Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ece ULUSUM / HT PAZAR 


Cahide Sonku, Türk sinemasının hırslı, güçlü ve birçok anlamda ilklerini yaşatan kadını. Taksim Gümüşsuyu’nda İstanbul’un en güzel manzaralı evinde oturur, ayakkabısına pırlanta taşlar yerleştirirdi. Anlatılanlara göre o zaman kadınlar hem onun gibi olmak ister hem de onun gibi olmaktan korkarmış. Malum toplum baskısı... Öyle çok mücadele etmiş, başına öyle şeyler gelmiş ki hayat onu bambaşka bir sona sürüklemiş. Her oyuncunun Cahide Sonku gibi çok yüksekten aşağılara sert düşme kaygısı olduğu söylenir. Uzunca anlatmaktansa İstanbul Modern’de Nur Koçak’ın “Cahide’nin Öyküsü” eserlerini görün, her şeyin özeti...

Şimdi Sonku’nun hayatını bir müzikalde göreceğiz. Tiyatro Keyfi’nin projesi olan Cahide Sonku müzikalinin başrolünde Nilüfer Açıkalın var. Oyuncu 10 yıl sonra bu özel oyun için tiyatro sahnelerine döndü. Müzikalin prömiyeri 1 Ekim’de. Öncesinde Açıkalın’ı provası esnasında ziyaret ettik. Oyunu, Cahide Sonku’yu ve nicesini konuştuk.

■ 10 yıl sonra sahnede göreceğiz sizi. Bu hem sizin sahneyle ve seyirciyle kavuşmanız hem de bizlerin Cahide Sonku’ya kavuşması.

Çok doğru tanımladınız, bir kavuşma oldu benim için de. Eğer Cahide Sonku olmasaydı böyle bir işe kalkışmazdım. Kemal Başar’ın öngörüsü ve tespitleri sayesinde bu rolü oynamaya karar verdim. Bana söylediği ilk günü hatırlıyorum da çok heyecanlanmıştım. Mask’ta şarkılarımı dinlerken karar vermiş bu oyunu yazdırmaya. Cahide Sonku benim her zaman içimde gizlediğim bir karakterdir. Çocukluğumdan beri ailem içinde adı geçerdi. Herkesin söylediği ve bildiği gibi dramatik sonuyla değil, bakışı, güzelliği, duruşu ve mücadelesiyle söz edilirdi. Sonra Cahide Sonku’nun kendi tercihleri doğrultusunda bir son yaşadı. Hiçbir zaman o bana güçsüz gelmedi, aksine çok güçlü olduğunu düşündüm. Benim yazarlık yanımda ağır basan bir yanımdır. Sonku da benim kitap karakterlerimden biridir. O Türkiye’nin ilk kadın starı... Keşke tanışabilme şansım olsaydı.

■ Bu rolün sizi bulması da ilginç o halde.

Biraz mistik yanı olan bir insanım. Bu rolü oynamanın bir tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Çünkü daha önce bahsetmiştim, annem çok sevinmişti. Babam da “Cahide yaşasaydı senin onu canlandırmandan büyük mutluluk duyardı” dedi. Bunlar benim için önemli referanslar. Cahide Sonku, bir şekilde bana bir yerlerden gülümsüyor. Sadece içimden sürekli “Rahat uyu Cahide, emin ellerdesin” diyorum.

‘HERKESİ ŞAŞIRTACAK ÇOK FARKLI MÜZİKAL’

■ Kaderci misinizdir? Zamanlamanız şimdi doğru mu sizce?

Böyle şeyleri dert etmem. Ben neredeysem orası doğru andır diye düşünmeyi tercih ederim. Yoksa işler karışır.

■ Metni okuduğunuzda ne hissettiniz?

Çok doğru ve güzel yazılmış bir metin. Öncelikle gerçekçi... Biz bir profil çiziyoruz. Bu oyun Cahide Sonku’nun hayatını aydınlatmaya ışık tutuyor. Yönetmenimiz bunun müzikal olmasını istedi. Ben şarkı da söyleyebiliyorum ve bu rol için müzikal yanımı da kullanabileceğim. Üstelik müzikleri de Afife Jale Ödüllü Orhan Enes Kuzu hazırladı. Genç bir beyinle çalışmak şans. O, beklentileri ters yüz edecek şekilde müzikleri hazırladı. Klasik müzikalden ziyade herkesi şaşırtacak çok farklı müzikal izleyecek gelenler.

■ Zor bir karakter, nasıl hazırlandınız? “Cahide Sonku” denince akla birçok özelliği geliyor.

Çalışma insanıyım, çalışmak beni ayakta tutuyor. Üreterek hayatta kalıyorum. Ve zoru severim... Zor değilse bile zorlaştırırım. Öyle bir yeteneğim var benim. Tutkulu bir insanım, daha büyük heyecanlar duymak isterim işimde. Çalışma sürecim uzun aylara yayılan bir süreç. Kemal ile metnin üzerine uzun süre eğildik, aylarca düşündük. Yaklaşık 1.5 aydır sahne üzerinde çalışıyoruz. Çok usta ellerden çıkıyor bu iş. Bu ekibin kimyası öyle tuttu ki seyirciye de geçecek bu enerji.

■ Bu rol için günde kaç saat çalıştınız?

Valla... (Gülüyor.) 8 saat uyuyorum, o çok önemli benim için. Geriye kalan bütün saatlerde aklımın köşesinde oyun. Fiilen mutlaka günde en az 6 saat çalışıyorum.

■ Metin sizin için yazılmış. Bu nasıl bir his? Müthiş heyecan verici. Fakat kendime çok da pay çıkarmak istemiyorum. Öyle bir yanım yok. Olmadığı için sahnede daha güçlü ve iyi durabiliyorum.

