7-10﴿ Hayır, hiçbir sığınacak yer yoktur. ﴾11﴿ O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur. ﴾12﴿ O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir. ﴾13﴿ Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir. ﴾14-15﴿ (Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. ﴾16﴿ Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir. ﴾17﴿ O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy. ﴾18﴿ Sonra onu açıklamak da bize aittir. ﴾19﴿ Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.

﴾20-21﴿ O gün bir takım yüzler aydındır. ﴾22﴿ Rablerine bakarlar. ﴾23﴿ O gün bir takım yüzler de asıktır. ﴾24﴿ Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar. ﴾25﴿ Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevkediliş Rabbinedir. ﴾26-30﴿ O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı. ﴾31﴿ Fakat yalanlamış ve yüz çevirmişti. ﴾32﴿ Sonra da kasıla kasıla ailesine gitmişti. ﴾33﴿ "Bu azap sana layıktır, layık! Evet, layıktır sana, layık!" denecektir. ﴾34-35﴿ İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder. ﴾36﴿ O dökülen meniden ibaret az bir su değil miydi? ﴾37﴿ Sonra bu, bir "alaka" oldu. Derken Allah onu yaratıp güzelce şekillendirdi. ﴾38﴿ Nihayet ondan da erkek ve dişi iki eşi var etti. ﴾39﴿ Şimdi, bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? ﴾40﴿

KIYAMET SURESİ TEFSİRİ

Yüce Allah’ın Kur’an’da herhangi bir konuyu yemin ederek zikretmesi o konunun ve üstüne yemin edilen şeyin önemine işaret eder. Burada da korkunç manzaralarla dolu kıyamet gününe ve kendini kınayan, sorgulayan nefse dikkat çekilmiştir.

Kur’an-ı Kerîm’de kıyametin geleceğinden kuşku duyulmaması gerektiğini belirten ve kıyametle ilgili durumları açıklayan pek çok âyet vardır. Müslüman için önemli olan kıyametin ne zaman kopacağını, dolayısıyla âhiret hayatının ne zaman başlayacağını bilmek değil, kıyametin kopmasıyla başlayacak olan ebedî hayata inanmak ve ona gerektiği şekilde hazırlanmaktır. İslâm inancına göre sûra ilk üflendiğinde bütün canlılar ölecek; kabir hayatı veya berzah denilen ve ölümle kıyametin kopması arasındaki dönemi kapsayan sürecin dolması ve kıyametin kopmasından bir süre sonra sûra ikinci defa üflenince, insanlar yeniden diriltilerek yattıkları yerlerden kalkıp mahşerde toplanacaklardır. Arkasından hesaba çekilip yargılanma, amel defterlerinin ortaya konması, mîzan yani iyilik ve kötülüklerin tartılması, değerlendirilmesi gibi âhiret halleri denilen aşamalar gerçekleştikten sonra cennetlikler ve cehennemlikler belli olacak, sırat köprüsünden geçebilenler cennete kavuşurken geçemeyenler cehennemi boylayacaklardır.

Sözlükte nefs (nefis),“bir şeyin kendisi ve hakikati, benlik, can, ruh, kalp, insandaki mânevî güç, kan” gibi anlamlara gelmektedir, Kur’an-ı Kerîm’de nefis, insanı, insanın şahsını, varlık bütünlüğünü, kişiliğini ifade eder (meselâ bk. Bakara 2/233; Âl-i İmrân 3/25, 30; En‘âm 6/70, 151). Ancak zamanla İslâm düşüncesinde “nefis” kelimesi daha özel olarak iki anlamda kullanılmıştır: 1. Nefis, insandaki istekler, arzular, güdüler, dürtüler ve duygular bütünüdür. Uygun eğitim almamış insanda ortaya çıkan kötü huy ve özellikler buradan kaynaklanır. 2. İnsanın hakikati ve kendisi. Gazzâlî, bu anlamda nefsin kalp, ruh ve akılla eş anlamlı olduğunu belirtir (İhyâ, III, 3-5).

İnsan nefsi iki temel özelliğe sahiptir: a) Nefis dinamiktir, kendi kendisini dengeleyici bir sistemdir ve onda zıt eğilimlerin meydana getirdiği psikolojik bir gerginlik ortamı vardır. Bu gerginlikler davranışlarda güdüleyici bir sistem olarak rol oynarlar. Kur’an’da muhtelif âyetlerde nefsin bu özelliğine işaret edilmektedir (meselâ bk. Şems 91/7-10; Tîn 95/4). b) Nefiste gelişme ve olgunlaşma gücü vardır. İlkel haliyle nefis, içgüdüsel isteklerin baskın olduğu, dolayısıyla ahlâkî ölçülere uyum sağlamakta zorlandığı için kötülüğe yatkındır. Bu özellikteki nefis derecesine nefs-i emmâre denilir (nefis hakkında bk. Nisâ 4/1). Mutasavvıflar, nefsin mertebelerini ve hallerini şu şekilde açıklamışlardır: 1. Nefs-i emmâre: Şeytana uyarak şehevî (bedensel, biyolojik) isteklerin, makam ve mevki sahibi olma gibi tutkuların karşılanmasını emreden ve kalbi süflî yönlere çeken kuvvet demektir. 2. Nefs-i levvâme: Bayağı eğilim ve arzulara karşı mücadele eden, işlediği günahlardan dolayı üzülüp kendini kınayan, yargılayan ve düzeltmeye çalışan nefis basamağıdır. 3. Nefs-i mülhime: Hayır ve şerri idrak edebilme melekesine sahip olan nefistir. 4. Nefs-i mutmainne: İman nuruyla tam aydınlanmış, kötü sıfatlardan kurtulup yüce ahlâk ile bezenmiş olan nefistir. Bu dereceye ulaşan nefsin sıkıntı ve gerilimleri son bulmuştur. Bu nefis hem Allah ile hem kullarla hem de kendisiyle barışık olduğu için huzur ve tatmin içerisindedir. 5. Nefs-i zekiyye: Nefsi kirletecek inkâr, cehalet, kötü hisler, yanlış inançlar ve kötü huylardan temizlenmiş; iman, ilim, irfan, iyi hisler, güzel huy ve ilâhî ahlâk gibi takva özellikleriyle terbiye edilmiş nefis demektir. 6. Nefs-i râziye: Kendisi ve başkaları hakkında Allah’ın hayır veya şer olarak takdir ettiği hükümlere tereddütsüz rıza gösterip teslim olan nefsin makamıdır. 7. Nefs-i marziyye: Allah ile kul arasında karşılıklı rıza ilişkisinin kurulduğu, kulun Allah’tan, Allah’ın da kuldan razı olduğu makamdır. 8. Nefs-i kâmile: Kişinin ahlâk ve marifette kemale ererek irşad mevkiine yükseldiği makamdır (Konu hakkında bk. Süleyman Uludağ, “Nefis” DİA, XXXII, 526-529; Hayati Hökelekli İFAV Ans., III, 464-466).