BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

HT Cumartesi ekinden Arda Aşık, Asian Dub Foundation ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Asya’nın flütünü Amerika’nın rap müziğiyle buluşturan elektronik müzik grubu Asian Dub Foundation, 27 Ağustos’ta KüçükÇiftlik Park’ta. Buraya gelmeden önce sorularımızı yanıtladılar...

Dünya üzerindeki kültürel kutuplaşmanın müziğe de yansıdığı günümüzde, bu sözün geçerliliği için direnen bir grup var, Asian Dub Foundation. Afro-Amerikan ürünü rap’i, Bob Marley’in reggae’siyle harmanlayıp bir yandan Asya’nın flütü bir yandan da Avrupa’nın elektronik müziğiyle destekleyen elektronik müzik grubu; yaptıkları müzikle insan haklarına ve ırkçılığa da dikkat çekiyor. İşte 27 Ağustos’ta KüçükÇiftlik Park’ta %100 URBAN MUSIC’te, müzikseverlere dans ve hareket dolu bir gece yaşatacak Asian Dub Foundation’la gerçekleştirdiğimiz röportaj.

Müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Indian/Bangla, punky, jungle reggae.

Grup nasıl kuruldu?

1993’te, bir eğitim projesiyle başladı.

Konserlerinizde, çocuklar ön sıralara gelip çılgınca eğlenirken ortayaşlı ebeveynler geri çekiliyor. Müziğiniz yaratıcı, eşsiz ve renkli; bu nasıl ortaya çıktı?

Genç ve yaşlı müzisyenler arasındaki birlikten doğan müziğimiz, herkesin etkisini ve tecrübesini yansıtıyor.

Britanya, yüksek kalite bir müzik fabrikası. Brit-pop ya da Brit-rock’tan etkilendiniz mi?

90’ların Brit-pop’u, İngiliz müziğinin başına gelen en kötü şey ve biz buna doğrudan muhalifiz. Basitçe 60’ların The Beatles ve The Kinks gibi gruplarını taklit eden; acid-house, reggae, dum ‘n’ bass gibi İngiliz çıkışlı türleri hor gören bir türdü. Tutucu bir haldeydi, İngiliz müziğinin ileri yerine geriye baktığı ilk sahnenin sebebiydi.

Londra; çokça Asya, Avrupa ve Afrika kökenli insanın yanı sıra yarım milyon Türk’e ev sahipliği yapan bir metropol. Bu çok etnikli yapının müziğinize etkisi nedir?

Bunun cevabını, müziğimizde bulacaksınız.

‘YETER Kİ BİZİ SEVSİNLER’

Doğu Londra’da, ırkçı hareketlerden mağdur olmuş Asyalıların sesisiniz. Irkçı grupların müziğinize tepkisi nedir?

Onlar bizden saklanmakla meşguller.

Sizi hâlâ ayakta tutan nedir?

Bana kalırsa bunun sırrı; değişimi, özümüzü kaybetmeden geçirmekte yatıyor. Eğer gerçekten eşsizsek -ki umarım öyleyizdir- bu grubun ömrünü uzun kılar, çünkü demek oluyor ki modaya bağımlı değiliz.

Türkiye’de Yüzyılın Savaşçıları olarak tanınıyorsunuz; bu size ne hissettiriyor?

Böyle bir şey daha önce duymamıştık ama bu mutluluk verici. Bizi istedikleri gibi anabilirler, yeter ki bizi sevsinler.

Tıpkı müziğiniz gibi Asya ve Avrupa’yı bağlayan bu şehirde daha önce de bulunmuştunuz. Burada sahne almadan önce hisleriniz neler?

Bu özel şehre gelmek, bizim için her zaman heyecan verici olmuştur. Babylon’daki konserimizde, en güzel hislerimizden birini deneyimlemiştik, önümüzdeki sahneyi iple çekiyoruz.

YORUM YAP0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300