Şenay TANRIVERMİŞ / HABERTURK.COM

Eline diplomasını veya sertifikasını alan yani eğitim süresini dolduran kişi oyuncu mudur?

Diplomalarımızda ve sertifikalarımızda öyle yazıyor bildiğim kadarıyla.

Çok kuvvetli torpille, hatırlı kişilerle, güçlü bağlantılarla ya da Allah’ın ‘yürü ya kulum’ tarzı anlaşılmaz şansıyla iyi oyuncu olunur mu?

Çalışmadığım yerlerden soruyorsunuz.

İçli içli şarkı söyleyen, bağıra bağıra şiir okuyan, dans eden bir de üstüne iyi taklit yapan kişi oyuncu mudur? Atletizm seçmeleri gibi net kriterleri var mı ya da olmalı mı?

Bilmem, oyuncu mudur?

Oyuncu bedeni kadar mı gösterebilir kendini? En güçlü malzemesi ya da malzemeleri nelerdir? Örneğin öne çıkmak için çok güzel, çok çirkin, çok kısa ya da illa ki çok dikkat çeken bedensel bir özelliği mi olmalıdır?

Niye öne çıkıyoruz? Ne yapacağız önde

Dayatılan estetik normlar oyuncunun alanını daraltmıyor mu? En azından bedenini belli ölçülerde tutma kaygısı ruhunu daraltmıyor mu?

‘Tiyatro safra tutmaz’ derdi eskiler…

Oyuncunun sahnede doğallık kazanması için çok çalışması gerekiyorsa kendi doğallığı ölmüyor mu? Ya da en azından hasar almıyor mu?

Doğallığı sahnede ne yapacak ki o kadar çalışıyor?

Canlandırdığınız karakterlerin içinde kaybolma veya karaktere öykünme, altında ezilme, üstünde tepinme gibi anlarınız oluyor mu?

Karakter bana misafir gelir, ben onu elimden gelen en iyi biçimde ağırlarım, sonra da güzel güzel uğurlarım…

Tamamen kendinizden çıkmak mümkün mü? Bedenin sınırları aşılabilir mi, aşılırsa insan kendini şaşırır mı?

En acıklı sahnenin ortasında “oyundan sonra güzel bir şarap içelim,” diye düşünmek iyidir…

Bedeniniz nedeniyle kazandığınız ya da kaybettiğiniz roller oldu mu? Eğer öyleyse bu iki türlü de haksızlık değil mi?

Rolü kazanmak ya da kaybetmek derken?

Size zarar veren bir karakter canlandırdınız mı hiç? Karakterden çıkıp Ayşe Selen’e döndükten sonra sizi üzmeye, hırpalamaya ve içinizde çalışmaya, çarpışmaya devam eden birini canlandırdınız mı?

Üç cevap öncesine bakınız…

Oyunculuk teknikleri değişiyor mu? Değişen bedenin ve ruhun sonsuz keşfine dair kurslar, seminerler ve kişisel gelişim kitapları zaten var olan oyunculuk eğitiminin popülerleşmesi midir? Yoksa bambaşka mevzular mı bunlar?

Tamamen ‘duygusal’ olabiliyor bu mevzular, dolayısıyla beni aşar…

Son derece yetenekli olduğu halde tanınmayan oyuncular başarısız mı sayılır? Oyuncunun başarısı nasıl ölçülür, ölçülür mü?

Istanbul/Anadolu Hisarı’nda bir sokakta ‘Metroloji Okulu’ diye bir tabela asılı, bence bu soruyu alıp oraya gidelim hep beraber...

Türkiye oyuncu için nasıl bir cennet ve cehennem sunuyor?

Ben her daim arafta olduğum için pek bilemiyorum…

Bir akademisyen oyuncu olarak tiyatromuzun en güçlü ve en zayıf noktalarını nasıl değerlendirirsiniz?

Akademiyle uygulamanın birbirinden kopukluğu her iki tarafı da zayıflatıyor zannımca…

Oyuncu sahne dışında toplumsal olaylar karşısında da performans göstermeli midir? Var mıdır böyle bir vazifesi?

Neden bir pazarcıdan, bir tuhafiyeciden, bir laboranttan farklı şeylerle vazifelendirilsin ki bir oyuncu?

İyi oyuncu her rolü oynayan mı, kendi vizyon ve misyonuna göre rol seçen midir? Seçme ve seçilme kriterleri neler olmalıdır?

Ben kavun, karpuz seçmesini beceremem, nerede kaldı rol seçmek…Ayrıca herkesin seçme ve seçilme hakkı olmalıdır…