Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

Steven Spielberg’ün hayal fabrikasının taptaze ürünü “The BFG”, ‘dost canlısı bir dev’i tanıtıyor, onun izinde bizim bir peri masalı filminin kapılarını aralamamızı istiyor. Devamı gelir mi bilinmez, ama bu kez ‘içindeki yaramaz çocuk’u öne çıkarıyor yönetmen. Roald Dahl’ın edebi katkısıyla akılda kalacak bir canavar daha armağan ediyor yedinci sanata... Film bugünden itibaren sinemalarda izlenebilir.

Yeni Hollywood’un önemli figürlerinden Spielberg, şüphesiz ki ‘siyasi/tarihi filmleri’ ve ‘B-tipinde alışkanlık yaratanları A sınıfına transfer eden tür filmleri’ ile kariyerini iki kola ayırmıştır. 70’lerden bu yana da ‘mesaj kaygısı’nı veya ‘çocuksu tarafı’nı açığa çıkaran filmler çekmiştir.

Bunlardan gerçek olaylara ve romanlara sırtını yaslayan ilki için “Mor Yıllar” (“The Color Purple”, 1985), “Güneş İmparatorluğu” (“Empire of the Sun”, 1987), “Schindler’in Listesi” (“Schindler’s List”, 1993) ve “Münih” (“Munich”, 2005) bir çırpıda akla gelir. Hayal fabrikasına ürünler arayan ikincisinde ise ‘Indiana Jones’ ve ‘Jurassic Park’ serilerinin yanında “Jaws” (1975), “Tehlikeli İlişkiler” (“Close Encounters of the Third Kind”, 1977), “E.T.” (1982) ile “Azınlık Raporu” (“Minority Report”, 2002) da el üstünde tutulur. Bu konuda sadece ‘yapımcı imzası’ da etkili olmuştur.

SPIELBERG’ÜN ‘YARATIK/CANAVAR’ YARATIMLARI KALICIDIR

Ama bunların en önemli tarafı yaratılan canavar, yaratık ya da ötekinin ebadı ve profesyonel efektlerle sunuluş şeklidir. “Jurassic Park” bu alanda özellikli bir modern klasiktir. 1920’lerden bu yana hep camp (bilinçli bayağılık estetiği) efektlere mahkum kalmış dinozorları Disneyland’in tema parkı mantığıyla sarmak dahicedir. Onları doğal ortamından çıkartıp ‘düşman’ haline getirmek de değerli bir ‘hayal fabrikası’ etkisi yaratmıştır.

Bunun yanında köpekbalığını ürkütücü, uzaylı yaratığı dostane, yapay zekalı bir robotu insani hale getirmek de onun kalemi olmuştur. Spielberg başka bir geleneğe sahiptir. Yedinci sanata ‘motif’ ya da ‘imge’ armağan etmiştir çokça. Ama ‘Peter Pan’in fark yaratan uyarlaması “Kanca” (“Hook”, 1991) dışında net olarak bir ‘peri masalı filmi’ çekmemiştir. Fantastik aşk filmi “Daima” (“Always”, 1989) belki bu konuda akrabalık kurulabilecek yegane örnektir.

İKİNCİ PERİ MASALI FİLMİNDE ‘DOST CANLISI DEV’ VAR

Yönetmen fantastiğin ‘peri masalı filmi’ alt türüne ikinci kez el atıyor. ‘Peter Pan’den sonra Roald Dahl’ın uyarlanması zor kitabını perdeye taşımak istemiş. Bütçe ise 100 milyon doların üzerinde. Açıkçası sinemada ‘devler’, fantastik dünyaların yan öğesi olarak karşımıza çıkmıştır. ‘Eli yüzü düzgün ve büyük bütçeli fantezi-epik’ örneği “Dev Avcısı Jack” (“Jack the Giant Slayer”, 2013) dışında iz bırakabilecek bir yedinci sanat temsili görmemiştir.

