Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bir gün uyandınız ve evde ayağınıza giyecek ne bir ayakkabı ne de bir terlik olduğunu gördünüz. Ne yapardınız? Etrafımdaki insanlar her türlü ayağına saracak bir şey bulacağını ya da bir yardım gelene kadar evden çıkmayacağını söyledi. Ayağının zarar göreceğini düşünen de var, ayağını göstermekten sakınan da. Ya siz ne yapardınız? Bu soruya Barefoot Planet kurucusu, Moe Morales’un cevabı şu: “İşler eğlenceli hal almış olurdu! Zaten ayakkabı modern dünya baskısı, bir çeşit toplumsal tabudur...” Dünyada Morales gibi düşünen 4.5 milyondan fazla insan var. Onların bu tutkusuna da çıplak ayak akımı deniyor. Bazı ülkeler de bu insanlar için çıplaklar kampı gibi çıplak ayaklılar parkları bile var. Sanmayın bu çıplak ayak akımı da hippilerden kalma; gayet “ayakları yere basan” beyaz yakalısından memuruna birçok kişi bu akıma dahil olmuş. Çıplak ayak akımının öncü ülkeleriyse ABD, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda ve İngiltere. İngiltere’de her yıl Barefoot Festivali düzenleniyor. Sadece festivalciler değil, şarkıcılar da sahneye yalın ayak çıkıyor. Üstelik bu festivale katılmak için 70 sterlin ödeniyor...

Birdenbire nereden geldik bu konuya... Önümüzdeki hafta, 1-7 Haziran, Ulusal Yalın Ayak Haftası’ymış. Bu ABD ve Avrupa’da epey biliniyor. Amaç hem ayakkabısız dolaşanları desteklemek hem de onların artık kullanmadığı ayakkabıları ihtiyacı olanlara ulaştırmak. Ayakkabı bağışlayanlara kurumlar, yalın ayak dolaşmayı deneyimlemeleri için turlara götürüyor. Geçen yıl sadece ABD’den yaklaşık 1 milyon kişi katılınca ayakkabı firmaları da ‘yalınayak’ geziyormuş gibi hissettiren ayakkabılar üretmek için tasarımcılarına görev verdi.

Sürekli çıplak ayakla gezmek isteyenler artınca ABD ve İngiltere’de bazı bölgelerde izinsiz çıplak ayakla gezmek ve çıplak ayakla araba kullanmak yasaklanmış. Avustralya’daysa iyice yaygınlaştığından bazı restoran ve mekânların girişinde “Ayakkabı mecburdur” yazıyor. Bu kanunlara rağmen akıma kapılanları ayakkabı giydirmeye döndürmek de epey zor. Şimdi yazacaklarımı okuyunca belki siz de onlardan olacaksınız...

‘EN İYİ AYAKKABI ASLINDA OLMASA DAHA İYİ’

1994’te Çıplak Ayakla Yaşam kurulmuş ancak bu tek değil, onlarca kurum var. Sadece bu vakfın tüm etkinliklere katılan 3 bin kadar aktif üyesi var. Bu kurumların amacı, çıplak ayak akımını benimseyerek dünyayı ‘hissetmek’, sağlıklı olmak ve kısıtlamalardan kurtulmak. Çıplak ayakla yürürken 330 kas ve 200 kemik çalışıyor. Ancak ayakkabı giyildiğinde bütün kaslar çalışmıyor. Dr. William A. Rossi’nin araştırmalarına göre ayakkabılı ayağın doğal yürüyüş eylemi gerçekleştirmesi imkânsız. Ayakkabının topuğu, bedenin yere olan doğal açısını bozuyor. Beden dengesini sağlayabilmek için kendini yeniden pozisyonlandırıyor. Bu da topuğun yüksekliği arttıkça diz, bilek, kalça, omurga ve boyunda gerilime, uzun vadede sorunlara neden oluyor. Uzun süre giyilen ayakkabılarda başparmağın çıkıntı yapması da aslında rahat hareket edemediğinin bir işareti. Çıplak ayakla yürüdüğünüzde başparmağın görevi yeri kavramak, ancak ayakkabıyla bu mümkün olmuyor. Rossi, “Her yıl tüketiciler, kendilerine daha doğru basış ve rahatlık sözü veren yürüyüş ayakkabılarına dünyanın parasını harcıyorlar. Ama her yıl basış problemleri nedeniyle ortopedistlere başvuran insanların sayısı da artıyor” diyor. “En iyi ayakkabı aslında olmasa daha iyi” diye de ekliyor.

