BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Arada sırada köşemde Verba Seniorum’dan hikâyelere yer veriyorum. Verba Seniorum, İskenderiye’deki Sceta Manastırı’nda yaşayan ve Hıristiyanlığı ilk benimseyen keşişlerin hikâyelerini anlatan metinlerin toplandığı bir kitap. Bu kitap bizlere, komşularımızla nasıl birlikte yaşamamız gerektiğine dair de önemli dersler veriyor.

Kendimize düşeni yapmak
Genç adam çölü geçip sonunda kutsal Sceta Manastırı’na ulaştı. Orada başrahibin vaazına katılmak için izin istedi ve izin verildi. O öğleden sonra rahip, Kutsal Kalb’e ulaşmak için meditasyon yapmanın gerekliliğinden bahsetti. Ardından sessizliğin önemine değindi. Sonunda vaazı bittince de manastıra yeni gelmiş olan genç adamdan manastırın yakınlarındaki köye uzanan bir yol yapmak için yardım istedi. “Ama nasıl olur?” dedi genç adam. “Önemli olan buraya gelip dua etmek değil mi?” “Dua etmek önemlidir” diye cevap verdi başrahip; “Ama ellerinle çalışarak komşularınla iletişim kurmanın bir yolunu bulmayı başarırsan o zaman çok daha iyi dua edersin.”


Sınırlara saygı duymak
Sceta’nın keşişleri rahip Paulus önderliğinde bir araya toplandı: “Bugün oruca başlayacağız” dedi Paulus. “Ve bir meleğin görüntüsünü yakalayıncaya kadar da oruç tutmayı sürdüreceğiz.” Günler boyunca keşişler sadece su içip dua ettiler. Paulus’un sözleri onları o kadar heyecanlandırmıştı ki, hiçbiri açlık çekmedi, bitap düşmedi; taa ki, ilk haftanın sonunda yaşlı bir keşiş hastalanana kadar. Paulus yaşlı adamın böyle devam ederse öleceğini anlayınca orucu hemen sona erdirmeye karar verdi. İşte tam o anda grubun karşısında bir melek belirdi ve şöyle dedi: “Disiplin ve fedakârlığın ne demek olduğunu anlamanız önemli. Ama doğanın sınırlarını bilmek bundan çok daha önemli. İstediklerinize ulaşmak için bu sınırları aşmanıza gerek yoktur.”


Aslandan kaçmak
Aralarında büyük Nicerius’un da bulunduğu bir grup keşiş Mısır’ın çöllerinde yürüyordu
ki, karşılarında bir aslan belirdi. Korkmuş bir halde hepsi hızla oradan kaçtı. Bu olaydan yıllar sonra Nicerius ölüm döşeğinde yatarken bir keşiş ona bu olayı hatırlatıp kafasına takılan soruyu sordu: “Peder, çölde aslanla karşılaşmamızı hatırlıyor musunuz?” Nicerius başını ‘evet’ anlamında salladı. “Sizin korktuğunuzu gördüğüm tek an oydu” diye devam etti keşiş. “Ama ben aslandan korkmamıştım” diye cevapladı Nicerius. “Peki neden bizimle birlikte siz de kaçtınız?” “O anda, bir gün bir aslandan kaçmanın, hayatımın geri kalanında kibirden kaçmaktan daha iyi olacağını düşündüm.”


Tanrı’yı memnun etmek
Yeni yetişen bir keşiş Nicerius’a sordu: “Tanrı’yı mutlu etmek için ne yapmalıyım?” “Hz. İbrahim yabancıları kabul etti ve Tanrı buna memnun oldu. Hz. İlyas yabancıları sevmedi ve Tanrı bundan da memnun oldu. Hz. Davut yaptıklarından gurur duydu ve Tanrı buna sevindi. Kilisede dua eden meyhaneci yaptıklarından utanç duydu, Tanrı buna da sevindi. Hz. Yahya çöle gitti, Tanrı bundan memnun oldu. Hz. Yusuf ise büyük bir şehre Ninova’ya gitti,
Tanrı bundan da memnun oldu.” “Yani Tanrı’yı memnun etmenin bir formülü yok. Ruhuna ne yapmak istediğini sor: Eğer hayallerindeki yolda ilerlersen dünya çok daha iyi bir yer olacaktır.

(Çeviren: Mine Akverdi Denktaş)

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300