BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Mehmet Açar, HT Magazin'de "Okja" adlı filmi kaleme aldı.

Filmlere sadece evde ulaşabileceğimiz bir geleceği henüz hayal edemiyorum. 3D filmler ve henüz dramatik bir düşüşe geçmeyen gişe hasılatları, filmleri beyazperdede seyretme şansımızın daha yıllar boyunca elimizden alınmayacağını gösteriyor. Ama bu, “ev eğlencesi” sektörünün yeni atılımlar yapmasına engel değil. “Netflix filmi” olarak anılan “Okja” da bunlardan biri... “Okja”nın asıl önemi, “TV filmi – sinema filmi” türündeki ayrımları anlamsızlaştırması... Dolayısıyla “Okja”ya tartışmaların ötesinde öncelikle bir film olarak bakmak gerekiyor.

Güney Koreli yönetmen Joon-Ho Bong, özellikle 2000’li yıllarda “Farklı filmler seyretmek istiyorsanız önce Güney Kore’ye bakın!” diyor olmamın nedenlerinden biriydi. “Cinayet Günlüğü” (Salinui chueok – 2003) seri katil polisiyesi; “Yaratık” (Gwoemul – 2006) canavarlı bilimkurgu, “Ana” (Madeo – 2009) ise intikam öyküleri kategorisinde parlayan mücevherleri andırırlar. “Okja” onlar kadar yenilikçi, parlak değil. Daha alçakgönüllü, eğlenceli ve seyirci dostu bir film bekliyor bizi...

KAPİTALİZME MEYDAN OKUYOR

kapitalizme meydan okuyor Öyküsünü Joon-Ho Bong’un yazdığı “Okja”, fütürist bilimkurgular gibi başlıyor. Küresel bir şirket, yeni bir domuz türü üretiyor ve domuzları, yetiştirilmek üzere dünyanın farklı bölgelerindeki çiftçilere dağıtıyor. Bu domuzlardan biri, dağda yaşayan yaşlı çiftçi ve torunu Mija (SeoHyun Ahn) tarafından büyütülen Okja... Mija ile Okja arasındaki dostluğa şahit olduğumuz ikinci bölümde film, öyküsü itibarıyla “ABD-Japon kırması yarı Disney yarı Ghibli” tarzında bir aile filmini andırıyor. Okja’yı ABD’ye götürmek isteyen şirket çalışanları ve hayvansever militanların öyküye dahil olmasıyla da renkli, eksantrik karakterlerle dolu bir komedi – aksiyon filmine dönüşüyor.



Türden türe atlayan, bazı sahnelerinde hapishane ve soykırım filmlerini dahi hatırlatan “Okja,” Joon-Ho Bong’un önceki filmlerine göre Batı sinemasına daha yakın. Öte yandan, inatçı karakterleriyle tam bir Bong filmi. Kaldı ki Bong, Seo-Hyun Ahn’ın performansının da katkısıyla Mija’nın Okja’yı kurtarma konusundaki akıl dışı inatçılığına odaklanıyor. Saf ve güçlü bir hayvan sevgisine sahip Mija’nın ileri teknoloji, halkla ilişkiler ve küresel kapitalizme meydan okuması, Jay (Paul Dano) gibi hayvan hakları aktivistlerini adeta büyülüyor...

Filmin duygusu, Bong’un Hayao Miyazaki’nin “Komşum Totoro” (1988) filmine gönderme yaparak çektiği, Mija’nın Okja’nın yumuşak karnında uyuduğu sahnede gizli sanki... Orada, yetim Mija’nın dişi domuz Okja’da bir anne şefkati bulduğu kesin ve aslında her şey, sevgi dolu bir varlığın modern dünya tarafından yiyeceğe dönüştürülmesindeki dehşetle ilgili... O yüzden tam bir aile filmi sayılmaz. Nancy Mirando’nun (Tilda Swinton) “Her şeyi unuturlar, önemli olan ucuz et” demesi de çarpıcı. Tilda Swinton ve Jake Gyllenhaal’un abartılı ama akılda kalıcı karakterlerle karşımıza geldiği “Okja” hepimize ayna tutan keskin bir eleştiri. Sinema salonlarında gösterilmemesi talihsiz bir durum. Ama sektör içi rekabetin, önümüzdeki dönemde bizi böyle ikilemlerde bırakmaya devam edeceğini sanıyorum.

YORUM YAP0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300