Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

22 Ağustos 1985 tarihinde 58 yaşında hayatını kaybeden usta şair Turgut Uyar ölümünün 32. yılında sevenleri tarafından anılıyor. Sevenleri, Turgut Uyar'ın sözlerini sosyal medya hesabından paylaşarak, usta şairi anıyor. Peki, Turgut Uyar kimdir? İşte Turgut Uyar'ın hayat hikayesi ve en güzel sözleri...

TURGUT UYAR SÖZLERİ

* Yüz dilde seni seviyorum desen ne fayda. Bir dilde adam gibi sevmedikten sonra.

* Sana olmayan özlem bir şeye benzemiyor..

* Sevgim acıyor. Kimi sevsem, kim beni sevse..

* Belki yağmura da gerek kalmazdı, insanlar bu kadar kirli olmasaydı.

* Ve oturuldu bir takım şeyler söylendi.. İmla kurallarıyla mutsuzluk üstüne.

* Ancak durursa anlaşılır saatin kaç olduğu.

* Sana diyeceğim şu ki küçüğüm; büyüme! Hayat seni de mahveder.

* Durduğum yer benim değil iken, gidebilecek bir yerimin olmaması ne acı; gidebilecek bir yerim yok iken hala ve inatla durmayışım ne gaflet; nihayetinde olmuyorken yaşıyor olan insanın, yaşıyorken olduğunu bilmemesi bu, bu ne tuhaf bi’ hayret.

* Cümbür cemaat aşka abanıyoruz.

* Başının o ağrısı beni görüncedir. Bana baktıkça yalnızlığın geliyor aklına.

* Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.

* Belki de asıl ustalık budur; her zaman acemi olmayı bilmek.

* İnsan en çok sabahları arar sevdiği kadını.

* Hiçbir şey umurumda değil diyorum aşktan ve umuttan başka.

* Hazırladım, hazıra durdum giydirdim gölgemi kuş çığlığı senin bölgen sorma benim bölgemi aşklar telef olur gider sokak köpeği gibi gitsin harcansın bazı şeyler sen dur e mi?

* Her kadın hoşlandığı adamın soyadını aldığında nasıl durur diye içinden söylemiş ya da bir yerlere yazmıştır.

* Bozuk bir saattir yüreğim, hep sende durur..

* Elbet hep böyle geçmeyecek ömrüm, biliyorum bu çeşit yaşamak, zor. Kim bilir tanrım, kim bilir hangi güzel yerde beni, hangi ölesiye sevda bekliyor?

* Herkes bıraksın senin için ölürüm laflarını. Önce kendiniz için yaşamayı öğrenin, sonra başkası için ölürsünüz.

TURGUT UYAR KİMDİR?

Usta şair Uyar, 4 Ağustos 1927'de Ankara'da doğdu, ilkokulu babasının memuriyeti nedeniyle İstanbul ve Eskişehir'de tamamladı.

Bir şiirindeki "İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım" mısrasıyla, 'insanların sahip olduğu güzelliklerin herkese eşit olarak dağıtıldığını ve onları görebilmek için büyük çaba sarf etmeden, sadece başını kaldırıp bakmanın yeterli olduğunu' aktaran şair, ilkokul yıllarında manzumeler yazmaya başladı, Hayyam, Nedim, Yahya Kemal, Tevfik Fikret, Ahmet Haşim gibi şairlerin eserlerini okudu.

Yatılı olarak 1941'de Konya Askeri Ortaokuluna giren şair, Bursa Askeri Lisesinde eğitime başladı, 1947'de Askeri Memurlar Okulundan mezun oldu. Uyar, 1948'de personel subayı olarak ilk görev yeri Kars'ın Posof ilçesine (Ardahan) tayin oldu. Daha sonra Terme Askerlik Şubesine, oradan da Ankara’ya atanan Uyar, Ankara’da Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Dairesi Başkanlığında üsteğmen olarak görev yaptı.

"Yad" isimli ilk şiiri 1947'de Yedigün dergisinde yayımlanan şair, 1948'de Kaynak dergisinin açtığı bir şiir yarışmasında ikincilik kazandı. Yarışmadan sonra, seçici kurulda bulunan şair-yazar Nurullah Ataç, birincilik adayının Uyar olduğunu açıklayarak, ileride çok iyi bir şair olacağını söyledi.