Yalın ayak gezince neler oluyor, o konuyu da aydınlatalım. Ayaklarınız daha biçimli olur. Parmaklar yamulmaz, nasır olmaz ve tırnak batması görülmez. Kaslarınız olması gerektiği gibi çalıştığından bacaklarınız da daha biçimli olur. Ayaklarınıza fazla yük binmediğinden daha zarif hareket edersiniz. Yeni ayakkabı çilesi, ayakkabı vurması veya su toplaması gibi sorunlar yaşanmaz. Yalın ayak yürümek sadece yetişkinler değil, uzun vadede çocuklar için de faydalı. Küçük çocukların düzenli olarak yalın ayak yürümeleri sağlandığı takdirde parmakları düzgün şekillenir. Böylece ileride düz taban gibi ayak bozukluklarının meydana gelme olasılığı azalır. Dahası, yalınayak yürüyen çocuklar çok daha güçlü ayak kavislerine ve daha esnek ayaklara sahip olur. Uzmanlar böyle diyor. Bir de indirim sezonu gelsin diye vitrinde ciğere bakan kedi gibi dolanan bizler için ayakkabı kavramının ortadan kalktığını bir düşünsenize! Gerçi bu dev bir sektör. Dünyada ayakkabı sektörünün büyüklüğü 117 milyar dolardan fazla. Sektörün Türkiye ekonomisindeki yeriyse yıllık 7.9 milyar dolar civarında... Müşteri kaybetmeyi göze alamayan firmalar ayakkabı yokmuş gibi hissettiren, parmakları olan ince tabanlı ayakkabılar üretiyor. Çok da pahalı... Mağazada dolanırken “Bunları kim alıyor, şık durmuyor” derdim, meğer ‘beginner’ çıplak ayakçılaraymış...

Oysa yalın ayak yürümeye başladıkça ayak deriniz gittikçe duruma alışıp cama bassanız da bir şey olmuyor, hatta ayağınız renk değiştirmiyor. Bu konuda maraton koşucusu Alan Webb de “İnsanlar ayakkabısız yürüyecek ve koşacak şekilde tasarlanmıştır” diyor. Mesela Abebe Bikila, 1964 Roma Olimpiyatları’nda ayakkabı bulamayınca maratonu çıplak ayak koşup dünya rekoru kırdı.

USAIN BOLT’UN BAŞARISI YALIN AYAK BÜYÜMESİNDE GİZLİ

Harvard Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Profesör Daniel Lieberman da bu akım yaygınlaştıkça araştırmalar yapmaya başlamış. Dünyada bu akımdan etkilendiği bilinen ve kendi iradesiyle yalın ayak gezen kişi sayısı 4.5 milyonu buluyormuş. Elbette buna yoksulluk eklenirse rakam epey büyüyecek. Sırf Afrika’da 200 milyon kişinin ayakkabısı olmadığı söyleniyor. Lieberman ise kafayı spor ayakkabılarına takmış. Uzun koşular sonucu spor ayakkabıların insanları yavaşlattığını, bunun sadece bir aldatma olduğunu kanıtlamış. Ayakkabıyla koşan ayak darbe şokunu daha ağır yaşıyor ve hızla yükselemiyor. Ama çıplak ayakla koşan kişinin ayaklarının daha az şok yaşadığı ve hafiflik sayesinde topuklarını neredeyse kalçalarına kadar kaldırabildiği görülüyor. Aynı araştırmada Usain Bolt’un uzun yıllar ayakkabısız dolaştığı için ayaklarının olması gerektiği gibi geliştiğini, hızında geçmişindeki yoksulluğun böyle bir etkisi olduğunu da söylüyor.

