Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

22 TEMMUZ FİLMLERİ

2015’te Venedik’te Altın Aslan için yarışan “Hatırla”, formda bir Atom Egoyan filmi olmasa da, siyasi söylemini yerine ulaştırmayı beceriyor. İntikam olgusuna Nazi kampı odaklı bakışı, bilinçaltı/hafıza kaybı yorumu ve Plummer’ın performansıyla hatırlanacak. Ama yönetmenin sinemasal düşüşü, duraklama dönemi sürüyor.

Kanada sinemasının deneyimli yönetmeni Atom Egoyan, büyük oranda Orson Welles’in “Yurttaş Kane”i (“Citizen Kane”, 1941) misali detaylı cinayet araştırmalarının üzerine bir kariyer inşa etmiştir. Bu ‘whodunit’ omurgalı ve gizemli senaryolar, farklı bakış açılarını yansıtıp meselenin vicdani, ahlaki, sosyolojik ve insani boyutunu ele alırken işin içine ‘dram’ enjekte ederler. Buna paralel olarak “Başka Bir Dünya” (“The Sweet Hereafter”, 1997), “Exotica” (1994), “Gerçeğin Ötesinde” (“Where the Truth Lies”, 2005), “Tapınma” (“Adoration”, 2008) gibi kalıcı filmler çıkmıştır.

EGOYAN MODELİNİ İNKAR EDİP SİYASETE YÜKLENİYOR

Yönetmen döneme uyum sağlamasını da bilmiştir. 2008 tarihli “Tapınma”da bir yalan haberin internette nasıl baş belasına dönüşebileceğini bambaşka tanıkların gözünden önümüze sermiştir. Ama o günden bu yana rejisör ya miadını doldurduğunu, ya da o modelden uzaklaştığını ispatlama peşinde gibi... “Şeytanın Düğümü” (“The Devil’s Knot”, 2013) gibi denemelerde kendi kimliğini ‘yama bir öğe’ye dönüştürüp eksen kayması yaşadığı görülebiliyor. “Büyük Hata”da (“Chloe”, 2009) Chabrol-Hitchcock arası bir ‘psikolojik-gerilim’e odaklanıp “Felicia’nın Yolculuğu”yla (“Felicia’s Journey”, 1999) akrabalık kurabiliyor.

“Hatırla” (“Remember”, 2015), kara filmin başka bir alt türüne sapma eğilimini gösteriyor. Ama yönetmenin ‘noir’ omurgalı lezzetli cinayet araştırmalarından birine dönüşmüyor. Aksine Nazi kamplarındaki acılara tanıklık eden, bugünlerde ise 80’lerine gelen, duygusal açıdan sömürüye açık Zev’in arayışını ele alıyor. Onun huzurevinden sokaklara çıkmasıyla, aslında bunama, hafıza kaybı ya da Alzheimer ile ilgili, 2. Dünya Savaşı arka planlı bir intikam filmi (vigilante film) devreye giriyor.

YÖNETMENİN YIPRANMIŞLIĞI HİSSEDİLİYOR

Sıfır flashback filme zarar veriyor mu bilinmez. Ama yönetmenin 25 senedir çalıştığı, modern sinema etkili mat renkleriyle bilinen görüntü yönetmeni Paul Sarossy, dijitale alışamadığından mı, TV piyasasına kaydığından mı bilinmez ama sinematografik kaliteyi düşürüyor. Oscar’lı Mychael Danna’nın onu bastıran etkili besteleri ise gerilimi tetikliyor. Kurgucu Christopher Donaldson akıcı bir anlatıya destek vermek için çabalasa da, bunu nasıl bir görsel ahenk için kullanıyor tartışılır.

Böylece “Kayıp Çocuk” (“The Captive”, 2014) ve “Şeytanın Düğümü” ile ‘kaybolan çocuk’ meselesine el atıp ‘şefkatli baba’ tarafını açığa çıkaran Egoyan’ın düşüşü perçinleniyor. Yönetmen hiçbir zaman görsel açıdan gösterişli işlere imza atmaz, senaryolarıyla, dramatik yapılardaki ahlaki çöküntüyü, vicdani çalkantıları, yabancılaşmayı ele alan metinlerle öne çıkar. Ama burada senaryoyu bırakması iyi olmamış. Kanada sinemasında ses getirmiş Mısır doğumlu rejisör, henüz 55’inde olmasına karşın yıpranmışlığını hissettiriyor.

PLUMMER VE FİNAL ETKİLİ

Christopher Plummer iyi oynasa da, ekrana sığmamış, senaryonun bir parçası olamamış gibi. Onun bütün evlerde Nazi avına çıkması ise yakın planların abartısı bir yana, hiçbir gizem içermiyor. Hatta Ganz ve Landau dışındaki oyuncular da inandırıcı gelmiyor. Finaldeki TV özensizliğini hatırlatan abartılı makyaja hiç girmeyelim.

