BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Orkestra şefinin sazı, orkestrasıdır. Besteci, yorumcu, dinleyici üçgeninde uyumlu bir yorum elde etmek için şefin mutlak otoritesi gerekir. Orkestrada tek karar şefindir. Hatta, ‘demokrasi yoktur’ deyişi, herhalde bir tek orkestra ortamı için geçerlidir” diyor Evin İlyasoğlu, hazırladığı Gürer Aykal, ‘Şefle Yüz Yüze’ kitabının önsözünde. 11 yaşında başladığı konservatuvar eğitimini 26 yaşında tamamlayan Gürer Aykal’ın kemandan sonra kompozisyon ve sonunda gönlünde yatan şeflik diplomalarına kavuşturan, yurtdışında birçok orkestrayı yönetmesini sağlayan azmi ve gençlere yol açan projelerini ayrıntılarıyla anlatıyor kitap. Aykal’ın bir müzik dehası olmasını ilmek ilmek aktaran İlyasoğlu, 2 yıllık bir çalışmanın ardından kitabını sanatseverlerle paylaştı. Bu kitap kuşkusuz müzik tutkunlarını çok mutlu edecek. Çünkü kitabın en büyük özelliği 9 CD ve 1 DVD’lik müzik arşiviyle birlikte sunulması. Hatta Gürer Aykal’ın gençlik döneminde yönettiği birçok eserin kaydı da temizlenip konduğundan ortaya dev bir müzik arşivi çıkmış. Fotoğraflar ve hayatından kesitlerin sunulduğu ayrıntılar ise Aykal’ın hayatına yakından bakma şansı sunuyor.


Klasik müzik dünyasının yakından tanıdığı Evin İlyasoğlu, bugüne kadar yazdığı kitaplarla birçok önemli müzisyenin hayatına yakından bakmış biri. 21 yıldır Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de Klasik Müzik Konserleri düzenliyor. Hazırladığı Gürer Aykal kitabının orkestra ailesini merak edenlere bir rehber olmasını ve genç müzisyenleri özendirmesini diliyor. İlyasoğlu ile 5 çayında buluştuk.


Kitabı hazırlarken Gürer Bey’e dair en şaşırdığınız şey ne oldu?
Eşi ölünce, 3 oğluyla Amerika’da kalıyor ve “Çocuklarım için hayata başlamalıyım, güç kazanmalıyım” diyor, kendini koyvermeden yepyeni şeylere giriyor. Orada yönettiği her orkestrada göklere çıkarılıyor hatta ordinaryüs profesör ilan ediliyor. En güldüğüm şeyse konservatuvarda Gürer Aykal’ı önce keman bölümüne sokuyorlar, 9 yıl sonra bitirdiğinde Adnan Saygun, “Senin işin daha bitmedi, şimdi kompozisyon okuyacaksın” diyor. Ama gönlünde orkestra şefliği var. “Bu arada orkestrada çalışacaksın” deniliyor ve maaşlı memur olarak Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na giriyor.


11 yaşında girdiği konservatuvardan 26 yaşında çıkıyor...
Biter bitmez İngiltere’ye gidip şeflik okuyor. Karısı Duygu Aykal da koreograf, gencecik, güzel bir kız. Göğüs kanserinden gidiyor ne yazık ki. Gürer Aykal’ın hayatı bana çok çarpıcı geldi. Kitapta bir orkestra şefinin tarihini görüyorsunuz. Orkestra şefinin yüzü hep orkestrasıdır, sırtı bize dönüktür. İlk defa şefin yüzünü biraz bize döndürmeye çalıştım. Gürer Aykal’ın bir özelliği de genç bestecileri desteklemesi, genç şeflere yol açması. Türkiye’nin her yerinde devamlı orkestra kuruyor ve başına da eski öğrencilerinden bir orkestra şefi seçiyor.


Kitaplarınızın konularını neye göre belirliyorsunuz?
Hep Türk bestecileri seçmeye çalıştım. Hepsinin yurtdışında eserlerinin çalınmış olması, ödüller alması ve eserin bir yerde basılmış olması önceliğim oldu.


Dile kolay, 1996’dan bu yana Boğaziçi Üniversitesi’nin Albert Long Hall Klasik Müzik Konserleri’ni düzenliyorsunuz...
1863 yapımı, müthiş akustiği olan çok güzel bir salonumuz var. İlk çalan İdil Biret ve Fazıl Say oldu. Yurtdışından birçok sanatçıyı getirdik. Hâlâ oturmuş bir sponsorumuz yok ama sanatçılar anlayışla karşılıyor. Bizim salonda çalmak büyük bir racon oldu. İstanbul’un önemli bir merkezi haline geldik ve dinleyiciyi yetiştirdik. Diğer salonlarda her eser arasında alkış kopuyor, bizde hiç alkış olmaz. Çünkü müzisyenleri müthiş tedirgin ediyor. Konser kitapçıklarına her eserin dakikasını yazıyoruz. Gelenler görüyor ve “28 dakika boyunca alkışlamadan oturacağım” diyor. Öğrenciler gelecek yıl için kombine biletlerini alıyorlar. Bu çok övündüğüm bir şey.

YORUM YAP 1
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300
  • Misafir 02 Haziran 2017 Cuma 16:47 tebrikler
300