• Canlı Yayın
  • 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlık ve Spor Bayramı kutlu olsun
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

ARZU ÇEVİKALP / acevikalp@haberturk.com

Tuhaf bir yönetmen olarak nam salan Quentin Tarantino dehşet saçan film sahneleriyle Amerika’nın en enteresan adamlarından birine dönüşmüştür. Tarantino’yu başlı başına analiz etmek gerek, aksi takdirde kendisini anlamakta zorlanabilirsiniz. Film jeneriklerinde özel tipografik yazı karakterlerine önem veren Tarantino kendisi hakkında bazı bilgiler verir. Mesela “The Hateful Eight”in jeneriğinde sekizinci filmi olduğunu beyan etmesi gibi… Müzikler ve yazılar birbirlerine o kadar sıkı lehimlenirler ki, seyirci pür dikkat filme odaklanır ve bir sonraki sahnede neler olacağını merak etmeye başlar. Her ne kadar Tarantino’nun hep aynı sularda yüzdüğünü ifade etseler de, o Tarantino’dur ve öyle olmayı seçmiştir!


‘Grotesk’ kültürü ile iç içe olan Tarantino, doğrusal olmayan (non-linear) öykü akışını, diyalogları ve kanlı şiddet sahnelerini perdeye rahatlıkla yaftaladığı için kimileri tarafından eleştirilir, kimileri tarafından da yüksek övgüye değer görülür. Art-house sinema ile popüler sinemaya bir araya getiren Tarantino ayaklı bir ansiklopedi gibidir. Gündemi çok sıkı takip eden Tarantino gündeme dair bazı olayları şiddet ve komediye başvurarak anlatır. Değişik bir mizah ve ironi anlayışı vardır. Ayrıca kendisinin bir ‘hipster’ olduğundan da söz edilmektedir.

Kendine özgü ve uçuk bir sinemasal stile sahip olan Tarantino, pop kültürü filmlerine monte ederek diyalogları canlı tutar ve kronik akışı parçalara ayırır. Yer yer pop kültür ile dalga geçen Tarantino hikâyelerini epizotlara böler. Bütün epizotlar zincirleme olarak birbirlerine bağlı oldukları için bir bütün oluştururlar. Trantino ‘non-diegetic’ sinema tekniğini yerli yerinde kullanan ve şekil bozan bir sinemacıdır. Kalıpları sevmeyen Tarantino zekâsını kullanarak yeni bir biçem yaratır kendine, bu biçemde özgür olmayı seçen yönetmen kimseye aldırış etmeden anlatmak istediklerini izleyiciye aktarır.

KARA MİZAH KRALI TARANTİNO

Bunlara ek olarak; hikâyelerin merkezini oluşturan bazı grotesk sahneler ve etrafa sıçrayan ve oluk oluk akan kanlar Tarantino’nun bazı şeylere ne kadar öfke duyduğunu gösterir. Tarantino’nun amacı pop kültür ile dalga geçmesidir. İnsanları etkileyen kanlı sahnelerin gerilim ve rahatsızlık yaratıyor oluşuna şaşmamak gerek, çünkü şiddet hayatımızın içine çoktan sokuldu. Sorarım size şiddetin hayatımızın içine sokulmasından daha kötü ne olabilir ki? Şiddeti kara mizahla anlatan Tarantino bize hem mesaj verir, hem de bazı gerçekleri burnumuzun dibine dayar. Bir de Tarantino o gerçeklere arka fondan hipnotik bir müzik yerleştirdi mi tamamdır! Müziklerin bir alçalıp bir yükselerek seyirciyi merakta bırakıyor oluşu Tarantino’nun efsanevi bir yönetmen olduğunun göstergesidir.
Tarantino’nun filmlerinde en önemli mevzu şudur: Şiddet ve bazı karakter diyalogları sahne dışında gerçekleşir ve Tarantino kült filmlere ve televizyon dizilerine atıfta bulunur. Çok yakın çekimle kesme yapan Tarantino karakterleri ön plana alarak onlara birer takma ad belirler. Ayrıca karakterlerin sigara içmesi Tarantino'nun filmlerinde oldukça sık tekrarlanan bir özelliktir. Karakterleri betimlemek ve onların yeteneklerini ortaya çıkarmak için geçmişlerine yolculuk eder ki, hikâyeye derinlik kazandırsın. Ayrıca Tarantino’nun en enteresan tarafı Wilhelm çığlığı ses efektini kullanarak karakterlere ayrı bir renk katıyor oluşudur.

6 ACT STRUCTURE

Geldik Tarantino’nun en önemli hikâye tekniğine… En çok kullanılan ‘3 act structure’ tekniğini kullanmayan Tarantino ‘6 act structure’ ile donatır filmlerini… Özellikle de “The Hateful Eight” filmi! Aslında ‘6 act structure’ diye bir teknik yok. Bunu şu şekilde açıklamak doğru olacaktır: televizyon için çalışan kişiler genellikle ‘5 act structure’ tekniğini kullandıkları için 6.bölüm açılış fragmanıdır (intro), ama “The Hateful Eight” filmindeki 6.bölüm açılış değil kapanış sahnesidir. O sahne aslında filmin başındaki sahne ile ilintili olduğundan dolayı özellikle finale yerleştirilmiştir. Tarantino bir nevi yapı bozumu yaratmak istemiştir ki, bunu da iyi bir şekilde başarmıştır.