Egoyan, “Hatırla”da, ‘Nazi Almanya’sı’na belki de olabilecek en ters noktadan bakıyor. İntikam olgusuna yaklaşımı, ‘vigilante film’i yorumlama şekli sinema muhabbetlerine konu olacaktır. Finaldeki sürpriz dönüşle ‘psikolojik açıdan sorunlu’ tarafı belirleyerek Yahudi-Hıristiyan, faşist komutan-masum mahkum ilişkisine dair incelenesi katmanlar açıyor.

Filmin söylemi, siyaseti, Nazi kamplarıyla ilgili söyledikleri ve yaptığı deneme hatırlanacak. Ama yorgun düşmüş Egoyan’ın kameraya ve oyuncu yönetimine yaklaşımı hiç de iç açıcı değil. Dramatik akışta ise ‘incelikli’ olmayı hedef belirlemek, bir yaş grubunu mercek altına alma arzusunu sömürüye kaydırıyor zaman zaman. Yönetmen burada “Ararat” (2002) örneğinde görüldüğü üzere ‘siyasi damar’a yüklenince sinemasının kontrolünü kaybetmiş.

FİLMİN NOTU: 5

Künye:

Hatırla (Remember)

Yönetmen: Atom Egoyan                                                  

Oyuncular: Christopher Plummer, Martin Landau, Bruno Ganz, Jürgen Prochnow, Kim Roberts

Süre: 90 dk.

Yapım yılı: 2015

IŞIKLAR SÖNSE DE FARK ETMEZ

Yan bölüm “Annabelle” ve çöp “Şeytani Ruhlar”ın (“The Demonic”) ardından bir ‘James Wan yapımı’ ticari ürün daha düş kırıklığı yaratıyor. “Işıklar Sönünce”, yaratıcı fikri, arka planındaki tedirgin edici kısa filmi ve anne-kız için nokta atışı oyuncu tercihlerini iyi değerlendiremiyor. David F. Sandberg, Wan’ın reji becerisini mumla aratıyor.

‘Tekinsiz varlıklar’la kafayı bozan James Wan’ın yeni milenyumun korku-gerilim sinemasında ulaştığı statüye kimse itiraz edemez. Ancak onun ‘yapımcı’ imzasını sırf ‘marka’ olsun diye ‘göstermelik’ olarak taşıyan işleri de eleştirmek hakkımız. Ne zaman bir korku yaratıcısı ekol haline gelse karşımıza çıkan ‘sömürme’ ya da ‘etinden sütünden faydalanma’ durumu onun için de var. “Işıklar Sönünce” (“Lights Out”), yönetmen David F. Sandberg’in mi, yoksa senarist Eric Heisserer’in mi filmi tartışılır.

‘RUH’ AŞKI YERİNİ BOŞ BİR ‘KARALTI’YA BIRAKIYOR

Zira ilkinin 2013’te üç dakikalık zeki bir kısa filme imza atarak, ışıklar sönünce gölgesiyle beliren korkutucu bir ‘karaltı’yı bize tanıttığı ve dikkat çektiği tartışmasız. Ama yine aynı yöntemle üreyen Avustralya mamulü “Karabasan”da (“The Babadook”, 2014) gördüğümüz ilk film yaratıcılığı canlanmıyor burada. Aksine sinemaya uyum sağlayamamış görüntü yönetmeni korku dünyasının içine dahi giremeden saf renkleri kurtarmaya çalışıyor. Kendi şovunu yaparak ‘uyum kesmesi’yle dikkat çekme peşindeki kurgu ekibi ve yeri geldiğinde gaza basabilen besteci ise öylesine takılıyor gibi.

Burada Wan’ın ‘Ruhlar Bölgesi’ (‘Insidious’) ve ‘Korku Seansı’nı (‘The Conjuring’) kalkındıran retro dokusu ‘tercihen’ olmayabilir. Ama ellerinden duruşuna kadar her yönüyle ürpertici olabilecek bir öteki böyle mi yansıtılmalıydı? Işıklar sönünce bile korkmuyorsak filme nasıl konsantre olabiliriz? Üstüne üstlük “Işıklar Sönünce”nin en büyük sıkıntılarından biri de ‘doğaüstü yaratık’ı Wan’ın damak tadına uygun bir ‘ruh’ olarak tanıtmaması. Meseleyi klişe bir masum çocuk üzerinden hayalet/perili ev filmine çevirmesi.

