Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

KEREM AKÇA / keremakcahaberturk.com

2012’de Bingazi’de yaşanan gerçek olayı ‘politik aksiyon’ damarıyla perdeye taşımak isteyen bir Michael Bay filmi… Yönetmenin siyasi açıdan en yanlış eserlerinden biriyle yüzleşirken, oyunculara da anlam veremiyoruz. Sinematografi-kurgu uyumuyla yakalanan hikaye anlatma becerisi ise karşı tarafın zombi, uzaylı veya bilgisayar oyunu kötüsü yerine konmasıyla devre dışı kalıyor. Bizde vizyona girmeyen “13 Saat: Bingazi’nin Gizli Askerleri”nin DVD’si satışa çıktı.

1995’ten bu yana blockbuster’larıyla bilinen Michael Bay, genelde yaşanmış olaylardan uzak duran bir sinemacıdır. Ne zaman siyasi bir meseleye, tarihsel bir gerçekliğe el atmaya kalksa tökezler. Politik açıdan yanlış sulara girerken, milliyetçi, şovenist ve emperyalist damarına hakim olamayabilir. Kahramanlık söylemleri eşliğinde akan “Pearl Harbor” (2001) ve “Armageddon” (1998) ‘propaganda filmi’ne yakın işlerdi.

GECE SAHNELERİNDEKİ IŞIK KULLANIMI ÇOK ÖZENLİ

“13 Saat: Bingazi’nin Gizli Askerleri” (“13 Hours: The Secret Soldiers of Bengazi”, 2016) bu riski taşıyor. 11 Eylül 2012’de Libya’nın Bingazi şehrinde yaşanan çarpışmayı, İŞİD’le bağlantılı terörist saldırıyı ve bunun sonucunda cephede ölen Amerikan askerlerini merceğine alıyor. CIA’in gönderdiği bu altı kişinin, bir bölgeyi korumak isterken, 11 Eylül 2001 saldırılarını TV’de seyredip hatırladıktan sonra yaşadığı kanlı olayları merkeze yerleştiriyor.

Bunun çevresi de aslında dakika ve saat geçişleriyle araya giren ‘ara yazılar’la bir dile oturtuluyor. Mitchell Zuckoff’un 2014’te yazdığı kitaptan faydalanılmış. Filme gerçeklikten bağımsız bakarsak Michael Bay, “Collateral”la (2004) bilinen Oscar’lı görüntü yönetmeni Dion Beebe’den iyi faydalanmış. Çoğu karanlık duran gece sahnelerinin, bolca yapay ışıkla desteklenmesi sayesinde koyu renklerin ‘gerilla usulü aksiyon’a gösteriş kattığı söylenebilir. Pietro Scalia’nın deneyiminden beslenen üç kişilik kurgu ekibi de sıçramalı kurguyu zekice kullanarak bu damara bir ‘politik gerçeklik’ ilave ediyor.

DÜŞMANLAR BİLİNÇLİ OLARAK GÖSTERİLMİYOR

Ama mesele bu görsel yapıyı zorla 138 dakikaya çekip siyasi bir söylem belirlemede kopmuş. Film, “Ölümcül Tuzak”ın (“The Hurt Locker”, 2008) Oscar’ı ile furyaya dönüşen ‘el-omuz kamerasıyla savaş filmi/Ortadoğu cephesinde geçen film çekme’ geleneğinin peşine takılıyor. “Yeşil Bölge”nın (“Green Zone”, 2010) ‘başarı’sını yakalayamıyor. Sanki bu eğilimde ‘Kuzey Afrika’daki İslamcı bir bölgeyi hedef alıyor, ama bunu yaparken karşı tarafı düşünmüyor hiç. Bay, karakterlerin yanında dururken veya omzunda dolaşırken orta ve yakın planları iyi kullanıyor. Fakat düşmanlar söz konusu olduğunda bir ‘muğlaklık’, ‘ateş açan hedefi saklama’ arayışı devreye giriyor. “Keskin Nişancı” (“American Sniper”, 2014), “Son Kalan” (“Lone Survivor”, 2013) gibi bu konuda Müslümanları hiçe sayan güncel denemelerle akrabalık kuruyor.