■ Geriye dönüp baktığınızda ne düşünüyorsunuz?

Şahaneyim diyormuşum! (Gülüyor.) Sahne bana çok şey öğretti. Cahide çok güzel bir şey der: “Oyuncu olmadan önce iyi insan olmak lazım. İyi insan olursanız, iyi oyuncu olabilirsiniz.” Bu sözü yeni öğrendim, çalışmalarımda. Düşünüyorum da geriye dönüp bakınca bütün hayatımı iyi insan olma çabasıyla geçirdim. Hâlâ da pürüzleri törpülemekle meşgulüm. Umarım başarırım. ‘DÜŞMEKTEN KORKMAM ÇÜNKÜ...’

■ “Her oyuncunun bir Cahide Sonku gibi olma endişesi vardır” derler. Sizin böyle bir endişeniz oldu mu?

Anlıyorum... Kendi adıma bu konu hakkında diyecek sözüm var. Yoğun şekilde düşüşler ve yoğun şekilde yükselişler yaşadım hayatımda. Hiç olmadı ruh dünyamda. Ve ben hiçbirinden korkmam. Çünkü en dibin dibi kadife kaplıdır. Üstelik kırmızı kadife kaplıdır. En nihayetinde ben bir oyuncuyum. (Saçlarını omzuna atıp derin bir iç çekiyor.) Kıpkırmızı bir kadife... O yüzden korkmam. Düşüş zamanlarında mücadele etmek için bana bir şans verildiğini düşünürüm. Kesinlikle de vazgeçmeyi değil, mücadele etmeyi tercih ederim. Kaçmak çok kolay demiştim, ben kolay sevmem.

■ Metindeki karakterin sizi yansıtan yani ne oldu?

Çok net olmak güç. Metinde karşımızda güçlü ama bir o kadar da kırılgan bir insan var. Bu yönden benzediğimizi söyleyebilirim. Ama ben hırs konusunu aştım, Cahide kadar hırslı değilim. Dahası içki içmiyorum, içmeyi sevmiyorum. Burada tamamen ayrılıyoruz.

■ Çok farklı projeler gerçekleştirdiniz. Şimdi de yeniden sahnelerdesiniz. Ne yapmak istediğinize nasıl karar veriyorsunuz?

Beklentisiz olmak gibi çok sevdiğim bir özelliğim var. Hayatın getirdiklerine karşı bir kabulleniş içerisindeyim. Sadece beni ne kadar heyecanlandırdığıyla ilgileniyorum bir işe dahil olurken. Heyecanımı zedeleyecek bir şeyler olduğunda da uzaklaşmayı tercih ediyorum.

■ Ne kadar süre sahnede kalacaksınız?

Onu seyirci belirleyecek. Bu da söz ettiğim heyecana bağlı.

■ Sahne için mi rol için mi heyecanlısınız?

Sahne için olsa sürekli bir çaba içinde olurdum, aman şunda oynayayım. Sağı solu tırmalardım rol kapmak için. Bu rol içimi titretiyor.

■ Bundan sonra ne yapacaksınız?

Sonrası için öykülerime yoğunlaşacağım. Ayda bir kez Mask’ta şarkılarımı söylemeye devam edeceğim. Başka konserler... Daha belirgin bir şey yok. Zaman gösterecek.

'NİLÜFER OLMASAYDI BU OYUN DA OLMAZ'

Oyunun yönetmeni Kemal Başar, Nilüfer Açıkalın’ı bir akşam sahnede izliyor ve Cahide Sonku’yu oynamasını hayal ediyor. Bir nevi düşleri gerçekleşmiş. Kemal Başar da oyun hakkında merak ettiklerimizi cevapladı.

■ Cahide Sonku’ya neden odaklanmak istediniz?

Beni sadece Cahide Sonku’nun tek başına güçlü bir şekilde erkek egemen bir toplumda ilk Türk kadın yapımcısı ve yönetmeni olması çok etkiledi. Trajik sonu insani zaaflarla ilgili olabilir, bilemiyorum ki Odaklanmak istediğimiz nokta da zaafları değil. Bu hayat hikâyesinde erkeklerin yükselen bir kadına neler yaptığını da görüyoruz. Ben bu konuyu çok önemsiyorum ve birçok kez bu içeriği yansıtan oyunlar yaptım. Tiyatro Keyfi olarak toplum içinde sivrilmiş karakterleri işlemeye devam edeceğiz.

■ Bu oyunda Sonku’nun hayatındaki hangi kesitleri göreceğiz?

Her kesit olacak, sadece o dedikodular ya da söylentiler yok. Çünkü Cahide Sonku kendi hayatını kaleme almadı. Bana kalırsa kimi yazılanların tam kesinliği yok. Onun mücadelesini göreceğiz burada.

■ Neden müzikal olarak sahnelemek istediniz?

Müzik benim bütün eserlerimde ön plandadır. Her oyunumda fark edebilirsiniz. Seyirciyi uyandırmak istiyorum. Malum seyircinin konsantrasyonu 20 dakikada dağılır, onu dinç tutmanın bir yöntemi olarak düşünüyorum müziği. Epik unsur da diyebilirim.

■ Nilüfer Hanım için Gökhan Eraslan’a yazdırmışsınız metni. Doğru mu?

Evet. Nilüfer olmasa ben bu oyunu yapmazdım. Her projemde de böyle yapma kararı aldım. Nilüfer Açıkalın hayatıyla ve bakış açısıyla tektir. O ayakları yere basan bir kadın ve bana kalırsa Cahide Sonku ile çok benzer yönleri var.