Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

Canları pahasına sundukları hizmet ile hastalara şifa vermeye devam eden hemşireler Kuş ve Kozan, koronavirüs ile mücadelede hem kendilerinin hem de hastaların yaşadığı zorlu süreci anlattı.Kuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, koronavirüs ile mücadelede yoğun çalıştıklarını belirterek, görevini sürdürürken Kovid-19'a yakalandığını söyledi.

Salgının ilk döneminde öğretmenevinde kaldıklarını, Kovid-19 tedavisi boyunca da 3 ve 9 yaşındaki 2 çocuğundan, eşinden ve annesinden ayrı kaldığını ifade eden Kuş, "Bir sabah eklem ağrısı, ateş, şiddetli öksürük gibi şikayetlerle uyandım. Test yaptırdım sonucu pozitif çıktı. Çok sıkıntılı bir süreçti. Bir de insanı ölüm korkusu sarıyor. Hastaları daha çok anlıyorsun. Psikolojik olarak çok kötü günler yaşadık." dedi.

"Ölüm korkusu yaşadım ama en çok da çocuklarımı düşündüm." diyen Kuş, kendisinden kaynaklı onların da hasta olmasından endişe duyduğunu aktardı.Kuş, yoğun bakım ünitesine getirilen hastalarla zaman içerisinde bir bağ kurduklarını ve onları kaybettiklerinde, yakınlarını kaybetmiş gibi büyük üzüntü yaşadıklarını anlatarak, hastalara sağlık hizmeti sunmanın gurur verici bir görev olduğunu kaydetti.

- "Bana bir şey olmaz, denilmesin"

Sağlığına kavuşan hastalar için mutlu olduklarını, kaybettikleri hastalar için de derin üzüntü yaşadıklarını belirten Kuş, sağlık emekçilerinin, aileleriyle ilişkilerinin de bu süreçten çok etkilendiğini ifade etti."Çocuklarımıza bir süredir doya doya sarılamıyor, onları öpemiyoruz. Gerçekten bizim için de hastalar için de çok zorlu bir süreç. Dışardakiler buradaki hastaları görse çok daha korkup, çok daha dikkat edeceklerdir. Bana bir şey olmaz, denilmesin. Burada çok genç hastalarımızı da kaybettik." ifadelerini kullanan Kuş, durumu ağır seyreden hastaların nefes almakta güçlük çektiğine işaret etti.

- "Boğularak ölmek istemiyoruz, diyen çok hastamız oluyor"

Kuş, "Bu dünyadaki en önemli şey, rahat nefes alabilmek. Bunun kıymetini lütfen bilelim. Boğularak ölmek istemiyoruz, diyen çok hastamız oluyor. Yoğun bakımda yatan bir teyze, elimi tutarak, 'Kızım bana nefes ver, nefes almak istiyorum.' demişti. O kadar sıkıntılı bir süreç ki teyzemizi makineye bağlamıştık." diye konuştu.Hemşire Gökhan Kozan ise, yaptıkları hizmetin karşılığında kendilerine bir dua edilmesinin dahi yeterli olduğunu söyledi.

Hastaların genellikle nefes alamama şikayetiyle başvurduğunu aktaran Kozan, "Hastalarımızdan biri elimi sıkıca tutmuş ve bana 'Oğlum beni kurtarın, boğuluyorum.' demişti. Çok yoğun çalıştığımız için günde 5-6 kez önlüğümüzü değiştirmek zorunda kalıyoruz." şeklinde konuştu.Kozan, bazı vatandaşlara virüsün ciddiyetini anlatmakta güçlük çektiklerini dile getirerek, şunları kaydetti:

"İnsanların gelip, yoğun bakımda yatan hastaların durumunu görmeleri lazım. Bir an bile olsa gelip burayı yaşamaları lazım. Yoğun bakım ünitesinde hayatını kaybeden akrabalarımı gördüm. Dışarıda maske takmayı umursamayan insanlar olduğu sürece maalesef yoğun bakım kaçınılmaz oluyor. Evde kalıp tavana bakmak, yoğun bakımda tavana bakmaktan daha iyi."

BAKMADAN GEÇME