BU FORMÜLDE VASATIN ALTINDA KALMAK DA BECERİ

Bu sebeple de ‘Korku Seansı’nın olgun rejisi ve “Ruhlar Bölgesi”nin (“Insidious”, 2010) başyapıt getiren fikri bu filme hiçbir şekilde yol göstermiyor. Onları bıraktık “Darkness” (2002), “Karabasan” (“Boogeyman”, 2005), “Davetsiz Misafirler” (“Intruders”, 2011) gibi ‘karanlık korkusu’na yüklenen vasat güncel denemelerin seviyesini bile arıyoruz. Bunlarda en azından ‘öteki efekti’ yerli yerindeydi. Burada ise her şey set günlerini azaltarak aceleye getirilmiş gibi. “Mama”nın (2013) kısadan uzuna taşınma konusundaki özenini hiçbir şekilde göremiyoruz.

Birbirlerine benzeyen Maria Bello ile Teresa Palmer’ın ‘anne-kız’ için seçilirken yapılan oyuncu tercihleri filmin tek doğru tarafı belki de. Uzun metrajı kaldıramayan yönetmen, ce yapan efektlerden uzak durmayı fazla abartmış. “Son Durak 5” (“Final Destination 5”, 2011), “Elm Sokağında Kabus” (“A Nightmare on Elm Street”, 2010), “Şey” (“The Thing”, 2015) gibi seri üretimlere imza atan senarist Heisserer ise filmi kendi mamulü olarak sahiplenmiş olabilir. Ama bir uyumsuzluk var. Belli ki Wan, yönetmeni ve projeyi fazla kendi haline bırakmış. Taze izlediğimiz “Korku Seansı 2”nin (“The Conjuring”, 2016) bile standardı yok burada. “Şeytani Ruhlar”dan sonra onun adını taşıyan en zayıf korku ürünüyle yüzleşiyoruz.

FİLMİN NOTU: 3

Künye:

Işıklar Sönünce (Lights Out)

Yönetmen: David F. Sandberg

Oyuncular: Teresa Palmer, Gabriel Bateman, Maria Bello, Billy Burke, Alexander DiPersia

Süre: 81 dk.

Yapım yılı: 2016

KEREM AKÇA’NIN VİZYON FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU

Alamet-i Kıyamet: Tarikat: 4.5

Alis Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden: 3.1

Ammar 2: Cin İstilası: 3.8

Ana Yurdu: 5.6

Arama Moturu: 3.6

Arınma Gecesi: Seçim Yılı (The Purge: Election Year): 5

Aşk Uğruna (Equals): 5.4

Babaannem: 2.2

Bekleyiş (L’attesa): 4.2

Belgica: 4.5

Ben Salvador Değilim: 1.9

Benim Çılgın Düğünüm 2 (My Big Fat Greek Wedding 2): 2.5

Bin Başlı Canavar: 5.7

Bir Kadın + Bir Erkek (Un + Une): 5.1

Denizdeki Ateş (Fuocoammare): 5

Emicem Hospital: 4.5

Evrim (Evolution): 8.1

Fırtınalı Hayatlar (Genius): 6.7

Frekans (Cell): 2.5

Hitchcock/Truffaut: 7.3

Hitler’e Suikast (Elser): 3.5

İnatçılar (Hrutar): 5.1

Kim Kadın Kim Koca (Ki and Ka): 1.8

Korku Seansı 2 (The Conjuring 2): 5.5

Kördüğüm (Maggie’s Plan): 3.8

Kurtuluş Günü: Yeni Tehdit (Independence Day: Resurgence): 5.1

Lanetli Çocuk (The Boy): 6.1

Merkezi İstihbarat (Central Intelligence): 2.6

Midnight Special: 5.8

Mike ve Dave: Ah Bir Sevgili Yapsak (Mike and Dave Needs Wedding Dates): 4.3

Muna: 2.5

Ninja Kaplumbağalar: Gölgelerin İçinden: 5

Özel Kargo (Precious Cargo): 1.9

Para Tuzağı (Money Monster): 5.5

Sen Benimsin (A Bigger Splash): 3.5

Senden Önce Ben (Me Before You): 3

Sihirbazlar Çetesi 2 (Now You See Me 2): 3.6

Simülasyon (The Call Up): 4

Soygun (Braqueurs): 5

Siyahın Elli Tonu (Fifty Shades of Black): 4.6

Sultan: 4.9

Şeytanın Çocukları: El-Ebyaz: 3.5

Şimdi Nereyi İşgal Edelim? (Where to Invade Next?): 6.7

Tarzan Efsanesi (The Legend of Tarzan): 6.3

The BFG: 6.1

Üç Harfliler 3: Kara Büyü: 2.7

X-Men: Apocalypse: 5.4

Ve Panayır Köyden Gider: 4.5

Vurgun (The Trust): 3

Warcraft: 6

Zootropolis: Hayvanlar Şehri (Zootopia): 6.2

Not: Yıldızlar, 10 üzerinden verilmektedir.