Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Betül Memiş / memisbetul@gmail.com

Müzikolojist, besteci ve tar sanatçısı babasından aldığı mirasla yola koyulan, Dağıstan doğumlu kemençe ve bağlama üstadı, ‘derin melodilerin adamı’ olarak tanımlanan Mark Eliyahu; 10 Mart’ta Ankara, 11-12-13 Mart’ta ise İstanbul Salon İKSV’de hayranlarıyla buluşuyor.

Biletler çıktığı bir kaç gün içinde tükendiğinden İstanbul’a bir gün daha eklendi; dinleyici kitlesinin ne derece heyecanla Eliyahu’yu beklediğini düşünün! Türk, İran ve Azeri melodileriyle müzikseverleri mest eden, 1982 doğumlu müzisyen, bugüne kadar filarmoni orkestrasıyla birlikte çaldığı Nobel Ödülü gecesinden Kudüs Piyor Festivali’ne ve İtalya'daki prestijli Fabrica Festivali’ne pek çok dünya buluşmalarında müziğini icra etti.

En son ise Paris Pompidou Center'daki konseri şehir efsanesi oldu. Biz de melodileriyle kulakların pasını silmekten öte, dinleyenlerde güçlü ve derin algılar oluşturan Eliyahu’ya merak ettiklerimizi sorduk…

KEMENÇE BENİM RUHUMUN SESİ

*Sizin için “derin melodilerin adamı” tanımı kullanıyorlar; bu tanımın sizdeki karşılığı nedir?

Müziğimi bütün kalbimle, ruhumun en derinindeki hissiyatla icra ediyorum ve yaptığım melodilerin insanlara dokunabildiğimi görmek beni çok mutlu ediyor. Bu durumun karşılığı ise benim için büyük bir onur.

*Müzikle maceranız ne zaman ve nasıl başladı?

Müzikle maceramın kökleri binlerce yıl öncesine dayanıyor. Bu hayata doğduğum andan beri… Çünkü annem de babam da müzisyen ve ben müzikle doğdum, müzikle büyüdüm. Müziğe dört yaşında başladım. Sekiz yaşında ise babamın grubuyla pratik yapıyordum. Bir gün odamdan çıktım ve onlarla birlikte çalmak istediğimi söyledim. Bana bunun için birkaç yıl daha pratik yapmam gerektiğini söylediler ve onlara çok kızdım. Fakat daha o zamanlar bile bir gün sahnede onlarla birlikte çalacağımı biliyordum.

*Kemençenin sizdeki anlamı nedir?

Enstrümanların bir süre sonra sanatçıların organları gibi olduğu söylenir, sizde nasıl bir his hali? Kemençe benim için ruhumun sesi ve kesinlikle vücudumun bir parçası gibi…

DUYGULARIM SADECE BİRKAÇ DİLDEN İBARET DEĞİL

*Müzik evrensel bir dil evet ama sizin besteleriniz nasıl oluyor da o topraklarda yaşamayanları bile bu kadar derinden etkileyebiliyor? Peki sizi kimler etkiliyor?

Ben genetik olarak da multi kültürel bir insanım ve ruhumun da evrensel olduğuna inanıyorum. Kısaca; duygularım sadece birkaç dilden ibaret değil, sanırım bu da müziğime yansıyor ve insanlar da kendilerine dair bir şeyler buluyor. Çok farklı, çeşitli müzik ve sanatçılardan etkilendim; klasik ve makam müziklerinden, pop, elektronik müziklerine ve Asya’nın ilahilerine kadar…

*Ortadoğu geniş bir yelpaze, neden özellikle Türk, İran ve Azeri müziğine yöneldiniz?

Bence benim müziğimin DNA’sı ‘makam’. Makamın temel anlayışı; hepimiz birimiz için. Makam ‘melodi’nin İncil’i yani kutsal kitabı, Avrupa müziği de ‘harmoni’nin İncil’i. Türkçe, Arapça, Azerice ve İran makamlarını çalıştım, çünkü bütün bu kültürlerin beni derinden etkilediğine inanıyorum.

*Müzik yolculuğunuzda babanızın yeri ayrı olmalı, sizi ve müziğinizi etkileyen başka isimler var mı? Ayrıca son zamanlarda dinlediğiniz genç yetenek kimdir?