Araya sokulan “Zombieland” (2009), “2012” (2009) gibi güldürme hedefli sözlü göndermeler de anlamsız bir noktaya gidiyor. Libya halkını tanıtmak söz konusu olduğunda ise oryantalist bir cami ve ezan sesiyle sınırlı kalıyoruz. Bay’den beklediğimiz elbette alışık olduğumuz milliyetçi politikalarına yakışan ötekileştirici tavır...

BİLGİSAYAR OYUNU MU, ZOMBİ İSTİLASI MI?

Film, Greengrass’ın da katkısıyla siyasi sinemada artan el-omuz kamerasına yüklenme eğilimini yansıtıyor. Bu konuda görsel açıdan dahiyane bir iş çıkarmasa da es vermiyor. Ama bunun etrafını sararken yaptığı uygulamalarla ‘bilgisayar oyunu’, ‘zombi filmi’ veya ‘uzaylı istilası’na daha yakın hareket ediyor.

“13 Saat: Bingazi’nin Gizli Askerleri”ni tüketirken “28 Gün Sonra”nın (“28 Days Later”, 2002) vasat üçüncü bölümünü, “Dünya İstilası: Los Angeles Savaşı”nın (“Battle of Los Angeles”, 2011) daha renkli versiyonunu veya kanlı bir ‘Hitman’ uyarlamasını izleyip izlemediğimizi çözemezken, yer yer kendimizi ‘Call of Duty’ oynarken de buluyoruz. Gerçek bilgilerin yazılarla sınırlı kalması, bir saygısızlığa, siyasi sorumsuzluğa ve zaman-mekan uyumsuzluğuna yol açıyor.

TRANSFORMERS’ DAHA DÜRÜSTTÜ

İster istemez de İslamofobi devreye giriyor. ‘Ortadoğu’da Müslümanlardan neler çektik’ söylemi en bariz haliyle Afrika kıtasına transfer ediliyor. Nefret söylemi yayılacak topraklar artıyor. Açıkçası “Camp X-Ray”le (2014) ABD’ye mantıklı bir transfer gerçekleştiren Peyman Moaadi’nin karşı tarafta ne yaptığını biz de çözemedik. John Krasinki’nin girişteki gülümsetme denemesi haricinde miğferiyle niye yüzünü kapattığını ise anlamak güç. Mimiklerini kullanma becerisinden uzak kalmasını ona kim söylemiş olabilir?

Sözlü göndermeler de fayda etmeyince, Oscar potansiyeli getiren uzun süresi daha da anlamsızlaşan  “13 Saat: Bingazi’nin Gizli Askerleri”, politik açıdan yanlış Bay projeleri arasında nadide bir yere oturuyor. ‘Transformers’ serisiyle gerçek hikayeyi karıştırmış bir sinemacının vizyonsuzluğunu, düşüncesizliğini görüyoruz. Elbette bu durum ‘politik aksiyon’un ya da ‘terör aksiyonu’nun altını doldurmuyor, aksine ‘gösteriş budalası’ kavramına yaklaşmasını sağlıyor. Bu alanda eylemde bulunan “Labirent” (2011) bile daha tutarlıydı. “13 Saat: Bingazi’nin Gizli Askerleri”, şüphesiz Michael Bay’in en zayıf işlerinden. ‘Politika için sanat’ iddiası bir kez daha yaramamış yetenekli Hollywood zanaatkarına…

FİLMİN NOTU: 4.5

KÜNYE

13 Saat: Bingazi’nin Gizli Askerleri (13 Hours: The Secret Soldiers of Bengazi)

Yönetmen: Michael Bay

Oyuncular: James Badge Dale, John Krasinki, Pablo Schreiber, David Denman, Dominic Fumusa, Peyman Moaadi, Max Martini

Süre: 138 dk

Yıl: 2016

KEREM AKÇA’NIN YENİ ÇIKAN DVD’LERDEN ÖNERİLERİ

1-Galaksinin Koruyucuları (Guardians of the Galaxy)

2-Ters Yüz (Inside Out)

3-Abluka

4-Kötü Kedi Şerafettin

5-Geçmişten Kalan (Time Out of Mind)

6-Saul’un Oğlu (Saul Fia)

7-The Lobster

8-Sihirli Orman (Into the Woods)

9-Joy

10-The Hateful Eight

11-6 Süper Kahraman (Big Hero 6)

12-Deadpool

13-Diriliş (The Revenant)

14-Miles Ahead

15-Çocuk ve Canavar (Bakemono No Ko)