Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

BÜLENT GÜNAL / AHT
bgunal@cyh.com.tr

Yazar Nedim Gürsel “Şeytan, Melek ve Komünist” isimli eserinin bir Nâzım Hikmet biyografisi değil, bir roman olduğunu ve bu nedenle hayal dünyasını yansıttığını belirtti. Gürsel romandaki baş kahramanla ilgili düşüncelerini ise şöyle dile getirdi:

“Romanda üç karakter var. Harp Okulu eski öğrencisi, eşcinsel ve muhbir bir komünist, deyim yerindeyse bir eski tüfek olan Ali Albayrak. Ali’nin okuldaki ve Türkiye Komünist Partisi’ndeki lakabı Melek. Hayranı olduğu Nâzım Hikmet’i ihbar eden raporlardaki kod adı ise Şeytan. Diğer karakter, şehvet düşkünü bir şarkıcı olan İpek ve İpek’e âşık bir biyografi yazarı. Bu yazar vasıtasıyla Nâzım Hikmet de anlatıya giriyor.”

‘EŞCİNSELLİK BİR HASTALIK DEĞİL’
Romandaki kahramanların yollarının 20. yüzyılın büyük yıkımlarını yaşayan Berlin’de kesiştiğini söyleyen Gürsel sözlerini şöyle sürdürdü:

“Amacım geleneksel değerlerle, ataerkil ahlâk anlayışıyla uyuşmayan, marjinal bir kahraman yaratmaktı. Üyesi olmak istediğimiz Avrupa Birliği ülkelerinde eşcinsellik ne bir “hastalık” ne de “Marjinallik” gibi algılanıyor artık, neredeyse kırk yıldır yaşadığım Paris kentinin Belediye Başkanı Bertrand Delanoe bir eşcinsel. Bu, onun cinsel tercihi ve kimseyi rahatsız etmiyor. Ülkemizde öyle değil ne yazık ki. Giderek daha muhafazakâr bir toplum oluyoruz. Oysa başkaldırı, yeri geldiğinde bir değer, hatta bir erdemdir. İnsanları cinsel tercihlerinden dolayı aşağılamamak da öyledir.”

‘KOMÜNİZM GÜZEL VE BÜYÜK BİR ÜTOPYAYDI
Nedim Gürsel, “Şeytan, Melek ve Komünist” adlı romanıyla neden tepki alabileceğini şöyle açıkladı: “Bu romanla muhafazakâr solcular olarak nitelendirebileceğim bir kesimin tepkisini çekebilirim. Ama tarihsel gerçekleri, TKP tarihini saptırmadım. Nâzım’ın siyasi mücadelesini de. Bu konular da ne yazdıysam doğrudur ama roman kahramanlarının bakış açısından sorguladım Türk solunu ve yirminci yüzyılı. Biliyorsunuz kurmaca yapıt her zaman gerçekler değil çoğu kez geçerlilikler peşindedir. Türk solu yeni bir arayış içinde değil ne yazık ki. Oysa ülkemizde çağdaş, küreselleşen dünyamızı kavrayabilen, sorun değil çözüm üreten, Marksist ya da sosyal demokrat bir sola her zamankinden daha çok gereksinim var. Bakalım bu boşluğu kim ve ne zaman dolduracak?’’

Gürsel kitabına ilişkin değerlendirmesini şöyle noktaladı:

“Komünizm güzel ve büyük bir ütopyaydı. Ali Albayrak’ın romanda söylediği gibi komünizm yanlış uygulamalar sonucu büyük bir yalana dönüştü. Ama, eşitsizlik ve sömürü tarihe karışmadıkça, adaletsizlikler ve haksızlıklar ortadan kalkmadıkça hep var olacak, belki bir gün aramıza yeniden dönecektir.’’