Hemen hemen her gün babamla çalışıyorum, dördüncü albümünde çaldım. Onun besteleri beni her zaman etkilemiştir. Genel olarak güzel bir şey duyduğumda ki türü ne olursa olsun, beni etkiler. Çok şey öğrendiğim besteciler ve müzisyenler var. Birkaç isim vermek gerekirse; Parviz Meshkatian, Frederic Chopin, Claude Debussy ve diğerleri. Bugünlerde dinlediğim isim ise St. Vincent.

KESİNLİKLE HER ŞEY TANRI’NIN İSTEDİĞİ GİBİ GERÇEKLEŞTİ

*Anne ya da baba gibi figürlerin müzikle ilgilenmesi, bir müzisyen için nasıl bir durum yaratır?

Aslında hemen hemen her yönde olumlu... Belki ufak bir negatif detay olarak zaman zaman teknik ve stresli iş yükü olduğunu söyleyebilirim.

*Bugüne kadar sizi en çok etkileyen sahne performansını kiminle ya da kimlerle gerçekleştirdiniz?

Müzikal tecrübelerimi sözcüklerle ifade etmem mümkün değil ama 2000 yılında, ben daha 18 yaşındayken babam ve (Azeri yorumcu) Alim Qasimov ile verdiğim, hayatımın ilk konserini asla unutamam.

*Müziğe ilk başladığınızdan itibaren bugüne gelirsek neler değişti, evrildi?

Kesinlikle her şey Tanrı’nın planladığı gibi gerçekleşti, oluştu. Ben, bana ait olan şeyi yapıyorum; kısaca ‘sadece üzerime düşeni yapıyorum’. Değişim de bu yaşadıklarımın içinde oluyor zaten.

*İçinizde uhde kalan bir şey var mı?

En son öğretmenim olan, kemençe virtüözü ve ustalığıyla bestecilere ilham veren üstat Adalet Vezirov’dan daha fazla şey öğrenmek isterdim. Türkiye’de de çok konser verdi kendisi… (Alper Özcan’ın ‘Sonbahar’ filminde de müziğini duymuşsunuzdur.)

*Bu kadar hissiyatlı melodilere imza atan bir insanın kendini arındırdığı, içini dinlediği yer neresidir?Günümüze baktığımızda zor ama sizi en çok ne mutlu eder ya da ederdi?

Kendimi huzurlu hissettiğim yer; evim ve çöl… Beni en çok mutlu eden şey ise insanların herhangi bir neden olmadan birbirlerini sevdiklerini görmek…

İYİ MÜZİĞE İNANIYORUM TÜRÜ NE OLURSA OLSUN

*Bir kıyaslama yaparsak dünya müzikleri arasında yeterince anlaşıldığınızı düşünüyor musunuz? Dünyada takip ettiğiniz isimler kimler?

Müziğimi kimseyle kıyaslamıyorum, çünkü iyi bir müzik dinlediğinizde büyülenmiş gibi hissedersiniz, türü ne olursa olsun. Müziğin özel bir gücü olduğuna inanıyorum. Bu günlerde Hari Prasad dinliyorum. Onun müziği beni dinlendiriyor.

*“Dünya Müziği” terminolojisi çok popüler oldu, bazı sanatçılar bu tanımı kucaklarken, bazıları çok sert tepki gösterebiliyor. Siz bu yerel ve dünya müziği gibi tanımlarla sınıflandırmaya nasıl bakıyorsunuz?

Benim için sınıflandırmak ihtiyaç değil ama bir başkası için bu daha kolay olacaksa neden olmasın! Bu gibi tanımlamalarla ilgilenmiyorum, iyi müziğe inanıyorum türü ne olursa olsun.

*Gelecekle ilgili planlarınız neler? Türkiye konserinizden biraz tüyo alabilir miyiz?

Bu sıralar yeni albümüm üzerine çalışıyorum. Gelecek planlarım daha çok bu albümle alakalı. İstanbul ve Ankara konserlerim için çok çok heyecanlıyım. Türkiye’yi ve insanını çok seviyorum. Konseri dört gözle bekliyorum.

*Son olarak şu kelimelerin sizde karşılığı nedir?

Müzik: Hava, Aşk: Bir, Hayat: Hediye, Gelecek: Gizem, Hayaller: Geliyor, Gerçek: Minnettar, Hayal Kırıklıkları: Kafa karışıklığı, Çocukluk: Güzel, Ortadoğu: Büyüleyici, Dünya: Ben, Umut: Barış