Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

Ülkemizdeki toplumsal ve kültürel yapının dünü, bugünü ve yarınına dair, mekan-bellek, zaman-şiir, yazar-şehir, ses-tarih ilişkisiyle yürüyen büyüleyici bir metropol yolculuğu. Orhan Pamuk’un ‘Masumiyet Müzesi’nin belgesel karşılığı, Grant Gee’nin olgunluğuyla Alain Resnais’nin “Gece ve Sis”ini İstanbul’a uyarlıyor. 25 Mart vizyonunun en iyisi “Hatıraların Masumiyeti”, yarından itibaren sinemalarda izlenebilir.

Orhan Pamuk edebiyat alanında ülkemizi yurtdışında en iyi temsil eden isim. 2007’de Cannes Film Festivali’nde jüri üyeliği yapmak elbette tesadüf değildi… Aksine Nobel ödülünü, onca romanın başarısını, 30 yılı aşkın kariyeri perçinleyen bir olaydı.

LEZİZ BİR HATIRALAR ATLASI

Grant Gee, İngiltere’den çıkan başarılı bir belgeselci. 2008’de yayınlanan ‘Masumiyet Müzesi’ kitabı ve Çukurcuma’daki müzeden yola çıkan bir ‘anı haritası’na, ‘hatıralar atlası’na imza atıyor burada. Pamuk’un katkısıyla oluşturulan metinler, anlatıcı sesi ile eski İstanbul’un, sokak ışıklarıyla TV’de konuşan edebiyatçının mükemmel bir birlikteliğini sunuyor.

Zaman ile mekanın, tarih ile diyalogların, hatıralar ile sokakların, gerçek ile kurmacanın bir araya geldiği bir sanat eseri çıkıyor karşımıza. “Hatıraların Masumiyeti” (“Innocence of Memories”, 2015), Alain Resnais’nin 2. Dünya Savaşı’nın sonrasında çektiği 30 dakikalık “Gece ve Sis”in (“Nuit et Brouillard”, 1955) yapısını kullanıyor. Orada yönetmen boş toplama kamplarında kaydırılan kamerayla alınan görüntülerle geçmişten siyah-beyaz görüntüleri ve fotoğrafları iç içe geçirip, bir çeşit ‘konuşan bilinç dışı’ yaratmıştı. Karşılaştırmalı analiz sarsmıştı. Burada usta Fransız yönetmenin hatıralarla kurgusal ilişkisi belirgin bir çıkış noktasına dönüşüyor. 

YANSIMALAR ŞİİR GİBİ

Gee de romanın sayfalarının, müzedeki sergilerin, siyah-beyaz fotoğrafların ve konuşmaların arka sokaklarda ‘ayna’ işlevi gördüğü bir dünya yaratıyor. Açıkçası bunların bir araya gelişinde de kaydırılan kamera ile anlatıcı sesinin buluşması bize bir ‘hafıza defteri’ armağan ediyor.

Teşvikiye’den Çukurcuma’ya uzanan ‘unutulmuş İstanbul’ portresi de Ben Hopkins’in “Hasret”inden (“Yearning”, 2015) daha olgun bir yaklaşımla karşımıza çıkarılıyor. “Hatıraların Masumiyeti”, İstanbul’un geçmişi ve bugününü ele alırken, 1970’li 1980’li yıllarda yaşanan hikayenin parçalarının ve objelerini iç içe geçiren şiir gibi bir belgesel.

ŞEHRİN UNUTULAN GÜZELLİKLERİNİ GÖZLEMLEME SANATI

Gee ile Pamuk’un birlikteliğinde Pamuk’un şehrin çeşitli yerlerine yerleştirilen ve genel planla alınan ‘TV’deki konuşmalar’ı da şık bir video enstalasyonu izlenimi bırakıyor. İşitsel ve görsel açıdan, özellikle görüntü bindirme tekniğinden büyük destek alarak, yazılı ile sözlü olanın da bir araya geldiği ‘ikili karşıtlık’ aşamaları katmanlı hale geliyor. Jerry Chater’ın kurgusu çok iyi.

İstanbul’un, bir metropolün yıllara yayılan dönüşümüne dair yapılması gereken bir gözlem izliyor nihayetinde. Bu gözlem, Pamuk üzerinden hayatın unutulan güzelliklerini, kontrolden çıkan bir metropolün tarihi sokaklarını, Türkan Şoray’ı da kullanarak inceliyor. Belgeselde şiirsel durma, büyüleyici olmanın yolları, ne yaptığını bilen belgeselci Gee’nin olgun metotlarıyla mest ediyor. “Hatıraların Masumiyeti”, toplumsal ve kültürel yapının dünü ve bugünü üzerine alışkanlıklar, zaaflar, eşyalar ve fotoğrafların bir dışavurumu, bir aynası gibi.

FİLMİN NOTU: 7.2

Künye:

Hatıraların Masumiyeti (Innocence of Memories)

Yönetmen: Grant Gee

Oyuncular: Orhan Pamuk

Süre: 97 dk.

Yapım Yılı: 2016