İlk kitabı "Arz-ı Hal" 1949'da Kaynak Yayınlarından çıkan Uyar, 1952’de "Türkiyem" adlı ikinci kitabını Nurullah Ataç'ın ön sözüyle yayımladı. Kitap, o ve sonraki dönemlerin ünlü şairlerinin kitaplarının yayımlandığı yayınevlerinden biri olan Varlık Yayınlarından çıktı.

"İKİMİZ BİRDEN SEVİNEBİLİRİZ GÖĞE BAKALIM"

Turgut Uyar'ın 1959'da yayımladığı üçüncü kitabı "Dünyanın En Güzel Arabistanı"nda yer alan şiirlerden biri olan "Göğe Bakma Durağı", kendi şiir serüveni içerisinde hem oluşturulan modern yapı ve ses, hem de modernist yaklaşımlarla yeni imgeler kurma açısından dönüm noktası olarak gösterildi.

Kendi şiir ırmağını yeni bir akışa yönlendirdiği dönemde yazdığı şiirlerden biri olan "Göğe Bakma Durağı"nda Uyar, yeni döneminin hemen tüm özelliklerini barındıran bir metin olarak, gerek şairin duyarlığı, gerekse poetik anlayışı bakımından yenileşmenin, modernleşmenin belirgin izlerini taşıdı.

Ayrıca "Göğe Bakma Durağı" isimli şiir, "Dünyanın En Güzel Arabistanı"ndaki öteki şiirlerle birlikte okunduğu zaman anlaşılacak şekilde yazıldığı için edebiyatçılar tarafından, bağımsız bir metin olmak yerine Turgut Uyar şiirinin ana gövdesinin homojen bölgelerinden biri olarak tarif edildi.

Şairin, şiirlerinin yanı sıra, şiirinin poetikasını ortaya koyduğu "Efendimiz Acemilik", "Çıkmazın Güzelliği" gibi yazıları Türk şiirinin bir döneminin kavranmasında başvurulan temel metinler arasında yer aldı. Uyar, Abdülhak Hamid Tarhan'dan Orhan Veli Kanık'a kadar geçen süreci, her şairin bir şiirini esas alarak incelemeye tabi tuttu.

Uyar'ın şiirleri İngilizce, Fransızca ve Sırpçaya çevrildi, kitapları ve yazıları Varlık, Yeditepe, Pazar Postası, Dost, Değişim, Türk Dili, Yedigün, Kaynak, Şimdilik, Forum, Yeni Dergi, Hürriyet Gösteri, Milliyet Sanat, Düşün, Dönem ve Papirüs dergilerinde yayımlandı. Şair, Hüseyin Cöntürk’ün çıkardığı Dönem dergisinin kurucuları arasında da yer aldı.

İlk evliliğini Yezdan Şener ile yaparak 18 yaşında baba olan Uyar'ın bu evlilikten Semiramis, Şeyda ve Tunga, 1969'da yazar Tomris Uyar'la yaptığı ikinci evlilikten Turgut adlı çocukları oldu.

Uyar, 1958 yılında, zorunlu hizmetini tamamladıktan sonra yüzbaşı rütbesindeyken ordudan ayrıldı. Ankara’da, SEKA İrtibat Bürosunda ve Sanayi Bakanlığında memur olarak çalıştı. 1969'da emekliye ayrılarak İstanbul’a yerleşen Uyar, 22 Ağustos 1985'te siroz hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdi.

ÖDÜLLERİ VE ESERLERİ

Uyar'ın "Tütünler Islak" kitabı 1963 Yeditepe Şiir Armağanı, Tomris Uyar'la birlikte Lucretius'tan yaptığı "Evrenin Yapısı" çevirisiyle 1975 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü, "Kayayı Delen İncir" 1983 Behçet Necatigil Şiir Ödülü, yeni şiirlerinin eklendiği ve tüm şiirlerini toplayan "Büyük Saat" kitabıyla 1984 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.

Şair, şiir dalında "Arz-ı Hal", "Türkiyem", "Dünyanın En Güzel Arabistanı", "Tütünler Islak", "Her Pazartesi", "Divan", "Toplandılar", "Kayayı Delen İncir", "Büyük Saat", inceleme dalında "Bir Şiirden", eleştiri dalında "Sonsuz ve Öbürü" eserlerini okuyucuyla buluşturdu.