Önemli bir not; son dönemde ‘3 act structure’ yerini ‘4 act’ tekniğine bıraktığı için sinemada ‘4 act structure’ tercih edilmektedir. Yazdıklarımızdan yola çıkarak şunu söylemek farz oldu:  “The Hateful Eight” şu ana kadar Tarantino’nun en kafa karıştırıcı filmlerinden biridir, sebebini de şu şekilde açıklayabiliriz: Tarantino sahne aralarına flashback ve flashforwardları yerleştirerek hikayeyi sadelikten çıkartıp komplike hale sokar. Bir anlatıcı ya da iç ses ile hikâyeyi akıcı kılmaya çalışan Tarantino sıradan olan fikirlerin üzerini çizerek yaratıcılığını ortaya koyar. Absürdlük Taranino’nun filmlerinin olmazsa olmazıdır!

ABRAHAM LİNCOLN’DAN MEKTUP VAR

Ultra Panavision 70 kamera kullanılarak 70mm formatında çekilen film, Tarantino’nun sekizinci filmidir ve film perdeye akmadan önce Tarantino’nun sekizinci filmi olduğuna (manşet bölümünde kısa bir giriş yapmıştık) dair bir yazı yazar. Acaba filmin adının “The Hateful Eight” olmasının sebebi Tarantino’nun sekizinci filmi oluşu mudur? Film eski İtalyan filmlerine benzer ve oldukça grotesktir. Ayrıca filmin müziklerini de üstat bestekâr Ennio Morricone yapmıştır. İç savaş sonrasını konu alan filmin en göze çarpıcı mesajı ise; Abraham Lincoln’a şapka çıkartılıyor oluşudur, çünkü Lincoln kölelik anlayışına son vermiştir. Zencilerin haklarının elinden alındıklarını düşündüğü için onlara haklarını teslim eden önemli bir şahsiyettir.


Hazır laf zencilerden açılmışken Tarantino’nun bir düşüncesini paylaşalım: “Bana göre “Jackie Borown” siyahi bir film. Aslında siyahi izleyici kitlesi için yapıldı. Herkes için yapıldı ama "ana" izleyici kitlesi siyah. Bunları düşünüyorsam bunları düşünüyorum, çünkü bunu her zaman siyah bir sinema salonunda izlemeyi düşünüyordum. İzleyicileri düşünmek saçma değil çünkü izleyici benim ve buna da uyuyor çünkü ben siyah sinema salonlarına giderim. Bana göre bu siyahi bir film.” Ayrıca Tarantino, siyah izleyici kitlesinin, Siyah sömürü sinemasından (Blaxploitation) etkilenen filmlerinden hoşnut olduğunu ifade etmiştir. Tarantino’yu tanıyanlar zaten bu yazdığımızı çok iyi biliyorlardır.


İTALYAN ASILLI TARANTİNO VE MÜZİKLER

İki Oscar ödüllü olan Tarantino kanlı İtalyan filmlerinden Spaghetti Westernlerden feyz alarak sinemasal bir düzen oturtmaya çalışır ve her bir filminde hikâyenin altına süpürülen en az bir mesaj vardır. Bunlara ek olarak; Tarantino, filmlerinde reklam yapmayı sevmediği için herhangi bir ürün tanıtımı yapmaz. Bu nedenle bir ürünün kullanılmasının gerekli olduğu durumlarda ya hayalî markalar yaratarak, kullanımdan kalkmış markaları kullanmıştır. Mesela; “Ucuz Roman “da ve “The Hateful Eight” filminde kullanılan ‘Red Apple’ sigaraları gibi… Ayrıca Tarantino’nun İtalyan filmlerine ve müziklerine olan merakı babasının İtalyan asıllı oyuncu ve müzisyen oluşudur. Tarantino’nun filmleri biraz yavaş ilerler, ama ilerleyen dakikalarda sahneler seyircileri hop oturup hop kaldırır ve adeta seyircilerin gözleri pin pon topu gibi yuvalarından fırlar.
Sonuç olarak; Tarantino iyi gözlemleyen, analiz eden, kuralcı olmayan, tabuları yıkan, kendi yolunda ilerleyen, biraz kızgın, biraz da içinde bulunduğumuz düzene başkaldıran cesaretli bir sinemacıdır. Kolay kolay pes etmeyen ve mücadeleci olan Tarantino tarihte neler yaşandığını çok iyi bildiği için onu filmlerine değişik bir biçimde aktarır. Tarantino’yu anlamak her ne kadar zor olsa da filmlerine konu olan hikâyelerin çoğu gerçeklerle iç içedir. Gerçekleri en çılgın şekilde anlatan ender yönetmenlerden biridir. Net bir şekilde aktarmak gerekirse; Tarantino tarihsel sorunlarla dalga geçer ve mizahı baş köşeye yerleştirir.