Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Hırvat piyanist Ivo Pogorelich geçen hafta önce Ankara’da sonra da İstanbul’da konser verdi. İstanbul’a gelir gelmez yakın dostu Mersad Berber’in Pera Müzesi’ndeki sergisini izlemeye gitti. Biz de peşinden...

Pera Müzesi’ne girer girmez, insanlardan kaçıp hızlı adımlarla üçüncü kata çıkarak, Bosnalı ressam Mersad Berber’in sergisini gezmeye başladı. Biz de hemen peşinden gittik. Sahnede frakla görmeye alıştığım piyanist Ivo Pogorelich oduncu gömleği ve sırt çantasıyla karşımdaydı. Nasıl heybetli, delici bakışlar atan ve bir o kadar da umursamaz davranan biriydi! Belli ki bu tavrı aniden etrafında beliren kalabalıktandı. Birden Berber’in bir tablosunun karşısında durup bizlere anlatmaya başladı “Ne büyük yetenek, bir de inanılmaz güçlüydü. Onunla el sıkışmak benim için çok tehlikeliydi. Her el sıkışımızda parmaklarımın önemli olduğunu, elimi çok sıkmaması gerektiğini söylerdim ama nafile! Ama sonunda anlamıştı” deyip gülümsedi. Durdu arkasındakilere dönüp şöyle dedi: “Saatlerce çizerdi, hiç bıkmadan...”

‘KARISI ÖLÜNCE KENDİSİNDEN UZAKLAŞTI’
Pogorelich 20’li yaşlarındayken büyük hayranlık duyduğu Mersad Berber’e sürekli haber yolluyormuş. Bir gün Berber onu Dubrovnik’teki evlerine davet edince eşiyle gitmiş, gidiş o gidiş... O kadar yakın arkadaş olmuşlar ki Pogorelich ressamın yakınından bir ev bile almış. Bazen o çalar, Berber de resim yaparmış. O yüzden sergilenen bazı tabloların yapımını biliyor. Bazen durup bir resmin karşısında tanıdık birini görmüş gibi gülümsemesi o yüzden. Ressam Berber de son röportajlarından birinde “İlk Varşova başarısından hemen sonra piyanist Ivo bana geldi, o gün bugündür büyük arkadaşız. Çok yakındık ancak karısı Alise Keseradze’nin ölümünden sonra hem benden hem de kendisinden uzaklaştı. Bir daha Dubrovnik’i hiç ziyaret etmedi” diyor. Piyanist çok uzatmadan Berber’in tekniğinden ve çalışma prensibinden müze müdürü Özalp Birol’a söz etti, sergiyi çok beğendiğini söyledi. Fotoğraf çektirmek isteyenler olunca önce dudak büktü sonra da gönülsüz iki poz verdi. Rahat bırakılmak istiyordu, çok belliydi... Tam her şey yolundaydı ki yanına sokulup gazeteci olduğumu ve birkaç soru sormak istediğimi söyleyince, birden çenesini ve tek kaşını kaldırıp “Hızlı olun lütfen” dedi ve dört sorumu yanıtladı.

Berber’in sizin de resmettiği tablosunu ilk gördüğünüzde ne hissetmiştiniz?
Şey... Kesinlikle şaşırmıştım. 35 yıl önce muhteşem bir ressam olan Mersad Berber tarafından resmedilmek. Düşünebiliyor musunuz? Burada, İstanbul’da görünce de hoşuma gitti elbette. Otantik...

Sizi sergide görmek çok hoş ancak konserde sahneye çıkınca, piyanonun başındayken neler hissediyor, nasıl bir ruh haline bürünüyorsunuz?
(Gülümsüyor.) Piyanoya her zaman dostça yaklaşmaya çalışıyorum. Umut ediyorum ki öyledir. Hayatımın çok büyük bir bölümünü piyanoyla geçirdim ve hâlâ da keşfedemediğim şeyleri keşfetmeye çalışıyorum. Diyecek başka bir şeyim yok.

Size sürekli favori bestecilerinizin sorulması canınızı sıkıyor mu?
Soru sorulması çoğu zaman ancak favori bestekârım da yok, onlarca güzel eser var ve her biri kıymetli.

Bu akşam sahneye çıkacaksınız, İstanbul’da muazzam geniş bir kitleniz var...
Evet, ben de çok mutluyum. Bu mekânda ilk kez sahneye çıkacağım ancak İstanbul’a birçok kez geldim ve çok da seviyorum. Umarım her şey beklediğim gibi yolunda gider. Her neyse, dün de Ankara’daydım çok çok güzeldi, harika bir deneyimdi. Yine öyle olur umarım.

KULİS RİCASI, BAKLAVA
Akşam, Zorlu PSM’deki konserindeyse aynı ‘cool’ tavrını sahnede de gösterdi. Fakat piyano tuşlarına basmaya başladığı an kendini kaptırdı, hatta son bölümde onun hüznü dinleyicilere de geçti, birçok kişi gözyaşını tutamadı. Selamını verdi, kimseye bakmadan hızla kulisine gitti. Konser çıkışında konuşulanlara kulak kabarttım, herkes Pogorelich’in 1996’da kaybettiği karısının acısını hâlâ derinden hissettiğini söylüyordu. Berber’in dediği gibi o zamandan beri de insanlara karşı bir duvar örmüş. Bu yüzden herkesin anlattığı dışında pek bir şey öğrenememiştim onun hakkında, resmen kapalı bir kutu Pogorelich. Ben de müzede yakaladığım, Türkiye’ye geldiğinden beri kendisiyle vakit geçiren Mehmet Mestçi’ye nasıl vakit geçirmeyi tercih ettiğini sordum. Çok detaylara girmeden birkaç şey söyledi.

“Pogorelich İstanbul’a gelir gelmez yakın dostu ve ressam Mersad Berber’in sergisini görmek istedi. Sergiden çıktıktan sonra da çok duygulandı... Ayrıca Kariye ve Topkapı gibi İstanbul’un belli başlı müzelerini görmeyi dilediğini ve bunu en yakın zamanda gerçekleştirmek istediğini de sıklıkla söyledi.” Biraz da perde arkası diye ısrar edince Mestçi bu sefer birkaç şey söyledi. “Konser ve provalar dışında müzikten konuşmayı hiç tercih etmiyor. İstanbul’un dar sokaklarını çok seviyor. Bir de Türk yemeklerinin ve özellikle tatlılarının hayranı. Hatta Pogorelich’in ricası üzerine kulisine bir sürü baklava çeşitlerinden oluşan bir tabak hazırlandı.”

HT CUMARTESİ / ECE ULUSUM