Bu sebeple Spielberg’ün “The BFG” ile ‘dost canlısı büyük dev’ tanımıyla ilişki kurması dikkat çekiyor. En azından yine hayalleri gerçekleştirmek hedef… Dahl ise ‘Charlie’nin Çikolata Fabrikası’ (1971, 2005), “Cadılar” (“The Witches”, 1990), “Matilda” (1995), “Dev Şeftali” (“James and the Giant Peach”, 1996), “Yaman Tilki” (“Fantastic Mr. Fox”, 2012) gibi ilginç uyarlamalarıyla dikkat çekti. Çocuklara ilginç büyük düşmanlar yaratmasıyla biliniyor. Burada da aslında evlere giren bir devin izinde bizi edebi değeri yüksek bir hayaller ülkesine götürüyor.

‘E.T.’, ‘NICHOLAS NICKELBY’ VE ‘GULLIVER’İN GEZİLERİ’ ETKİLERİ

‘Alice Harikalar Diyarında’ ile akraba bu evrenin Charles Dickens’ın ‘Nicholas Nickelby’si ile Jonathan Swift’in ‘Gulliver’in Gezileri’ni birleştirmiş izlenimi bıraktığı söylenebilir. Kız-canavar ilişkisi bu kaynaktan Spielberg’in sayısız çocuk macerasına katılıyor. BFG bu dünyada ‘cüce’ yerine de konarak aslında arka plana itiliyor, hor görülüyor. Ama Sophie’nin (Ruby Barnhill) bu sevgi dolu tiplemeyi kraliçenin karşısına çıkarması şaşırtmıyor.

Dış tehdit olarak görülüp Buckingnam Sarayı’na kadar gelen bir ‘yaratık’a tekabül ediyor önce. Açıkçası bu noktada 1991’de tiyatro, 1989’de çizgi film uyarlaması gören kaynağı Spielberg eline alıyor. ‘Close Encounters of the Third Kind’daki uzaylılar ve ‘E.T.’ gibi sevecen bir mahluk yaratmayı kafaya koyuyor. Açıkçası peri masalı filmlerinin sömürüldüğü, fantastik alt türlerinin pek iyi sonuç vermediği, kendini tekrar ettiği günlerde film ilaç gibi geliyor.

FİNAL CİDDİYE ALINIRSA SIKINTILI

‘Harry Potter’ gibi İngiliz kökenli alt tür ürünleriyle akrabalık kuruyor. Hatta çok ileri gidersek: ‘Harry Potter’ın üvey ablası, E.T. ile devler diyarında buluşuyor’ denebilir. Ama tüm bu formüle kafa yorma hamlelerine karşın, saraydan final sekansına uzanan bölümün senaryoda ne işe yaradığı tartışılır. Bu kısım, meselesiyle fazlasıyla milliyetçi ve emperyalist sulara götürüp üstelik ‘yamama’ da duruyor. Spielberg’in her zaman eleştirilen siyasi bakışı devreye giriyor. Ama filmin ‘live action’ olarak görsel efekt teknolojisiyle ‘dev canavarlar’ın öteki tarafta bir ‘kötü adam’a dönüştüğü, Godzilla, King Kong olduğu bir evrende ‘yaratıcı’ durduğu söylenebilir.

Belki de uzaylı istilası filmlerinin yaptığını peri masalı filmine uyarladığı söylenebilir. ‘Üvey baba-küçük kız ilişkisi’ bu açıdan incelenesi duruyor. İngiltere’de yetimhanede kalıp, Oliver Twist’le, Nicholas Nickelby ile bağ kuran yetim ana karakterin yaşadıkları da bize tesir ediyor. Mark Rylance ve Jeaime Clement’ın devler diyarında seslendirdiği tipler de çok karizmatik. “The BFG”, yönetmenin vasat filmler (bkz. “Terminal”, “Lincoln”, “Sıkıysa Yakala”) çekerek ismini eskitmeye başladığı günlerde önemli bir kazanç. Hem matrak hem yaratıcı hem de ciddi olabilen bir Spielberg ürünü.

FİLMİN NOTU: 6.2

Künye:

The BFG

Yönetmen: Steven Spielberg

Oyuncular: Ruby Barnhill, Rebecca Hall, Mark Rylance, Jemaine Clement, Rafe Spall

Süre: 117 dk.

Yapım yılı: 2016