Ayakkabı firmaları şimdi bana kızacak ama yapacak bir şey yok. Christopher McDougall’ın Burn To Run kitabından ilginç bir ayrıntı. Ultra maratoncu Arthur Newton bir ayakkabıyı 6 bin kilometre boyunca giymiş. Dışı aşındığı, girintileri yer değiştirdiğinden yerlerini değiştirmiş. Yani sağı sol ayağına, solu sağa ayağına giyip 10 yıl boyunca sakatlanmadan koşmuş. Bir ayakkabı tasarlandığı biçimin bu denli dışında giyilebiliyorsa gerekliliği tartışılabilir.

Her şeyden öte beni bu akıma çeken şey şu: Ayak parmaklarınızın arasından akan sıcacık ince kumu, deredeki serin taşları, ıslak çimenleri, ılık betonu hissettiğinizi düşünün... Hayali bile iyi hissettiriyor. İstanbul gibi şehirlerde belki zor ama ılık kaldırımda yalın ayak yürümek doğal SPA etkili masaj. Hem İlhan Berk’in dizelerini hatırlayın: “Çıplak ayak açık bir çağrıdır. Çıplaklık neredeyse varlık nedenidir... Bir düş ülke: Çıplak ayak.”

Dünyada çıplak ayak akımını benimseyen 4.5 milyon kişi olduğu biliniyor. 

ILIK KALDIRIMDA YÜRÜ 10 ADIM ÖNCENİ GÖR

Şehrin temiz bir bölgesinde ya da doğaya yakın bir semtteyseniz, bu fikir de hoşunuza gittiyse, Barefoot Planet, bu akıma dahil olmak isteyenler için küçük bir rehber hazırlamış. Zira birdenbire ‘yalınayakçı’ olmak imkânsız...

- Mahallenizde kısa yürüyüşlerle başlayın, konforunuza göre yürüyüş sürenizi uzatın.

- Ayak tabanınız alışık olmadığından başta kaldırım ve çim gibi sizi zorlamayacak yerleri seçin. Tabanınız alıştıkça her yüzeyde yürüyebilirsiniz. Taban esnek olduğu için bir nesne sürüklenmediği sürece deriyi kolay kolay delemez.

- İlk başlarda güneş dik konumdayken çıkmayın, yanarsınız! Güneş batmaya başlayınca çıkarsanız ılık kaldırımda yürümenin tadını çıkarabilirsiniz.

- Akşamları ayaklarınızı lanolin, üre ve gliserin içeren losyonlarla nemlendirin.

- Birinci seviyede olduğunuzdan çantanıza mutlaka bir terlik ya da sandalet alın.

- Yürürken en az 10 adım önceyi gözünüzün ucuyla kontrol edin.

AYAKKABILAR ASLINDA BİRER MASKE

Bir masal vardı, küçük peri kimin ayakkabısını giyerse o kişiye dönüşüyordu. Şeytan Marka Giyer’de de ayakkabının kişilik üstündeki etkisi anlatıldı. Bazen gerçekten de birinin ayakkabılarına bakarak tarzından tutun, neleri sevdiğini tahmin edebilirsiniz. Ancak yalın ayakçılara göre çıplak ayak karşınızdaki tanımanın en temel yolu... Ayakkabılar aslında birer maske. Hayvanlar nasıl kuyruk sallıyorsa insanlar da farkında olmadan konuşurken ayaklarını hareket ettiriyor. Birinin sıkıldığını, gerildiğini ayaklarından hemen anlayabilirsiniz. Kartlarınızı açık oynamaya varsanız, bağcıkları çözün.