Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Selin ÇALIŞKAN/HABERTURK.COM

scaliskan@haberturk.com

İstanbul'un en güzide tiyatro mekanlarından Craft Tiyatro'da 'Garaj', 'Kalp Düğümü' ve 'Taşlar'ın ardından yepyeni bir oyun seyirci ile buluşmak için gün sayıyor. 31 Mart'ta prömiyerini yapacak olan 'Personel' İngiliz yazar Mark Barlett'in imzasını taşıyor.Oyunu Okan Başar Bahar Türkçeye çevirmiş. Oyunun yönetmeni ise son zamanlarda adından sıkça söz ettiren Çağ Çalışkur...'Personel'de Emma karakterini Aslı Enver, erki elinde bulunduran müdürü ise Dolunay Soysert canlandırıyor.

 Personel bizi imzalanan bir iş sözleşmesinin ardından insanı robatlaştıran bir sisteni sorgulamaya davet ediyor. Öyle bir sözleşme ki sahnede izlenen; evlenmek, sevişmek, çocuk sahibi olmak yasak.. Son söz olarak 'Personel'i 1 – 8 – 9 – 15 – 16 – 21 – 22 – 28 – 29 Nisan tarihlerinde Craft Kadıköy Sahne'de izleyebileceğinizi belirtirken, sizi oyunun yönetmeni Çağ Çalışkur ile oyuncular Aslı Enver ve Dolunay Soysert'le yaptığımız söyleşi ile başbaşa bırakıyorunm.

 

Craft Tiyatro oyunlarında farklı bir tat var. Bu sefer 'Personel' oyununu tercih sebebiniz ve seyirciye anlattığı nedir?

Çağ Çalışkur: 'Personel' çalıştığımız ortamlarda mecbur bırakıldığımız şiddeti anlatıyor. 14 tane birbirine çok benzeyen sahneden oluşuyor ama şiddetin giderek artışını izliyoruz. Değişik bir matematiği var. Bu oyunu seçtik çünkü şiddet konusuna bugünkü bilgimizle tekrar bakma ihtiyacı hissettik. Artık insan psikolojisini daha fazla tanıyoruz ve neyin şiddet olduğunu artık daha farklı tanımlıyoruz. İlk görüşte sempatik olduğunu düşündüğümüz şeylerin altından bile bazen pasif agresif bir davranış bozukluğu çıkabiliyor. O yüzden bu oyunun dünyaya ve kendimize bakmak için bir fırsat olduğunu düşündük.

 

Oyunlarınızda dekor konusunda çok hassas olduğunuzu görüyoruz; “Personel” de bizi neler bekliyor? 

Çağ Çalışkur:Ben metinlere genellikle seyirciyi ortama maruz bırakma hissiyle yaklaşmayı seviyorum. Bu sefer de seyirciyi “çalışanı için maksimum konfor sağlayan bir ofis ortamı” içine almayı seçtik. Taciser Sevinç ve uygulama kısmında da Çağdaş Dilber’in yardımıyla tabi. 

 

Oyunda kuralları olan, keskin bir müdürü canlandırıyorsunuz. Karakteri ortaya çıkarış serüveninizi merak ediyorum; sizin için zor oldu mu? 

Dolunay Soysert: Evet çok zor oldu. Önce inanmakta zorluk çektim, burada insanın kötülük sınırlarını zorladığı bir karakter var. Olabildiğince ona hak vermeye ve onun neden bu kadar öfkeli, keskin olduğunu bulmaya çalıştım. karşıma her defasında da “sistem” çıktı. Sistem insanları deforme edip, karakterlerini tamamen değiştirip gerçekten duygusuzlaştırabiliyor. Benim için bu yolculukta onu bulmak çok önemli oldu. Zaman zaman o kadar çok kızdım ki; karakterle arama bir mesafe girdi. Kadının bende var olabilmesi için ona inanmaya, hak vermeye ve kadını sevmeye çalışmam gerekiyordu. Bu konuda zorlandığım zaman yönetmenim Çağ Çalışkur, İpek Bilgin ve partnerimin de çok yardımı oldu.

 

Oyunda hayalini kurduğu işe nihayetinde kavuşan fakat bunun karşında da birçok şeyi feda eden Emma'yı canlandırıyorsunuz. Karakteri yaratırken nasıl bir süreç izlediniz? 

Aslı Enver: Bu benim ilk sahne deneyimim. Emma aşırı edilgen olabilen biri, hayata ve ona yapılan mobbinge karşı gerçek olamayacak kadar sabırla yaklaşıyor. Bu kadar ağır baskı görmesine rağmen çok uzun süre eylemsiz kalışını anlamak beni zorladı diyebilirim.

 

Personel oyununda bize anlatılan durumu yaşayan birçok insan var. Bu insanlar durumdan şikayetçi olsalar da bırakıp gitmiyorlar. Bu tezatlık sizce neden kaynaklanıyor? 'Hayır' demekten korkuyor ya da cesaret bulamıyor olabilir miyiz?

Dolunay Soysert: Evet kesinlikle sebebi bu! Hayır demekten korkuyoruz, sistem o kadar güçlü ki bizleri düşünemeyecek hale getiriyor. İnsan ya nereden başlayacağını bilemiyor ya da hayat şartları o kadar ağır ki hareketsiz kalıyor. İşi bırakıp zorluklarla karşılaşmak korkutucu bir şey.

Aslı Enver: Olabiliriz tabi ki. Aslında kimse “hayır” kelimesini ne duymayı ne de söylemeyi sever. Şartlar zaten “hayır” kelimesinin getireceği sonuçlarla baş edebilmeyi zorlaştırıyor. Yargılamayı bırakıp anlamaya ve empati kurmaya biraz daha önem vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu sayede insanların hatasız, mükemmel olanı değil de kendileri gibi hata yapabileni daha kolay kabul edebileceğini görebiliriz.

 

 

Oyunda iki kadın karakter görüyoruz. Sizin karakterinizin ruh hallerini sizden dinlemek isteriz.

Dolunay Soysert: Benim oynadığım müdür karakteri; tamamen sistemin adamı olmuş, kuralları tam olarak uygulamaktan hoşlanan, başkalarının üzerinde sistemin gücünü kendi belirlediği sınırlar içerisinde kullanan bir karakter. Sistemin ondan talep ettiklerini uygulayabilmek için bazen sadistliğe varan yollar kullanabiliyor. Kendine göre başarı ve başarısızlık kriterleri var. Yani ruh hali çok değişken.

Aslı Enver: Emma; cıvıl cıvıl, çalışmaktan hoşlanan, yaşamayı seven biri. Ama zaman içinde sistemin, Emma’yı sürüklediği noktayı görüyoruz.

 

Yeni projelerinizden söz edelim. Personel oyunu dışında televizyonda yeni bir proje olacak mı?

Dolunay Soysert:Provalar bittikten sonra Çanakkale’nin 100. yılı olması sebebiyle, 4 bölüm halinde yayınlanacak kısa bir dizi projesine başlıyorum. Orada yaşananları, kayıplarımızı anlatmaya çalışacağız.

Aslı Enver:NTC'nin yapımcılığını üstlendiği “Mutlu Ol Yeter” adlı projede yer alıyorum. İsmi gibi izleyenlerimizi mutlu etmeye çalışacağız.